Giriş
(9)

AI'dan sonra hangi işler sıfırlanacak, ne kadar sürede?

gabe h coud
Mesela mesleği halı tasarımı olan (desinatör) insanlar var. Şu andan itibaren işsiz kalmaları gerekmiyor muydu? Hala desinatörlük okulları, kursları devam ediyor. Mesleği olanları anlıyorum da okullar ne düşünüyor, okula, kursa gidenler ne düşünüp gidiyor. Neler oluyorr??Halı şirketi AI'ın kendisini
Mesela mesleği halı tasarımı olan (desinatör) insanlar var. Şu andan itibaren işsiz kalmaları gerekmiyor muydu? Hala desinatörlük okulları, kursları devam ediyor. Mesleği olanları anlıyorum da okullar ne düşünüyor, okula, kursa gidenler ne düşünüp gidiyor. Neler oluyorr??

Halı şirketi AI'ın kendisinin yada AI'ın bir günde binlerce farklı özgün tasarım yapabileceğinin farkında değil mi, bunu mu anlamalıyız?
0
gabe h coud
(20 saat)
sağlık sektörü ve mavi yaka işler dışında AI pek çok alanı etkileyecek. AI'in etkilememiş haliyle bile artık diplomalar pek iş yapmıyor. Kimse fazla ileriyi düşünmüyor
0
michael harddd
(19 saat)
Evet seri üretim tasarımcıların çoğunun işi zorda. Diğer taraftan daha niş, lükse yönelik çalışan tasarımcı ve sanatçılar için çok bir tehlike yok gibi.

Bugün de fabrikalarda halı üretilebilirken, el dokuması özel halılar var hala sonuçta ve bunlar dünya para. Kimse lüks kaygılarla aldığı bir şeyin ai tarafından üretilmesini istemez heralde.

Tamamen teknik üzerine kurulu işlerin hepsi tehlikede aslında. Bir işin matematiksel ve mantıksal altyapısı ne kadar belirginse AI o kadar zarar veriyor gibi. Örneğin programcıların çalışma stili büyük ölçüde değişti.

Diğer taraftan insan faktörü de tekrar kendini gösteriyor. AI'ın yapabileceği şeyi AI yapıyor evet, ama bir de AI'ı iyi kullanabilen insanların yapabildiği daha komplike şeyler de ortaya çıkıyor. Neticede AI bir kişi değil, bir araç. Bir şeyi sadece AI'ın yapması ve insan kontrolünde AI yardımıyla yapılması arasındaki fark ilerleyen süreçte daha belirgin olacak sanırım.
+1
akhenaten
(19 saat)
Kendi sektörümden örnek verirsem (üretim, tedarik zinciri) kesinlikle etkisini göremedim. Ki şirket Microsoft ile yatıp kalkan (şu an aktif elimde olan uygulamalar yer gök copilot, palantir, power bi) data center işinde bir şirket ama yapay zekadan öte benim gördüğüm etki hep offshoring. Rakip firmalar da offshore yapıyor hep operasyonu.
Redditte tedarik zinciri subinda konuşuyoruz, daha kimseden ciddi bir şey bulamadim. Ha bak forwarder/broker işlerine etkisi var çünkü dokümantasyon vs çok var orada. Misal oralarda bildiğin dokümantasyon ile sorumlu ekipler olur bunları kesin etkiler.
Bana göre ai belli bir kuralları takip eden (yazilim, hukuk, cevirmenlik, dokümantasyon ) işlerde ciddi etki yapabilir. Misal ben tedarik zincirinde etkisini global trade uzmanlarinda bekliyorum çünkü onların işi çoğu zaman belli kurallar içinde oluyor ve birçok zaman onlara sormak zorunda kalıyoruz ama bunu yapay zeka belli bir noktaya kadar bence yapabilir. Onun dışında dediğim gibi yapay zekanın etkisini ben şahsen göremedim ama offshore ve it yatırımı (machine learning ile çalışan planlama uygulamalari ki bunlar bilmem kaç yıldan beri var ama çok az şirket kullaniyor) daha çok etkiliyor. Ha tabi şu da var; teknoloji geldiği için daha az kişi gerekti ama teknoloji geldiği için önceden yapamadigimiz bazi işleri yapabilir hala geldiğimizi için orada iş oluştu derken etkisi o kadar ciddi olamadı. Bundan 1 yıl önce "onu yapamayiz çünkü şu yok" derken şu an yeni sistem ile yapabilir hala geldik ve iş oluştu orada.
Ben hep aynı şeyi derim; erp 40-50 yıldır var, hala erp kullanmayan şirketler var, hala boş ERP kullanıp hiçbir planlama yapmayan şirketler var. Ai bunlara gelene kadar 50 sene geçer. Ai ancak ve ancak acayip ucuz olursa gelir yoksa öyle SAP vs gibi maliyetleri ve kompleksligi olursa misal tedarik zincirine net etkisi olmaz çünkü sen ai olsan ne olur senin tedarikcilerin daha erp bile kullanmiyorsa. Al misal su an bir tedarikcim var, adam sistemlerinde sıkıntı olduğu için ne zaman sipariş cikaracagini bilmiyor. Ne yapacak ai buna...

Bir de ai gördüğüm işi direkt elinden almıyor ama misal bundan iki sene önce Safety stock hesaplamak için bir sürü data indirip excelde bakmak gerekirken şu an planlama uygulaması otomatik "bence bunu yap" diyor, bu işin sorumlusu onayliyor ya da onaylamiyor. Ama bu kesinlikle yeni bir şey degil, çok daha teknolojik bir sirkette calisirken bunu ben 2017de görmüştüm. Düşün 100 bin kişilik 20 milyar dolarlık şirkete bu uygulama 7 sene sonra geldi, kim bilir daha ufak şirketler bilmem kaç yıl sonra ancak gelecek.
+2
logisticsmanager
(19 saat)
Umduğumdan daha hızlı ilerliyor.pandemide dijitalde rekabet şansım azaldığı için ticareti tamamen bırakıp sadece nakliye ve gümrük ağırlıklı çalışmaya başlamıştım.

Şimdilik nakliyenin manuel tarafına gelmedi ama evrak ve dispatch aşamasında hızlı bir şekilde ilerlemeye başladı.buradan yola çıkıp dış ticaret ,gümrük işlemleri,yol izinleri,sürüş kontrollerinin kısa bir zamanda tamamen dijitalleşeceğini düşünüyorum.depolama tarafında karanlık depolar hızlı bir yükselişte.otonom transport özellikle çinde hareketlenmeye başladı.çok zaman almadan bunları çevremizde görmeye başlarız.

Şunu hayal etmek zor değil.smart bir araç istanbulda bir fabrikadan yükleme yaptı.kapakları kapandı.bütün bürokrasiyi cloud üzerinde hazırladın.ihracat işlemini başlattın.bu cloudtan gümrük neyin gittiğini görür,maliye evrağını para trafiğini görür.araç yola çıkar.ara gümrüklere,yol kontrollerine,tonaj kontrolüne,saat sınırlamalarına takılabileceği hiç bir engel yok.çok kontrol etmek istiyorsan border da hepsini x rayden geçirirsin.varış yerin almanya.almanya ya geldiğinde otoban kontrol noktalarında zaten hazır sistem var.aracın geliş yaptığı görülür.alıcı sisteme bilgilerini yüklemiştir.check edilir.araç direk alıcı deposuna gider.

Şimdi kurtlar vadisi stayla sayalım,çoğunluk depocular ,öldü,gümrük komisyoncuları,öldü,dış ticaret evrak elemanları,öldü.çoğunluk gümrükçüler,öldü.komşi tonaj var diyen pomak dayı,öldü.takograf diyen trafikçi,öldü.kantarcılar,öldü.ben öldüm.tır şöförleri,öldü.zoll de bekleyen komisyoncular,memurlar,yolda yemek satanlar,dinlenme tesisinde kapıyı tıklatan ablalar

Evdeki süpürgeye slam haritayı yüklediklerinde bu işi uyanıp nayır nolamaz demeliydik,çok geç kaldık.
+1
duptıs
(18 saat)
Suan tum sektorlerde catir catir insan kiyimi yapiliyor zaten. Cogu pozisyonda insana ihtiyac kalmadi. Daha dramatik kovmalarin olmama nedeni carkin donmesinin saglanmasi. Sen birden toplu kiyim yaparsan kimse maas almazsa kimsenin oarasi olmaz, urun/hizmet satacak adam bulamazsin.
+1
ceann deas
(17 saat)
"last mile" uygulamalar henuz yazilip yayginlasmadi. mevcut AI modelleri cogu isin otomasyonu icin yeterli, sadece birilerinin gelip teknolojiyi o işin ihtiyaçlarına özelleştirmesi ve çözümü satması lazım. adım adım da yapılıyor zaten.
+1
robokot
(17 saat)
Ben e-ticaret ve yazılım sektöründeyim. Alt orta seviyede bir çok meslek maalesef hızlı bir şekilde bitecek, örneğin artık junior grafikere ihtiyaç olmuyor, ilginç bir şekilde bu değişim çok hızlı oldu, 6 ay önce bazı karışık görsel işleri için hala insana ihtiyaç var diyorduk Gemini'nin yeni modeliyle bir anda her iş halledilir oldu. Küçük işletmelerde yapılan iş koluna sadece tek kişi bakıyorsa yine birinin yapılacak işi Ai'ye yüklemesi, takip etmesi, hataları düzeltmesi ve onaylaması gerektiğinden o kişi işsiz kalmıyor. Danışmanlık yaptığım firmalarda birden fazla grafiker varsa mutlaka birileri işsiz kalıyor.

Yazılımda çok karmaşık olmayan basit projeler için insana neredeyse ihtiyaç kalmadı. Büyük projeler için hala derleyip toplayacak insana ihtiyaç var ama bütün firmalarda ekipler küçülüyor ne yazık ki. Şu an tek sorun Ai'nin güvenilmez olması, örneğin muhasebe kolunda bir yasaya göre bir işlem yapmasını söylüyorsun ama çok hatalı firmayı tahtaya astıracak çıktılar üretiyor. Para vs. hesaplarında da aşırı güvenilmez durumda halen. Ama o kadar hızlı gelişiyor ki çapraz kontroller ve bir kaç Ai şirketi çıktılarını kıyaslayarak doğruya ulaşan ara yazılımlar ile bu halüsinasyon ve hatalar çok yakında minimuma indirilebilir.
+1
creepy
(17 saat)
Hali orneginde, gecmisten gelen buyuk bir kulturel birikim var. Desenler, teknikler, renkler, semboller, donemler vs. Bu bir sanat. Hangi ciddi okul bunu ai modelleri gelisti diye birden iptal edip birakir? Hangi muzisyen muzik yapmayi birakti?
+1
osssy
(16 saat)
Ben insaat muhendisiyim. Son birkac sene agirlikli olarak masa basi calisiyorum. Su an buyuk bir uluslararasi sirketin ufak bir yurt disi ofisinde calisiyorum. Muteahhitlerin kucuk-orta olcekli isleri icin tasarim yapiyoruz.

Kullandigimiz hesap altliklari vs. hepsi oldukca ilkel seviyede. ai bizim yaptigimiz isi yapamaz mi, anasini bile s... ama insaat muhendisliginde simdilik esas mevzu "ownership" denen nane. yani proje sorumlulugu kime ait olacak. ote yandan buyuk projeler-hesaplar icin benim kariyer omrumu hesaba katarsak, hadi diyelim son 10 senede tekrarli islerin otomasyon hizinda ciddi bir artis var.

valla yapay zeka eninde sonunda butun islerin kokune kibrit suyu ekebilir ama ben o gunu gorur muyu bilemem. ote yandan sunu da dusun, teknoloji gelistikce sehirler, yapi malzemeleri, muhendislik projelerinin dogasi da degisecek, gelisecek. mesela ayda yeni yerlesim birimleri kuruldugunu dusun. uzayda tbm kullanimi, bilmemne gezegeninin kaya kutlelerinin siniflandirilmasi, yercekimi dunyanin 1/5' i olan gezegenlerde betonarme tasarim gibi yeni literatur dallari ortaya cikacak, yani mevcut meslek dallarinin dogasinin gelismesi, yeni meslek dallarinin ortaya cikmasi gibi mevzular da mumkun.
+1
trixi
(15 saat)
(21)

Doksanlı yıllar aslında

kizil karga
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı yıllar sevgisi var, bunun nedeni ne olabilir? Çünkü doksanlı yıllarda güzel olan tek şey Türk pop müziğindeki devrimsel atılımdı, onun dışında yaşı yetenler illa ki hatırlayacaklardır doksanlı yıllar; gazetecilerin suikaste uğradığı, mafyanın devletin polis teşkilatının ortak hareket ettiği, faali meçhul cinayetlerin zirvede olduğu, gözaltına alınan özellikle sol görüşlü vatandaşların bir gecede yok olduğu, bankaların sürekli hortumlandığı ve bir gün ansızın tüm varlığınız yok olduğu, ölüm listelerinin alenen ortalıkta dolaştığı ve bu listedeki insanların infaz edildiği bir dönemdi diye hatırlıyorum ben ama insanımızda enteresan bir doksanlı yıllar nostaljisi var, bunun nedeni ne olabilir beyin sadece iyi olanı mı hatırlıyor ve bunlar unutuluyor mu sizce?
+1
kizil karga
(05.01.26)
90lı yıllar güzellemesi yapanlar sadece 90larda çocuk olanlar yani benim akranlarım :)
biz bilmiyoruz öyle suikast filan, sokakta oynamayı 90lar popunu filan özlüyoruz.
+4
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
bu arada 90'lardaki müziklerde pek güzel değil. İyi bir altyapısı yok. 100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor.

insanların özlediği şey bence teknolojinin azlığı ve daha fazla samimiyet.
0
koela
(05.01.26)
eger ortalama bir hayat suruluyorsa gecmis hemen hemen her zaman romantiktir, ozlem duyulur cunku gencligi temsil eder. insanlarin cogu da ortalama bir hayat surer. yani saydiginiz olaylarin birincil muhatabi degillerdir. gunumuzun internet kullanicilarinin buyuk cogunlugu 90'larda cocuk olan kisilerden olusuyor. bu olaylar yasanirken zaten cocuklar. internet falan da olmadigindan sistematik bir maruz kalma olmuyor. zamanin her seyin ilaci olmasi durumu da var. insan su anki problemlerine odaklanir, gecmiste yasadigi zorlugu unutur. dedigim gibi bunlari ortalama bir birey icin soyluyorum. yani eger iskencelerle dolu cok kotu bir hayatiniz yoksa... yani genclik, zaman, internetin olmamasi, daha cok insan iliskilerine dayali bir yasam, farkli bir guven ortami olmasi vs. gibi cevresel etmenler, hepsinin katkisi var.
+1
Sour
(05.01.26)
Ben o yılları baştan sona gördüm.

90'larda Türkiye; Siyasal islamcıların iktidarda ve bürokraside olmadığı, ordusu Atatürk ilkelerine bağlı, basın ve ifade hürriyetinin büyük ölçüde geniş olduğu, AB hedefi olan, yüzünü hür dünya değerlerine çevirmiş şirin bir Balkan ülkesiydi.

Sorunlar yok muydu vardı ama şimdikinin yüzde beşi kadar bile değildi. Yaşayarak gördük.
+4
yurtsuz john
(05.01.26)
Ben babamın girgir ciltlerinden 80-90 falan okuduğum için daha çok bilgiliydim. Ve insanların çoğu geçmişi unutuyor ama bu sadece bizde değil, her yerde.
Millet x zamanı iyiydi diyor, bir bakıyorsun soğuk savaş var, nükleer riski var, iş güvenliği yok, hastaliklara aşı yok, kansere tedavi yok, ortalama yaşam 60-70 falan, kadınlar eşlerinin malı gibi, eşcinsellere ciddi sıkıntılar var, siyahlara ırkçılık var falan filan.

Ben şahsen geçmişe oranla sadece şu sıkıntıları görüyorum;
- tech brolarin istediğini yaptığı bir dönem.
- shareholder value diye diye bokunun çıkması. Şirketin hisse değerinin her şeyden önemli hale gelmesi
- sosyal medyanın ve etrafımızdaki çoğu şeyin bizim zamanımızi calmaya ve bizi bağımlı yapmaya çalışması

Belki bir iki şey daha vardır ama genel olarak birçok konuda her zaman şu anki dönem 80-90lardan iyi neredeyse her ülkede.
Ya daha şundan 10 sene önce falan isid, el kaide sürekli bomba patlatiyordu. Bu bile unutuluyor.
Ha bu arada Türkiye misal bence 2000-2010lara kadar falan oldukça güzeldi, ama küçük küçük her şeyin değiştiğini görüyorduk. Şu an misal Türkiye kesinlikle o dönemden çok çok daha kötü halde, tartışmaya açık bile değil. Ama 90lardan çok mu daha kötü buna net bir şey diyemem, cocuktum da o dönemleri de okuduk yolsuzluklar falan doluydu her yerde.
+1
logisticsmanager
(05.01.26)
Evet bence bunun önemli kısmı o yıllarda çocuk olduğu için neler yaşandığını hatırlamamak ve çocukluk-gençlik yıllarındaki keyfe özlem duymak.

Ama daha önemli ve gözden kaçan bir şey var o da Türkiye'de yönetici sınıfın değişmesi. Hem paraya sahip olan hem de devletin karar verici mekanizmalarında söz sahibi olan sınıf değişiyor ve önemli kısmı değişti. Hangi sınıftan olduğun da o yüzden eskinin daha iyi olduğunu düşünüp düşünmemek konusunda etkili.

Objektif bir şekilde baktığımı zannettiğimde 90'lar bana da çok kötü geliyor. Şu anda da kötü şeyler yaşanır o zamanlar da kötü şeyler yaşanıyordu. Ama 90'larda pek çok insanın ölümüyle sonuçlanan, neyin ne olduğu belli olmayan daha kaotik, daha az bilgi sahibi olduğumuz kötülükler vardı, o yüzden daha kötü olduğunu düşünüyorum.


Ek: Karşılaştırma yaparken teknolojinin getirdiklerini hesaba katmamaya çalıştım. İnternetin, robot süpürgenin, tıptaki gelişmelerin dikkate alındığı bir karşılaştırmada eskinin hiç şansı yok.
-1
michael_knight
(05.01.26)
90lı yılları hatırlıyorum ve şimdiye oranla kesinlikle daha iyiydi. faili meçhul cinayetler vardı evet ama şimdi daha fenası var.
o yıllar daha iyiydi çünkü; eğitime önem veriliyordu, tahsilli insanlar hak ettiği değeri görüyorlardı, imam hatip liseleri şimdiki gibi çoğunlukta değildi, siyasette denge vardı, diktatörlük yoktu, siyasileri dengeleyen yozlaşmamış devlet kurumları vardı, medya tamamen yandaş değildi, üniversiteler bağımsızdı ve kaliteliydid, siyasi karikatürler ve taklitler yapılırdı (şu an yapılsa yer yerinden oynar o derece şeyler), büyükiehirler tamamen köy kültürüne teslim edilmemişti, tübitak değerliydi, tekrar yazıyorum devlet kurumlarına güven vardı. daha tonla şey yazarım.
0
abelardo
(05.01.26)
@koela'in "100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor." ifadesini açmak istiyorum.

Erişim kısıtlı olduğu için o dönemde seçiçi davranmak zorunda kalıyorduk. Sadece şarkı olarak değil, gene olarak çoğu şeye erişimimiz kısıtlıydı. Dolasıyla az olan seçeneklerden kaliteli olanını bulmak için kılı kırk yarıyorduk, ince eleyip sık dokuyorduk.

Şimdi ise seçeneklerimiz ve erişimiz devasa boyutta. Kaliteli olanı nereden nasıl bulacaksın?!

@abelardo yozlaşmış devlet kurumları da vardı. Bir devlet kurumu düzgün işlerken, diğer devlet kurumu, pisliğin içine batmış, gırla rüşvetle ve yozluşlukla iş görüyordu.
0
put it in your appropriate place
(05.01.26)
Aklıma gelen ilk artılar: Sosyal medya yoktu. Çoğu insanın yaşam tarzı ve fikirleri umurumuzda değildi. Toplum olarak kafamız bu kadar karışık değildi. Halkın çoğunluğu, hayatını içinde bulunan coğrafyanın gerçeklerine daha uyumlu geçiriyordu. Mahalle kültürü vardı. Avm çılgınlığı ve tekelleşme yoktu. Her yerin yerel esnafından alınırdı her şey. Esnafta çakal olsa da azdı. İnsanlar daha az açgözlüydü. Anadolu liseleri gibi kaliteli ücretsiz orta okullar ve liseler vardı. (Fen liseleri hâlâ iyiler) Eğitim sisemi kendi içinde daha tutarlıydı. Toplum içi saygı ve görgü daha yüksekti. Gıda ve hayvancılıkta şimdiden daha kendine yeter bir haldeydik. Gayrimenkul daha ucuz ve ulaşılabilirdi. Görsel ve yazılı medyanın çoğu tıpkı günümüz gibi tekelleşmiş olsa da, gazetecilik ve mizah şimdiden bin kat daha özgürce yapılabiliyordu.

Aklıma gelen ilk eksiler: Ulaşım ve sağlıkta korkunç kötü seviyelerdeydik. Poliste işkence standart uygulamaydı. Bürokrasi çok uğraştırıcıydı. Devlette muhatap bulamıyorduk. Sade vatandaşa devlet dairesinde insan muamelesi yapılmazdı, en basit işi günlerce, haftalarca sürebilirdi. Ülkenin doğusunda çok ciddi asayiş ve terör problemleri vardı. Memur ve Öğretmen maaşları ile geçinmek mümkün değildi. Okullarda dayak standart uygulamaydı. Alelade bir çavuş valiye posta koyabiliyordu, o derece askeri vesayet vardı.

O zaman da, bu zaman da rüşvet, yolsuzluk, kadrolaşma vardı, var. Kadın cinayetleri, mafya, çeteler, şiddet vs. de o zaman da aynen vardı. Devletin nimetleri kendilerine peşkeş çekilen, iktidar destekçisi zenginler o zaman da vardı. İnsanımızın kalitesizliği potansiyel olarak o zaman da vardı belki ama insan yine utanır, gizlenirdi. Ahmaklık, arsızlık günümüzdeki gibi yüceltilmezdi.
0
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
Alım gücü süper olmasa da şuan ki durumdan iyiydi. Ev, araba almak daha kolaydı. Açıkçası şuan rahat olan çoğu kişi 90'larda yaptıkları sayesinde yaşıyor.

Türkiye bu kadar kalabalık değildi. Büyük şehirler daha yaşanabilirdi. 90'lardan 2000'lerin ortalalarına kadar durmadan yeni binalar yapıldı. Bu konutlar nedeniyle büyükşehirler çok fazla göç aldı. Artık ve trafik kaldırıyor ve su yetiyor.

Siyasi açıdan da hesap verebilirlik vardı. 2003'ten beri din ve rant karışımı bir siyaset yaşıyoruz.
0
michael harddd
(05.01.26)
80-90larda da 3. dunya ulkesiydik, hala oyleyiz. eskiden kemalist/laik olmaya zorlanan bir ulkeydik, simdi dinci olmaya zorlanan bir ulkeyiz. ortasini henuz tutturamadik. :D

pop muzik - tarkan ilk ciktiginda bu ne lan dendigini net hatirliyorum, zira millet trt'de turk sanat muzigi falan dinliyordu cogunlukla. pop olarak kayahan ve nilufer vardi, bunlarin kasetleri cikinca yok satardi, kaset bozulana kadar dinlerdik. "kil oldum abi" baya ters bir sarkiydi o donem icin. sonra sezen aksu/onno tunc madeninden birsuru adam cikti, o madeni tepe tepe kullandik diyebiliriz. 3-5 sarki var demek dogru degil, baya iyi bir donemdi.

ekonomi - berbatti, enflasyon %100 uzerindeydi, surekli yeni para basilirdi. trilyonlar katrilyonlar.

bankalar - saglam bankalarda sikinti yok. ama 1 koyup 3 almaya calisan tayfa dandik bankalarin vaad ettigi uber failere kapilip batti.

kontrgerilla - susurluk ile belgelendi. devlet isine gelmeyi temizlerdi.

terorizm - kotuydu, kalabaliklara pek girmezdik. doguda surekli operasyon olurdu. her ay biryerlerde patlama olurdu. kapali carsiya falan korkarak gittigimizi net hatirliyorum.

siyasiler - yolsuzluk vardi ama bugunki gibi apacik yapilmazdi. ozal'in oglu baya zenginlesti, suleyman'in da kardesi koseyi dondu. ciller de nemalanmistir. birbirlerini aklayarak devam ettiler. ecevit ve erdal inonu disinda yemeyen oldugunu sanmiyorum.

rusvet asiri yaygindi ve dogaldi, polis cevirince para verip gecerdin.

istanbul'da altyapi berbatti. dogalgaz hatlarinin dosendigi donemler, heryer cukur ve camurdu. camur ve pislik icinde bir 10 sene gecirdik diyebiliriz, arabalar cukura falan dusuyordu.

artilar:
+ siyasilerle girgir gecilirdi, hakaret edilmezdi ama dalga gecilirdi. kimse bisey demezdi.
+ siyasi liderler bir tik daha kalifiyeydi, yabanci dil falan bilirlerdi, diplomalari vardi, diploma tartismasi falan cikmazdi.
+ kalabalik yoktu, sokakta park yeri kolaylikla bulabilirdin mesela. yazlik mekanlar tenhaydi. butun sahiller kusatilmamisti, gidip havluyu acip 5 kurus vermeden denize girebiliyordun.
+1
cooperr
(05.01.26)
y kuşağı 90ları iyi hatırlıyor çünkü çocuktuk. madımak katliamında babam oturdu ağladı, ben yetişkin olsaydım çocuklarım için çok endişelenirdim. boomer ve x kuşağı için zor bir süreç olur. bizim için dünya kupası 94 98 falan.
akşama kadar elimizde telefon var, mal gibi yaşıyoruz. tamam 90lar leş gibiydi, süikastler vardı. ama hiç bir dönem 2003 2026 kadar baskıcı da değildi be. evet alt yapı şehirleşme kötüydü. ama geçmişe özlem hep vardı. 2003 sonrası akp değilde daha ortada bir parti olsaydı belki daha iyi olurduk.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. Babam orta okulda mudur yardimcisi/ogretmendi ve tum aile inanilmaz tutumlu olmamiza rahmen cok fakirlik cektik. Turk lirasi kronik cokusteydi. Simdiden iyi miydi kotu muydu orasina girmiyorum. Ama bu eskiye pembe gozluklerle bakma bagimliligi butun dunyada var.
+1
hot potato
(05.01.26)
katlıyorum. aşırı karanlık yıllar. siyasi, ekonomik, toplumsal, her açıdan bitik yıllardı. insanın geçmişi güzel hatırlamak gibi bir sanrısı var maalesef. her şeye rağmen türkiye’de ne seksenleri ne doksanları bugüne yeğlerim.
0
sir gawain
(05.01.26)
hayatı daha katlanılabilir kılmak için insan beyni geçmişi hatırlarken olumlu yönleri daha öne çıkarma eğiliminde doğal olarak. ayrıca çoğu zaman özlenen iyi olduğu düşünülen şey o zamanki dünya veya ortam değil kendinsin aslında. gençliğini, daha heyecanlı, enerjik vesağlıklı olduğu yıllları özlüyor insanlar. bu psikoloji dışında daha iyi olan şeyler var mıydı derseniz şahsen benim Türkiye için umudum vardı; büyüyen bir ülkeydi, Avrupa ülkesi olma yolundaydı, güçleniyordu. Evet o zaman da fakirdik ama 2000'li yıllardan büyük beklentiler vardı. Özgürlükler açısından bakıldığında daha da özgür gibiydik. Siyasi baskılar yine vardı ama halk açısından ifade özgürlüğü daha üst bir seviyede idi.
0
creepy
(05.01.26)
90larda çocuktum. öyle aman aman bir sıkıntı yaşamadığımız sürece de mutluydum.

tek kanallı devirde çok sıkılırdım ben mesela. istiklal marşıya açılış. voltran diye bi çizgifilm çıkardı. çizgi film de sayılmaz haraketsiz tatsız bişey. gece kalkar televizyonu açarsın trt yazar başka bişey yok. ne bileyim ekonomik şartlar bugüne göre daha iyiydi enflasyon bugünki kadar değildi. onun dışına çıkıp dışarda oynamaktan başka yaptığım bişey olmadı. cep telefonu , internet olmadığı için insanlar daha sosyaldi. ne bileyim kadınlar gün yapardı, akşamları ailece misafirliğe gidilirdi. çocuklar dışarda topla veya misketle oynardı. saklambaç oynardık. yakar top oynardık. binbir türlü oyun oynardık. eğlenirdik ama başka yapabileceğimiz bişey yoktu. çok kanallı döneme geçince resmen ağzım açık kalmıştı.

evet karanlık bir dönem ama ben şahsen şu günleri çok daha karanlık buluyorum. o kadar fantastik şeyler görüyoruz ki belki bunlar eskiden de oluyordu ama görmüyorduk. haberimiz olmuyordu. mesela kadına karşı şiddet. terör olayları , cinnet geçiren insanlar vb.

bu söyleyeceğimi miden kaldıramayabilir ama sıcağı sıcağına diye bir program vardı. youtube da yayınları var. o dönemi anlamak adına izleyebileceğin bir program olduğunu düşünüyorum. hani o zamanların müge anlısı.
-2
omer460
(05.01.26)
İnsanlığın boktan olmayan dönemi mi var?

İnsanlar eski günlerdeki güzel anılarını özlüyorlar. O zamanki kendi dertlerini bile siliyor insan hafızası.

Nicki yeni ve güzel olan arkadaşın dediği gibi, bugünün nostaljisi olan 90’ları ananlar çocukluklarını kastediyor; tasolarını, spice girls’ü falan. Kimse “ulan yok şimdi öyle faili meçhuller be” diye dertlenmiyor yoksa.
0
lazor
(05.01.26)
madem gecmis romantik ve nostaljik, neden diger yillari degil de 90'lari duyuyoruz? ben kendimi bildim bileli 90'lar nostaljisi yapilir tum dunyada. insanlik tarihinde dipler de var, pikler de var. kimse ah o 1930'lar 40'lar ne guzeldi demiyordu.

90'lar insanlik icin bir patlama cagiydi, cok guzel filmler, kitaplar yazildi 90'larda. internet, bilgisayarlar evlere girdi, telefonlar ceplere girdi. sadece 90'lar degil 00'lar da ayni derecede iyidir. bugun kullandiginiz google, amazon, youtube, smartphone vs ne varsa 1993-2008 arasi hepi topu 15 yillik donemin meyvesidir. buna benzer bir donem bir de 60'larin sonu 70'lerin basinda yasanmis.

90'larda turkiye cok iyi durumda degildi ama globalden payina duseni aliyordu. yani atiyorum sinemaya gidip jurassic park, titanic, fight club falan izleyebiliyordun. tum dunyada yarin neler yapilacak dusuncesi vardi. kollektif bir optimizm vardi. simdi yarina bakinca sikmeseler bari diyip 90'larda cekilmis eski filmlerin dandik remake'lerini izliyorsun. yahu muzik yapilmiyor artik muzik. elektronik, autotune, sacmasapan sozlere sahip rap dinliyor millet butun dunyada.

bu arada tr altin cagini 90'larda degil 2000'lerde yasamistir. ulkede guzel olan ne varsa 2002-2010 arasi yillarda yapilmis. butun guzel muzikler, efsane rock gruplari, guzel sinema eserleri bu yillarda ortaya cikmis. cem yilmaz'in bir o zamanki filmlerine, stand uplarina bakin, bir simdikilere. zamanin ruhu diye bir sey var.

90'larda dedigim gibi tr teror, deprem, krizlerle calkalaniyordu. global yukselmeden payini alsa da asil sicramasini 2001 krizi sonrasi yapabilecekti. bu 90'lar geyigi ozellikle bati ulkeleri ve japonya icin yapilir.
+3
antikadimag
(06.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. +1
Nostaljik seyler guzel geliyor. +1

Ekonomik durumdan tam emin degilim ama bizim evde o gunun sartlarinda bile baya idareli yasaniyordu. Etli yemek yapmak gibi bir adet bile yoktu. Kurban bayraminda birsey kesilirse o zaman biraz kavurma falan yeniyordu. Bol ekmekli kofte yapildigini hatirliyorum ara sira, demek ki bazen kiyma aliniyormus. Konsantre olmayan meyve suyuna bile biraz su ekleniyordu. Ekonomi soyle boyle iyiydi diyenler muhtemelen ebeveynleri okumus yazmis iyi islerde calisan insanlardi. Nereye bakildigina bagli, ev alma konusuna bakilirsa mesela bugune gore cok daha kolaydi. Bizimkiler bir donem 3 kisi calisti, harcamalar zaten dusuk, gurbetci akrabalardan 3-5 bin mark gibi borclar alindi vs 1997 yilinda sifir bir ev alabildik. Yanilmiyorsam 32 bin mark falandi o zamanin parasiyla, tabii bugunun enflasyonuna uyarlanirsa ne rakam cikar bilmiyorum. Cok da az para degildir.

Medyanin ozgurlugu de biraz yaniltici. Medyanin belli bir cizgisi vardi. Bu cizgi senin sevdigin bir cizgiyse ozgurdu dersin. AKP'li dayiya sorsan o da A haber cok iyi der. NTV'nin yeni ciktigi zamanlari hatirliyorum. Haber yapma sekillerine cok sasirmistik. O zamanlar kanal 7 tarzi butik kanallar haric butun kanallar laiklik elden gidiyeah modunda takiliyordu. NTV'nin daha notr bir dil kullanmasi cok dikkat cekmisti.
0
mbond
(20 saat)
Beynimize bu kadar veri girmiyordu.
İş hayatı çok basitti. Hedefler, toplantılar yoktu.
Yatağa yatıp tavana bakıp hayal kuruyorduk.
Hayattan beklenti çok azdı. Kıyafetlerimizi bile pazardan alıyorduk.
İnsanlar bu sadeliği özlüyor.
0
plastic_angel
(17 saat)
Toplumsal açıdan değerlendirecek olursak o zamanlar cehalet bugünkü gibi prim yapmıyordu, cahil insanlar vardı elbette ama eğitimli insanlara saygı duyulurdu, ekonomik zorluklar, terör vs zor tarafları vardı elbette ama bambaşka bir hayattı yaşanan, pek çok kişinin söylediği gibi çocukluk/gençlik dönemimize gelmesinin romantikleştirilmesinde etkisi büyük ama o zamanlar gençlerin umudu vardı, iyi okuyup çalışkan olarak hayatta yer edilinebilirdiniz, şimdi gençler de ülkenin umutsuzluğundan nasibini almış durumda.

Bir de hayatı küçük çevrelerimizden ibaret sanıyorduk, internet çağı olmadığı için bazı zihniyetlere hiç maruz kalmadık, bugün fiziksel olarak karşılaşmasak da hep bir tehdit söz konusu, o zamanlar duyduğumuz kötü olayların bizim başımıza gelme ihtimali yoktu pek. Susurluk olayı şok etkisi yaratabilmişti, bugün artık hiç bir şey skandal olmuyor.
0
(17 saat)
(2)

AI sonrası sorum sosyal bilimcilere: akademinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

The colors of my sea perfect color me
Merhaba,AI ve Notbooklm sonrası sizin de akademiye dair inancınız sarsıldı mı? Geçen bir arkadaş gösterdi. Dönem ödevini -hatta tezini yazan da var- nootbooklm ile yazıyor. Araştırma konusuyla alakalı onlarca kaynak bulup Notbooklm'e yüklüyor. Ardından yazacağı başlıkla ilgili bir analiz yapmasını i
Merhaba,
AI ve Notbooklm sonrası sizin de akademiye dair inancınız sarsıldı mı? Geçen bir arkadaş gösterdi. Dönem ödevini -hatta tezini yazan da var- nootbooklm ile yazıyor. Araştırma konusuyla alakalı onlarca kaynak bulup Notbooklm'e yüklüyor. Ardından yazacağı başlıkla ilgili bir analiz yapmasını istiyor anında referansları ile beraber analiz hazır oluyor. Arkadaş ise sadece humanization kısmını yapıp notbooklm'in verdiklerini kendi kelimeleriyle yeniden yazıyor. Bu ilerleme akademide iş bulma ümidi olan beni biraz düşündürdü açıkçası. Siz ai'ı ne oranda çalışmalarınızda kullanıyorsunuz? AI ile bir şey üretmek nasıl karşılanıyor camianızda?

Sizce ai sonrası akademiye ve ürettiklerine ihtiyaç olacak mı? Artık sanki kimse kimsenin çalışmasını okumuyor, okumayacak. Her şey çok hızlı üretiliyor.
Şimdi yazdığım yüksek lisans tezimi düşünüyorum da her kelimesini ben yazdım. Ama şimdi üretilenlere bakıyorum da çok daha kaliteli eserler üretilebilirmiş gibi geliyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
0
The colors of my sea perfect color me
(01.01.26)
Akademi öleli çok oluyor. Kötü niyetli kişi yapay zeka olmadan da intihal veya dediğiniz gibi paraphrase yapıyor yahut tezini ödevini başkasına yazdırıyordu.
Üretiminizin kalitesi ile akademide kadro bulma olasılığı arasında korelasyon neredeyse hiç yok.
+3
anon1m
(01.01.26)
-AI'a birşeyler yazdırmak humanization olsa da yakalanabiliyor. Tespit etmek için yazılımlar daha da geliştirilecektir. Zaten akademi review, uzun uzun yazılan litaretürler üzerinden dönmüyor. Data driven konuşmuyorsan, veriye ve bulguya dayalı iş yapmıyorsan zaten akademide yoksun.
0
michael harddd
(01.01.26)
(8)

Kaz tüyü mont ısıtıyor mu

arbre
Kaz tüyü bir mont alacağım. 7 bin TL. Parasına değiyor mu gerçekten?
Kaz tüyü bir mont alacağım. 7 bin TL. Parasına değiyor mu gerçekten?
-3
arbre
(30.12.25)
Kaz tüyünde dolum derecesi önemli. Kuzey ülkesinden bildiriyorum. Nasıl bir kış şartına göre alacağınıza göre değişir.
0
suicides underground
(30.12.25)
ne kadar sogukta giymek istediginize göre fill power'ina dikkat etmeniz iyi olur. fill power yükseldikce fiyat da artar. ben sahsen kaz tüyü montlarin sicacik yaptigini söyleyebilirim. hele alttan bir de polar arakatman giyilirse müthis sicak olur.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.12.25)
Sıcaklık en düşük 0 C olur. Doluluk konusunu bilmiyordum. Aldım, deneyip göreceğim.
-1
🌸arbre
(30.12.25)
sicaklik en düsük 0 derece olacaksa kaz tüyü monta cok ihtiyaciniz olmayabilir. cok üsüyen biriyseniz farkli tabii ama ben hava -4 derece civarini görmeden giymiyorum. sahiden terletiyor.
alirken RDS (responsible down standard) ve Bluesign sertifikalari olmasi güzel olur bu arada. ilerisi icin aklinizda olsun.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.12.25)
Kullanımına da bağlı. Ben mesela kazak giyebilen birisi değilim. O yüzden çok soğuklarda rahat ediyorum kaz tüyü montla.
0
duhan
(30.12.25)
Monta göre değişiyor. 650 ve 850 dolguluk olmak üzere 2 tane kaz tüyü montum var. 650'lik olan çok ısıtmıyor ama Türkiye şartlarında büyük ölçüde işe yarar.
0
michael harddd
(30.12.25)
kaz tuyu alinabilecek en iyi performans montu cunku hafif olmasina ragmen isi yalitimi cok iyi. tek handikapi eger tuyler islanirsa isi yalitimi ozelligi cok azaliyor. bu nedenle disinda su gecirmeyen veya repellent bir tabaka olmasi lazim.

kaz tuyu alinirken 2 seye bakilir. fill power yazilmis zaten. fill power kaz tuyunun ne kadar loft'a sahip oldugunu gosterir. turkce karsilik olarak ne kadar kabarik oldugu denebilir sanirim. en az bunun kadar onemli olan digeri ise ne kadar tuy kullanildigidir. cogu ciddi outdoor firmasi kac gr tuy kullanildigini yazar ancak bu fill power kadar reklam yapilan bir parametre degil.

demek istedigim 150 gr 550 fp kullanan mont, 60 gr 800 fp kullanan monttan daha iyi isitir. bu nedenle ciddi outdoor firmalari kac gr kullanildigini da ekler.

bu montlarin en onemli ozelligi agirliklarina gore iyi isi yalitimi vermesidir. hafif ama sicak tutar. ozellikle parkalarda cok ciddi agirlik farki vardir. bomber tipi kucuk ceketlerde ise kendi cebine katlanip burrito boyutunda tasinabilmesi ozelligi vardir. bu nedenle dagcilarin favori esyalarindandir.
+1
antikadimag
(30.12.25)
Bu mont islanirsa iğrenç bir görüntüye sahip oluyor. Bu sebeple ayrıca yağmurdan koruyacak bir kabuk ihtiyaciniz olabilir.

TNf gibi bir markadan mont alırsanız yani ne kadar iyi alırsanız alın, dikiş yerlerinden tüyler çıkmak isteyecektir.

Bunlar handikaplar.

Avantajları zaten arkadaşlar yazmış.

Yine Tnf'nin parka gibi kaz tüylü montları var onlar kalitelidir ama agirdirlar.
0
blue eyes white dragon
(30.12.25)
(7)

İlk defa İngiltere Vizesi alacak biri uzun süreli alabilir mi?

nefertarii
İlk vizede 6 aylık başvurmak zaruri mi? 5 Schengen Vizem var en sonuncusu 2 yıllık, daha hiç gitmedim ama ABD vizem de var. Başka ülkelere (vizesiz/kapıda vizeli) de giriş çıkışım var. İlk defa İngiltere vizesine başvuracak biri olarak 2+ yılı seçsem çıkar mı?
İlk vizede 6 aylık başvurmak zaruri mi? 5 Schengen Vizem var en sonuncusu 2 yıllık, daha hiç gitmedim ama ABD vizem de var. Başka ülkelere (vizesiz/kapıda vizeli) de giriş çıkışım var.

İlk defa İngiltere vizesine başvuracak biri olarak 2+ yılı seçsem çıkar mı?
0
nefertarii
(28.12.25)
En kötü ihtimal 6 aylık verirler paran boşa gitmiş olur. Fazla da bir kayıp olmaz
+2
michael harddd
(28.12.25)
başvurmanızın önünde bir engel yok. isterseniz 10 yıl başvurun.

ancak, ben olsam riske girmezdim. 6 ayla başlar sonradan 2 yerine 5 başvururdum. ben 6 ay, 2 yıl diye devam ediyorum. diğer sefer de 5i atlayıp direkt 10 yılla başvuracağım.
+2
kojonotsuki
(28.12.25)
ilkinde 2 yıllık almıştım. bana olur gibi geldi.
+1
eileengray
(28.12.25)
çıkar evet. belgeleri tam düzgün verirsen sorun olmaz. ilki 6 ay başvurulmalı diye bi şart yok.
+1
jelly bear
(28.12.25)
bence risk alma, 1 yıllık ile başla. red alırsan giden para biraz fazla olur.
0
deartheodosia
(28.12.25)
Daha önce ingiltere vizesi almadım ama, mantıken başvuru süresi fazla diye ret vermeleri saçma değil mi?
2 başvur, fazla gelirse ret değil 6 ay verirler diye düşünüyorum; şengen böyle yapıyor. Uzun başvurmak ne açıdan risk oluyor?
0
Bruce
(28.12.25)
schengenden farkı direkt başvuru süresine göre para alması:

Standard Visitor visa 6-months £127
2 year long-term Standard Visitor visa £475
5 year long-term Standard Visitor visa £848
10 year long-term Standard Visitor visa £1,059

reddederse veya daha az verirse paran yanmış oluyor.
+1
nhk ni youkosu
(29.12.25)
(12)

50 bin suclunun salinmasi

die fetten jahre sind vorbei
Ne dusunuyorsunuz ? Hukumet boyle guvensizligin arsa ciktigi bir donemde bu deliligi neden yapti sizce, bu kadarcik oya bile muhtaclar mi
Ne dusunuyorsunuz ? Hukumet boyle guvensizligin arsa ciktigi bir donemde bu deliligi neden yapti sizce, bu kadarcik oya bile muhtaclar mi
+1
die fetten jahre sind vorbei
(25.12.25)
apoyu bile salmayı düşünüyorlar. 50 bin kişi ne ki?
+3
michael harddd
(25.12.25)
cezaevleri full dolu, bir sürü bekleyen dosya var. ülkede adalet, kanun, istikrar olmayınca ve toplumda dolaylı beklentiyi artırınca af yasasını çıkarıyorlar. coronadaki af çakıcı affıydı, bu da demirtaş affı gibi olacaktı ama galiba anlaşamadılar. daha 11. yargı paketi kabul edilmeden 12. yargı paketini planlmaya başladılar.
-1
mikahakkinen
(25.12.25)
Açılım kaçılım neyse o gündeme gelince toplum genelinde pekakalılar affedilecekse biz neden affedilmiyoruz sorusu belirdi. Onun giderilmesi gerekiyordu. Zaten bu teknik olarak af falan da değil bu arada. İnfaz hukuku düzenlemesi. Gazlar alınacak sonra pekeke afları gündeme alınacak.
0
ground
(25.12.25)
düşüncelerimi küfürsüz ve sonucu silivri'siz ifade edemiyorum. o yüzden çok iyi olmuş, pek güzel olmuş diyorum.
+3
scudman1
(25.12.25)
Harika
0
artıküyeolmakistiyorum
(25.12.25)
45 bine dusmus, hadi gozumuz aydin
0
narod
(26.12.25)
45-50 bin, ilk etapta hemen çıkacakların sayısı. 100 bini aşacak sayı...

.
0
kartallar yuksek ucar
(26.12.25)
doğru bulmuyorum; adelete güveni zayıflattığını düşünüyorum bu tip uygulamaların. hoş, gerçi adelete güven, zayıflamaktan kunta kinte'ye döndü ya neyse...

niye yapıyorlar? çok büyük ihtimalle kendi çıkarları için.
bu kadarcık oya bile muhtaçlar mı? öyle görünüyor...
0
pangea
(26.12.25)
Düzenli olarak af çıkıyor zaten. Müge Anlı'da şu an bir konu var. 3 çocuğuna tecavüz eden ve bir çocuğu da tecavüz edip öldüren adam toplamda 5 sene yatıp çıkmış. Daha önceki olaylarda bir kişiyi öldüren 2.5 sene, 2 kişiyi öldüren sadece 6 sene yatıp çıkmış. Devlete karşı ya da siyasi bir suç işlemediyseniz cezalar böyle. Yetmiyor gibi bir de cezaları indire indire kuşa çeviriyorlar. Işyerinde güvenlik önlemleri almayan ve bu yüzden çalıştırdığı mesemli öğrenci iş kazasında ölen işverene 2 yılın altında ceza vermişler. Yatarı yok. Böyle cezaların caydırıcılığı yok. Biraz kafa dinleyip çıkıyorlar. Kendileri gibi insanlarla aynı koğuşta kaldıkları için kötü muamele de görmüyorlar. Hatta birbirlerinden tüyo alıyorlar. Ödül gibi cezalar.
+2
gnosis
(26.12.25)
Korkunç olay.
Cinayet, hırsızlık olayları artacak. Yere çöp atmayan, hayatı düzgün yaşamaya çalışan insanlar mezara girecekler yada hastanelik olacaklar.
+1
HellKeePer
(26.12.25)
açıkçası takmıyorum. zaten 20 tane suç kaydı olan adamlar sokakta yanımızdan geçiyor.
zaten herkes bir suç işlediği zaman doğru düzgün yatmayacağının farkında.
o yüzden umurumda değil. sadece kimseyle göz göze gelmeden, tartışmadan, güvenli şekilde evime gitmeye çalışıyorum.
0
matilda
(26.12.25)
matilda kafan güzelmiş güle güle kullan. sen kimseyle göz göze gelmeden tartışmadan evine gitmeye çalısınca bu tipler sana bulaşmayacak mı sanıyorsun? zaten sokata var yenisi gelse de sorun olmaz demek nasıl bir kafa gerçekten anlamak mümkün değil.

duyuruya cevap olarak da tabi ki olumsuz. zaten ben bildim bileli bu ülkede af oluyor bir kaç senede bir. ülkenin bir normali oldu. zaten her yıl biraz daha biraz daha suç işlemenin normal oldugu, iyi bir vatandaş olmanın enayilik oldugu bir düzen var. böyle devam ediyor. iyi vatandaşlar suskun oldukça, bir olamayıp zayıf kaldıkça kötüler daha da güçlenmeye devam edecek.
0
abelardo
(26.12.25)
(4)

Figma ile web site arayüzü yapmak için kodlama bilmek gerekiyor mu?

michael harddd
kendime bir web sitesi yapmak istiyorum. hazır template yerine kendi tasarımımı yapmak istiyorum. figma ile kodlama bilmeden yapabilir miyim?
kendime bir web sitesi yapmak istiyorum. hazır template yerine kendi tasarımımı yapmak istiyorum. figma ile kodlama bilmeden yapabilir miyim?
0
michael harddd
(25.12.25)
tasarımsal olarak yapabilirsiniz ama o yaptığınız tasarımı kodlama olmadan gerçek hayata geçiremezsiniz. sadece tasarım olarak kalmış olur. gerçekten web sitesi gibi çalışması için kod yazılması gerek.
+1
elektr10
(25.12.25)
gerekmiyor. yaptıktan sonra gerekiyor.
+1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(25.12.25)
Peki figma tasarımını bubble.io ya entegre edebilir miyiz?
0
🌸michael harddd
(25.12.25)
eklenti ile ya da api ile entegre edebilirsiniz.
0
elektr10
(26.12.25)
(8)

Kol saatinde bu kadar gecikme normal mi?

koskoca kirpi
Merhaba, babama yıl başı hediyesi olarak laf arasında görünüşünü beğendiğini söylediği Casio EFK-100D model saatten alacaktım. Fakat bugün sipariş verirken açıklamasında şöyle bir şey gördüm. Görseli açamayan için özetliyim; "Günde en fazla 35 saniye geri ve 45 saniye ileri gidebilen hassas zaman öl
Merhaba, babama yıl başı hediyesi olarak laf arasında görünüşünü beğendiğini söylediği Casio EFK-100D model saatten alacaktım. Fakat bugün sipariş verirken açıklamasında şöyle bir şey gördüm. Görseli açamayan için özetliyim; "Günde en fazla 35 saniye geri ve 45 saniye ileri gidebilen hassas zaman ölçümüyle güvenilir performans sunar." yazıyor. Bu çok fazla değil mi, fiyatı 18k olan bir saatin günde yarım dakika geri kalması normal mi? Yoksa bu kanunen başımız ağrımasın zaruri açıklaması mı anlamadım.

hizliresim.com
0
koskoca kirpi
(23.12.25)
yuh fazlaymış gerçekten. isviçre mekanik saatler cosc sertifikalı satılır ve onlarda +6/-4 saniye normal kabul edilir. anladığım bir model değil bu ama gerçekten çok fark var.
0
awlmi
(23.12.25)
18 bin lira mekanik otomatik saatler icin yuksek bir fiyat degil. Ilave olarak Casio da mekanik saatleriyle unlu bir marka degil hatta ilk mekanik saatleri. Quartz/pilli saatler accuracy acisindan cok cok cok daha iyi ve ucuzlar.

Ornegin seiko presage’nin benzer fiyattaki bir modeli de ayni accuracy’i sunuyor. Garip bir sey yok.
-1
ghilleinthemist
(23.12.25)
Saatlerin sistemine göre normal midir değil midir, bu konuda bilgim yok. Sadece şunu hayal ediyorum;

Pazartesi sabah 8’de işine gidip saatini ayarlıyorsun… bir sonraki Salı sabahı işe yine 8’de gidiyorsun ve diyorlar ki sana “5 dakika geç kaldın. Bir daha olmasın!”

Bir gün 35 geri diğer gün 45 ileri yapıyorsa belki uzun zaman idare ediyordur ama bu kadar kısa sürede saatini tekrar ayarlamak zorunda kalacaksan bu kabul edilebilir bir şey gibi gelmiyor bana.

Acaba taklit mi satıyorlar?

Edit: bir derdimiz yok, zamanı gösteren ürünün taahhüdünü yorumluyoruz. Senin derdini bilmiyorum. Umarım dermanını bulursun.
+1
lazor
(23.12.25)
Taklitle falan alakasi yok. Casio’nun verdigi accuracy degeri bu. Icinde pil olmayan tamamen mekanik bir cihazin en giris seviyesi versiyonlari icin beklentiniz cok yuksek. Mekanik saatler daha iyi zaman tutmak icin alinan seyler degil. Dert oysa cok daha ucuz quartz saatlerle bu derdi cozebilirsiniz.
-2
ghilleinthemist
(23.12.25)
Sapması çok fazla. Bu saati almazdım. İlla Casio alınacaksa solar yani güneş enerjili saatler en iyisi.
+1
michael harddd
(23.12.25)
hem solar hem bluetooth hem de radyo dalgasi ile zaman kalibrasyonu. yeni çok iyi bir saat çıktı:

www.casio.com

sizin istediğiniz gibi olmasa da arkadaşlarıma bu vesileyle öneriyorum.
0
eileengray
(23.12.25)
tolerans degerlerini yazmislar. muhtemelen o kadar oynamaz. ama 35 sn mekanik saat icin cok.

genelde 3-5 sn oynar. benim omega 2sn sapiyor gunde. ama rolex alip 15 sn gorenler de var. mekanik saat alinacaksa daha duzgun bir sey alinmali.
-1
antikadimag
(23.12.25)
Giriş seviyesi bir mekanik saat için gayet normal. Hatta genel olarak mekanik saat için normal zira mekanik saat sapar.

COSC ve benzeri diğer sertifikaların ölçüm süreçleri laboratuvarda yapılır, hiçbir sertifikasyon günlük kullanım senaryosu dahilinde yapılmaz. Giriş seviye bir ETA/Sellita makine alsanız da buna benzer sapmalarla karşılaşmanız olası. Pek çok Rolex COSC limitleri içinde çalışır, hatta bizzat kullandığım ve çevremde gözlemlediğim Rolex'ler genelde +2 ve -2 saniye aralığında çalışıyor ama arada günde +-15 saniye sapan da olur ve bu durum saatin ayıplı olduğu anlamına gelmiyor İsviçre saatçiliği dikkate alındığında. Kaldı ki saatin dakikliği saatin ömrü boyunca sunabildiği bir şey de değil. Zamanla sapma artıyor genelde. Rolex'de çok daha uzun zaman sonra artar ama yıllar önce kullandığım Tissot daha kısa zaman sonra daha fazla sapmaya başlamıştı.

Özetle dakiklik ve sapmama takıntısı varsa pilli alın geçin, hiç uğraşmayın. Bunu 20 senedir aralıksız mekanik saat kullanan birinin tavsiyesi olarak değerlendirebilirsiniz.
0
10551037
(24.12.25)
(3)

saat satmak

baldur2
oris marka, hic kullanilmamis, kutusunda, butun evraklariyla bir saat var. bunu istanbul'da hangi saatciye satabilirim?
oris marka, hic kullanilmamis, kutusunda, butun evraklariyla bir saat var. bunu istanbul'da hangi saatciye satabilirim?
0
baldur2
(21.12.25)
sahibinden'den veya facebooktan kendin sat. saatçi ölü fiyat verir.
0
michael harddd
(21.12.25)
Türk saat forum a üyelilk açıp ilan koyarak satılabilir
0
kel aynak kusu
(21.12.25)
Hangi modeli? Garantisi var mı hala?

Bir de fiyatını yazabilirsen değerlendiren olur belki buradan da.
0
chicha_v2
(21.12.25)
(6)

vitamin almalık güvenilir web siteri

michael harddd
trendyol ve hepsiburadaki satıcılarda fiyatlar eczaneden çok düşük olduğundan şüpheleniyorum. şu site güvenli diyebileceğiniz yerler var mı?
trendyol ve hepsiburadaki satıcılarda fiyatlar eczaneden çok düşük olduğundan şüpheleniyorum. şu site güvenli diyebileceğiniz yerler var mı?
+1
michael harddd
(21.12.25)
Narecza.com
0
yadigar
(21.12.25)
peki eczanelere niçin güveniyorsun
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(21.12.25)
@Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum

Abi bu soruyu ciddi mi soruyorsun gerçekten merak ettim.
0
🌸michael harddd
(21.12.25)
amazon, vitaminler.com, ty ve hd deki supplementler satıcısı(vitaminler.com kendisi)
0
my fault
(21.12.25)
kozvit, vitaminler.com. diğer satıcılara güvenilmez. her türlü hile olan bir sektör.
+1
mikahakkinen
(21.12.25)
eczaneler de o platformlardan alım yapıyor şüpheniz olmasın.

@mikahakkinen +1 , bu 2 site de hiç pişman etmedi
0
kondansator
(22.12.25)
(2)

kpss ortaöğretim

der meister
lisanstan atıldım, işten de çıkaracaklar yakında. çevremdekiler hep kpss'ye girmemi tavsiye ediyor ama benim eylül-ekim'e kadar ders çalışacak durumum yok, bir şekilde para kazanmam şart. hem iş hem ders de pek olmaz yani o kadar sıkıya gelemem. üstelik düz anadolu lisesi mezunu olduğum için öyle öz
lisanstan atıldım, işten de çıkaracaklar yakında. çevremdekiler hep kpss'ye girmemi tavsiye ediyor ama benim eylül-ekim'e kadar ders çalışacak durumum yok, bir şekilde para kazanmam şart. hem iş hem ders de pek olmaz yani o kadar sıkıya gelemem. üstelik düz anadolu lisesi mezunu olduğum için öyle özellikli bir atamam da olmayacak, sanırım "şanssız" gruba düşüyorum bu anlamda.

genel kültürüm iyidir, türkçe ve sosyal bilimlerde de iyi iş çıkarırım. millet "ya her türlü atanırsın nolcak" diyor da hakikaten öyle mi ya? çalışmadan veya az çalışarak atanabilir miyim? atandım diyelim nereye nasıl atanırım ki uzmanlığı olmayan DÜMDÜK MEMUR ne iş yapar mesela? yabancı dilim var ama o atanırkenki süreçte önemli değil herhalde anca atandıktan sonra belki.

en azından zayıf olduğum birkaç alana ağırlık verip çalışayım diyorum. kpss ortaöğretimde iş imkanı, atama durumu vs. nasıl genel olarak?
-1
der meister
(20.12.25)
Lisans mezunu olmuş olman birkaç bölüm dışında bir avantaj sağlamaz. Sadece atandıktan sonra maaşın onlara göre az olur.

Dümdük memur dediğin odasında facebook'ta takılır, youtubedan muzik dinler. Vatandaş hizmet beklediğinde bugün git yarın gel aga deyip başından savar. Yatış modunda yaşarsın yani. Maaşına göre iyi
0
michael harddd
(20.12.25)
ortaöğretimin kontenjanı çok az. üstelik o az kontenjanın büyük kısmı da özellikli kadrolar (meslek liseleri vs). o yüzden elini kolunu sallayarak kazanılır diyenlere inanmayın. yeterince çalışarak halledebilirsiniz ama.
0
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(21.12.25)
(2)

Diş hekimi Dr. öğretim üyesi ne kadar maaş alır?

bobinhoo
Yeni başlayan devlet üniversitesinde? Tahmin değil de bilen var mı eşinden dostundan?
Yeni başlayan devlet üniversitesinde? Tahmin değil de bilen var mı eşinden dostundan?
0
bobinhoo
(18.12.25)
Normal Dr Ogr Üyesi maaşı. 83 bin ek derssiz, ek dersli 100'ü geçer.
0
michael harddd
(18.12.25)
Normal Dr. Öğr. Üyesi maaşı 76 bin şu an. Ek ders bana bu dönem 5 bin yattı (aylık değil, dönemlik). Normal maaşlar 100'e yaklaşmıyor bile. Başka bir ek ödemesi yoksa -ki döner sermaye falan olması lazım oralarda- bu maaşlar geçerli. Bunlar devlet üniversitesi tabii, özel üniversitelerde farklıdır.
0
evrim halkasi
(18.12.25)
(7)

Güllü nün kızının annesini öldürmek için bir nedeni var mi?

sonhakan
Niye öldürsün?
Niye öldürsün?
0
sonhakan
(14.12.25)
Para meselesi diyorlar.
0
michael harddd
(15.12.25)
anne sütünü tam alamamiş,
zeka geriligi muhtemel.
-4
designer
(15.12.25)
çünkü normal birisi değil.
0
abelardo
(15.12.25)
detaylari bilmiyorum, full tahmin. milyoner annenin culsuz, yeteneksiz kizi. 27 yasina gelmis, annesinde onu krallar gibi yasatacak milyonlar var ama muhtemelen koklatmiyor. cocukken annesi sahnelerde gezerken cok bir bag da gelistirememisler muhtemelen. olurse hayatim kurtulur diye dusunuyor.
+2
antikadimag
(15.12.25)
"Özellikle aile içi şiddet ve cinayet vakalarına bakarken tek bir motivasyonla yetinmek yanıltıcıdır. Bu tür olaylar çoğu zaman, yıllar içinde oluşmuş sağlıksız bir ilişki yapısının dramatik bir çöküşü olarak karşımıza çıkar."

"Güllü’nün kişiliği, kızına hamilelik süreci, çocuklarının babasıyla yaşadıkları, özel hayatı, kızının kişilik yapılanması ya da olası bozuklukları, çocukluk çağı fiziksel travmaları ya da geçirdiği hastalıklar, aile dinamikleri, alkol ve madde kullanımı gibi pek çok başka faktör de elbette vardır ve bunların büyük bir kısmını tam olarak bilmiyoruz.

Bu nedenle yaşananları yalnızca para, madde ya da ahlaki çöküş gibi başlıklarla açıklamak yetersizdir. Bu büyük olasılıkla, sahip olma isteğinin, ayrışamamanın, kontrol kaybının, patolojik bağlanmanın ve yaşam koşullarınınki istikrarsızlıkların dramatik bir sonucudur. Dışarıdan güçlü ve kopmaz görünen bazı bağlar, eğer sınırlar yoksa ve bireyler ayrı ayrı var olamıyorsa, en kırılgan ve en tehlikeli ilişkiler hâline gelebilir."

Makalenin devamını linkten okuyabilirsiniz

www.instagram.com
+3
bahçedekisandal
(15.12.25)
kız biraz serseri tiplerle takılıyormuş, annesi ise bu davranışlarına izin vermiyormuş.
öyle şeyler de varmış.

servetinden pay almak isteği ve duygusal eksiklikler bu yola itmiş olabilir.

olaylar netleşti mi? öldürdüğü kanıtlandı mı?
evdeki güvenlik kamerasından itişme sesleri geliyor ve sonra kızlar aşağı iniyordu.
kimisi bu görüntülerdeki seslerin cinayet kanıtı olduğunu söyledi, kimisi kızın suçsuz olduğunu. ben takip etmedim son gelişmeleri.
0
biseysorcaktim
(15.12.25)
Madde kullanan birinin sebebe pek de ihtiyacı yok gibi. O dakka karar vermiş bile olabilir.
0
olaylar olaylar
(15.12.25)
(7)

Yayımlanmamış tez?

Amaranta ursula
Merhaba arkadaşlar,Bir tez savunulup, basımı yapılıp ve ilgili enstitüye teslim edildikten sonra yayımlanmış sayılmıyor mu? Google akademikten yüksek lisans tezime atıf verenlerin atıf şekline bakıyorum da biri "[Unpublished master’s thesis]" olarak belirtmiş iki farklı yayınında. Başka biri de: [Yü
Merhaba arkadaşlar,
Bir tez savunulup, basımı yapılıp ve ilgili enstitüye teslim edildikten sonra yayımlanmış sayılmıyor mu?

Google akademikten yüksek lisans tezime atıf verenlerin atıf şekline bakıyorum da biri "[Unpublished master’s thesis]" olarak belirtmiş iki farklı yayınında.

Başka biri de: [Yüksek lisans tezi, X Üniversitesi]. Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi. şeklinde bence doğru bir biçimde göstermiş. Hangisi doğru? Bir de google akademikte görünmüyor ama başka bir çalışma daha var benim teze atıf yapan. Haliyle göremediğim atıf yapan diğer çalışmaları merak ediyorum. Kesin olarak görebileceğim bir yer var mı?

Cevaplar için çok teşekkür ederim şimdiden.
0
Amaranta ursula
(12.12.25)
Makale çıkmışsa yayınlanmıştır.
0
michael harddd
(12.12.25)
Enstitü tezinde deişiklik istemeyip kabul ettiyse YÖKte 2 hafta - 2 ay arası değişen bi sürede yayınlanıyor. Ondan sonra yayınlanmış kabul ediliyor.

Google scholarda göremiyorsan akademik bir çalışma olayabilir atıf yapan.
0
truf
(12.12.25)
@truf,
Enstitü tezde değişiklik talep etmedi, tezi vereli 3 yılı aştı. Atıf yapıp göremediğim kişi de doktora tezinde atıf yapmış benim teze.
0
🌸Amaranta ursula
(12.12.25)
Bir yayınevi tarafından kitap formatında basılmadıkça "yayımlanmamış" sayılır.
+1
kiminromeosu
(12.12.25)
Yayımlanmamış: makalesi/kitabı çıkmamış.
0
evrim halkasi
(12.12.25)
Çok güzel soru. Eskiden tezler üniversite depolarına koyulur, bir kitap olarak basılmadıkça, yani genel okuyucuya sunulmadıkça "unpublished" olurdu. Şimdi çeşitli elektronik depolarda tezler bulunabiliyor (YÖK, Proquest) ve bazı tanımlara göre bu onları "published" yapmaya yetiyor. İlginçtir, bu tanımları Kanada'dan iki sitede gördüm:

libguides.jibc.ca

library.ulethbridge.ca

(Çok da araştırdığım söylenemez :) )

Makalenin yayımlanması tezi yayımlanmış yapmaz diye düşünüyorum. Resmi olarak bu tezin "tümünü" (sadece bilimsel bilgi değil, tüm içerik) içermediği için teze "published" demeye yetmez sanıyorum.

Edit: Atıf yapan diğer çalışmayı bulmak için belki akademik olmayan, normal(!) Google'da tezinizi ve adınızı aratmayı deneyebilirsiniz.
0
cosmicstring
(12.12.25)
tezin published olmasi icin yayinlanmasi lazim.
senin tez eger bir dergide yayinlanmadi ise - ki zaten komple tez dergide cikmaz - published degildir.
tezin bir kopyasinin universitenin kutuphanesinde durmasi yayinlandigi anlamina gelmiyor.
0
cooperr
(14.12.25)
(12)

Date planlaması

Civil.leo
Kadınlar date için sen ne istersen onu yapalım dediğimizde neden deliriyor?
Kadınlar date için sen ne istersen onu yapalım dediğimizde neden deliriyor?
0
Civil.leo
(10.12.25)
Cunku karar alici olmak istemiyorlar. Karar veremeyen erkekler pek erkeksi gelmiyor. Kararli, yonlendiren, ne istedigini bilen, lider vs erkek falan istiyorlar. Dusunulup istenen birsey degil muhtemelen tamamen kadin tabiatiyla ilgili. Bugun icinde bulundugumuz dunyada belki korunmaya ihtiyaclari yok ama eskiden gelen bir koruyabilecek erkegi isteme ic gudusu sebep olarak sunulabilir. Daha derin bilgisi olan arkadaslar daha iyi aciklar, ben bu kadar yapabildim. :)
0
mbond
(10.12.25)
kolaya kaçmak gibi oluyor çünkü. ortaya bir fikir dahi atamayacak gibi gözüken bir tablo oluşuyor. ilişkinin biraz süresi de varsa zaten sevip hoşlanabileceği şeylerin bilinip ona göre plan yapılması isteniyor.
0
black holes in the sky
(10.12.25)
işgüzarlık ve alışkanlık, sen listele hangisine yüzünü ekşitmezse onu seç
+1
nahtoderfahrung
(10.12.25)
Neden ellerini ceplerine atmıyorlarsa o yüzden
-9
artıküyeolmakistiyorum
(10.12.25)
Siz belki fikir belirtsin ya da mekan seçiminde özgür olsun, mutlu olacağı yere gidelim diye düşünüp ne yapılacağını sen seç diyorsunuz ama karşı taraf onu emeksizlik olarak anlayabilir. Bence de biraz özensizlik belirtisi bu arada. İnsanlar kendilerini değerli hissetmek istiyor ya, "senin için özel bişi düşündüm" hissinin verilmesi güzel bir şey. Birisiyle buluşmadan önce 5 10 dk zaman ayırıp plan yapın, en azından seçenek sunduktan sonra "ben bunları düşündüm ama sen ne istersin, fikrin var mı?" diye sorarsınız.
+2
kullanicadi
(10.12.25)
Sen ödeyeceksin o yüzden. Parana göre mekan seçeceksin.
-1
michael harddd
(10.12.25)
Dönüşümlü mekan/aktivite seçiyorsanız delirmemeleri lazım :D Beni mesela sürekli tek tarafın plan program yapması aşırı rahatsız ediyor. Karşıdakinin sorumluluk almaktan çekinip hep diğer tarafa sorumluluk yüklediğini düşünüyorum böyle bir durumla karşılaşınca. Adil değil.

Aynı zamanda "şu konuda ne düşünüyorsun?" diye bir soru yönelttiğimde karşı taraftan "sen bilirsin, fark etmez" cevabını almaya da uyuz oluyorum. Belli bir yaşa gelmiş bir insan nasıl fikirsiz olabilir ya :D? Hani şöyle bir cevap verse tamam "ben şunu düşünüyorum ama sen farklı düşünüyorsan ona da uyarım", o zaman bu bir nezaket göstergesi oluyor.
+1
truf
(10.12.25)
Bunun kadınlarla ilgili olduğunu sanmıyorum. Bağlam da vermemişsiniz, olay kinayeden kaynaklı da çıkmış olabilir, sürekli bu durumun tekrarlamasından kaynaklı da.

Eğer ikincisiyse, ilişki iki kişilik bir şey. İnsan karşısındaki kişinin bir fikri, bir arzusu, birlikte yapmak istediği bir şeyi olsun ister. İnsan birlikte olduğu kişinin kendisini düşünüp, onla yapmak istediği bir şey olduğunu hissedip bunu yapmaya hevesli olmasını ister. Bir numarası, bir olayı olmasını ister.

Eğer siz planlamayı sürekli karşı tarafa bırakıyorsanız bir noktada başlarım böyle işe deyip pılını pırtını toplayıp gitmesi muhtemel.
0
akhenaten
(10.12.25)
Farketmez ya, her sebep olabilir bunun nedeni.
0
michael_knight
(11.12.25)
valla onlar delirmese bile sen date planini kendine gore yap zaten, kendin gitmekten keyif aldigin yerlere gore plan yap. begenirse begenir begenmezse kendi bilir en azindan sen sevdigin bir yere gitmis olursun :)
0
bay b
(11.12.25)
sen ne istersen onu yapalim demek "sen planla" demek de ondan. bana her sey uyar, yeter ki sen mutlu ol, senin istedigin olsun kisvesi altinda sorumluluktan kacmak. emin olun her zaman gittiginiz, bildiginiz bir kafe ve restoran bu isi cozer, farketmez demekten cok daha iyi.
+1
Sour
(11.12.25)
ayy valla ben de deliriyorum. ya hep ben mi düşüneceğim hep ben mi ayarlayacağım be adam biraz da sen düşün diye isyan ettiğim çoktur. kendimi hep onu bir yerlere sürüklüyormuşum gibi hissediyorum. bi noktada artık bırakıyorum plan program yapmayı.
0
Sadece soruyorum
(11.12.25)
(9)

izmir'in su sorunu ne olacak?

oldtimer
tahtalı yüzde 1'in altına düşmüş. yağmur yağsa da baraj dolmuyor. kesintiler sanırım beş ilçede her güne çevrildi. izmir'in zaten alıp alacağı yağmur aşağı yukarı bu kadar. 20 günlük su kaldı deniyor ki her gün azalan orana bakarsak doğru gibi. hiçbir açıklama da yok konuyla ilgili yetkililerden. ta
tahtalı yüzde 1'in altına düşmüş. yağmur yağsa da baraj dolmuyor. kesintiler sanırım beş ilçede her güne çevrildi. izmir'in zaten alıp alacağı yağmur aşağı yukarı bu kadar. 20 günlük su kaldı deniyor ki her gün azalan orana bakarsak doğru gibi.
hiçbir açıklama da yok konuyla ilgili yetkililerden. tahtalı da sıfırı çekerse ne olacak? komple su veremicekler mi? var mı bir b planı?
0
oldtimer
(10.12.25)
Şehirlere su temini DSİ'nin görevi, temin edilen suyun dağıtımı belediyelerin görevidir.

Bu tip sorulara verilen cevaplar hep Belediyeleri suçlayıcı olduğu için bir ön bilgi vereyim dedim.
+2
Mirket
(10.12.25)
B planları hiç yok. deniz suyundan arıtma tesisi kurulması ve bunun faaliyete geçmesi en az 2 yılda olacak iş. Üstelik bunun için hiç bir girişim yok. hadi bu kışı ara ara ufak ufak yağan yağışlarla atlatırız ama önümüzdeki yaz çok korkunç olacak.

Günlerce haftalarca olan kesintilerin sonucu büyük göçler olacak.. Çünkü azalan su kaynakları artık izmirin nüfus yogunlugunu kaldırmıyor
+1
limonlu eksi
(10.12.25)
bana da öyle geliyor, ama hiçbir açıklama olmaması çok garip. az buz değil kaç milyon insan yaşıyor şehirde. dün manisa'daki barajların da tükendiğini söylüyordu bir uzman. yani çevre illerden zaten su taşımak ütopik geliyor, haydi oldu diyelim oralarda da çanlar çalıyor.
0
🌸oldtimer
(10.12.25)
ben bir yandan olsun istiyorum 1-2 kurak sene suyun değeri anlaşılsın şehirler boşalsın varsın sıkıntı çekelim
0
rajkoothrapali
(10.12.25)
dibe vurmadan ziplayamazsin.
bizim sehircilik anlayisimiz surdurebilir degil.
cok kucuk olmayan bir ulkenin %50si 3 sehirde yasayamaz, bu direk salaklik.
salakligin da bu tarz sonuclari olabiliyor.
0
cooperr
(10.12.25)
bunun bu sene olacağını ön gördüğümden dolayı izmire dönmedim. son 2-3 senedir izmir kavruldu, adam akıllı yağmur da almadı. şehircilik izmirden ayrılalı çok oldu. izmirde yaşamak zorunda olup başka yere gidemeyecek olanlara sabırlar diliyorum.
0
false pretension
(10.12.25)
Şehir insan sayısını kaldırmıyor. Merkezi yönetim belediyenin kolunu kanadını kırmış durumda. Sıkıntı büyük
0
HellKeePer
(10.12.25)
bu yönetimle bişey olacağı yok. daha kötü olacak.

ayrıca dibe vurmadan sıçrayamazsın diye bir şey de yok. dip de yok. düştükçe düşersin bu kafayla.
0
gurur
(11.12.25)
Şehir yer altı suları ile idare ediyor. Ancak bu uzun süre devam etmez. Şubat-Nisan arası yağış olmazsa izmir bitik.

Cooperr'a katılıyorum. Türkiye'de 3 büyük şehir artık nufusu kaldıramıyor. Yolda yürünemeyen bir şehirde su nasıl yetsin
0
michael harddd
(11.12.25)
(6)

Devam eden işler, beklenilen işler kurumsal olarak nasıl ifade edilir?

Cezcez
Bir sunumda kullanılacak. Daha kurumsal olması açısından. Processing gibi bir şey. İk biriminden ve yazılım ekibinden tamamlanması gereken işleri ifade etmek için kullanılacak. Ek: Türkçe tanımlar arıyorum. İngilizce değil.
Bir sunumda kullanılacak. Daha kurumsal olması açısından. Processing gibi bir şey.
İk biriminden ve yazılım ekibinden tamamlanması gereken işleri ifade etmek için kullanılacak. Ek: Türkçe tanımlar arıyorum. İngilizce değil.
0
Cezcez
(08.12.25)
Pending der ecnebiler
0
michael harddd
(08.12.25)
devam eden isler - work in progress
0
cooperr
(08.12.25)
Yok Türkçe tabir gençler:)
0
🌸Cezcez
(08.12.25)
... yürütülmekte/dir desek?
0
diyecevaplandı
(08.12.25)
süreç
0
duyuruuser
(09.12.25)
Yazılım ile ilgili bir sunum olacaksa processing değil in progres kullanılıyor. Agile örneklerde hep öyledir. To Do / In Progress / Done gibi 3 başlık altında detaylandırıyorlar. Onu da Devam / Devam Edenler / Devam Ediyor / Başladı gibi çevirebiliriz.

Tamamı yazılım işiyse, geliştirme ya da Başladı bile yazılabilir.
0
nickini vermek istemeyen uye
(09.12.25)
(16)

İkinci el kıyafet alıp giyer misiniz?

slm ben yalnız komando yasin
Şu sıralar 2. el kıyafet bakıyorum mont, kaban. Alıpda giyer misiniz. Bizim halkımız genelde ikinci el kıyafete nedense sıcak bakmıyor, alanlarıda biraz küçümsüyor veya o kişi hakkında değişik düşüncelere kapılıyor. Hoş tabii insanların ne düşündüğü pek önemli değil ama siz alıp giyer misiniz?
Şu sıralar 2. el kıyafet bakıyorum mont, kaban. Alıpda giyer misiniz. Bizim halkımız genelde ikinci el kıyafete nedense sıcak bakmıyor, alanlarıda biraz küçümsüyor veya o kişi hakkında değişik düşüncelere kapılıyor. Hoş tabii insanların ne düşündüğü pek önemli değil ama siz alıp giyer misiniz?
0
slm ben yalnız komando yasin
(07.12.25)
Bit pazarı gezen bir insan olarak kaset cd kitap dergi dekoratif obje ıvır zıvır bir çok şey aldığım olmuştur ancak kıyafet ayakkabı asla.
Bunların tutuldukları ve satıldığı şartları görüyorum bu pazarlara boşuna bit pazarı denmiyor... Şimdi diyeceksin ben retro vintage mağazasından alıyorum onların da tanesi 5 liraya çuval çuval buralardan dolduruyorlar. Bazı kıyafet yapısı gereği yıkanmaya ya da yüksek sıcaklıkta yıkanmaya müsait olmayabiliyor ben güvenip almam büyük oranda hijyen kaygısı benimki. Alıp giyen yaklaştıran çok var bir sözüm yok ama bana göre değil.

Edit. Dolap gibi uygulamalar özellikle kadınlar bu tabuyu daha kolay aştılar gibi erkeklerde daha nadir zannediyorum mesela ceket belki alınabilir daha ileri sanmıyorum. Bir de eskiden eş dost akraba arasında özellikle çocuk genç yaşlarimizda böyle değişim olurdu ama tekstil çok daha ulaşılabilir olduktan sonra kalmadı gibi. Mesela bir arkadaşım küçük/ büyük gelen bir kıyafeti giyer misin derse yine az bir ihtimalle kabul ederim.
0
anon1m
(07.12.25)
Evet giyerim ve giyiyorum.
Bir tişört üretebilmek için o kadar çok su harcanıyor ki; kaç canlının içeceği su aslında bu. Dünyamız kaynak bakımından çok zengin değil. Üretim yapılırken ortaya çıkan atıklar, çevre kirliliği, hava kirliliği de cabası.
Bu arada bu insanları da köle haline getiriyor. Daha çok çalışıyorlar, daha az para kazanıyorlar. Birileri de daha çok zengin oluyor.
Benim montum ikinci el. Üç yıldır da giyiyorum. İnsanlara bakma sen. Buna laf eden empati yoksunu, bencil ve cahildir.
+1
rock n roll
(07.12.25)
Temizliğine inandıktan sonra giyerim .
+2
diyecevaplandı
(07.12.25)
mezuniyet kıyafetimi dolap'tan almıştım en fazla kaç kere giyeceğim diyerek. ama günlük ve sürekli giyeceğim bir şey almadım.
0
black holes in the sky
(07.12.25)
ilk sahibi bildiğim bir insan ise alıp giyerim. Bilmediğim biriyse kolay kolay almam. Hele ayakkabı asla.
0
al basmadan donu var
(07.12.25)
kesinlikle giymem. pahalı diye marka ikinci elde almam onun yerine bütçemin el verdiği bir marka alırım. aynı şekilde çakma bir üründe kesinlikle almam.
elektronikte bile ikinci el tercih etmem.
-1
my fault
(07.12.25)
bizim halkin biliyorsun ki cogu monser. salcali ekmege methiyeler düzerler ama ikinci el kiyafet falan aman allah korusun.
ikinci el ayakkabi, ic camasiri, corap giymem ama temizligine inandigim kazak, polar, sweatshirt, kaban gibi kiyafetleri ikinci el de giyerim. özellikle gercek yün ya da kaz tüyü gibi hayvansal ürünle yapilmissa ikinci el olmasi daha da iyidir.
özellikle bebeklere ve cocuklara ikinci el almak cok mantikli bana kalirsa. bebegime de ikinci el kiyafet temiz olmasi kaydiyla alirim. cocukken de teyzemin kizindan bana cok kiyafet gelirdi.

bunun benim icin durumu olmak ya da olmamakla alakasi yok. kaynaklarin heba edilmesinden rahatsizim, yarattigimiz cöp daglarindan rahatsizim, bu ürünleri almak icin bir ofiste degerli vaktimi skk skk gecirmekten cok rahatsizim.
bir kitap okudum ufkum acildi diyebilecegim bir kitap yok ama bir röportaj var. ikinci ele yönelmemin en büyük sebebi pepe mujica'nin 10 sene önce izledigim su röportajidir: www.youtube.com
bu röportaji izledikten sonra saatlik olarak ne kadar para aldigimi hesapladim.
yeni bir sey almadan önce onu almak icin kac saat calismam gerektigini hesap ediyorum. hayatimdan bu kadar kaybolan saati bunun icin harcamama deger mi diye düsünüyorum. bu tutum, alisveris aliskanliklarimi tamamen degistirdi. ciddi bir yükten kurtuldum. eksisozluk.com
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.12.25)
2.el deri ceket alma fantazim var. bunun dışında giymem.
0
michael harddd
(07.12.25)
Giyiyorum.
+1
peki madem
(07.12.25)
her şeyin ikinci elini alırım ama kıyafet almam. eş dost tanıdık giymişse o zaman ikinci sahibi ben olurum ama pazarda satılan ikinci el kıyafeti almayı düşünmüyorum. açıkçası çok bir sebebi yok ama sebepsiz bir prensip belki de.
0
abelardo
(07.12.25)
Ben giyerim.
0
Kahvedesu
(07.12.25)
dolap'tan giyilmemiş ya da etiketli ürün aldığım oluyor. hepsi de tarif edildiği gibi geldi şansıma. giyilmiş şeyi şöyle tercih etmiyorum; ben eşyalarıma çok iyi bakıyorum, kıyafetlerimde ip çekiği, yırtık, sökük gibi şeyler olmamasına dikkat ediyorum. olursa tamir ediyorum; iyi sonuç vermezse o kıyafetten soğuyorum genelde. (bu sebeple eşya ödünç vermeyi de sevmem.) bazı insanlar bunu hiç sallamıyor. bakıyorum kullanılmış çanta koymuş; saplarındaki deri aşınmış, her tarafından ipler sarkıyor vs. bunları incelemekle uğraşmayı göze alamadığımdan tercih etmem. bir de yıkanmayacak şeyleri asla alamam; ayakkabı, deri eşya gibi.
0
lil siztah
(07.12.25)
giyerim. yıkadıktan sonra çok problem etmem.

kendi kızıma daha çok kullanıyorum hatta ikinci el. çocuğa yeni kıyafet almak çok mantıksız gelir. bu 4. kışı daha sıfır montu olmadı, hep dolaptan aldım. iç giyim tarzı ürünler ve ayakkabı tercih etmem sadece. yani şöyle; ikinci el ürünleri alıp bakımını yaptıktan sonra satan mağazalar olsa ayakkabı bile düşünülebilir.
+1
elorelia
(08.12.25)
Para verip alma alışkanlığım yok. Abimin eşinin eskilerini giyerim. Arkadaşlardan da küçüldü, uymadı vb. denip önerilen kıyafetleri alırım. Nerede beleş oraya yerleş insanıyım. :) Genelde aldığım eşyaları tepe tepe kullanırım. Sıkıldığım tek tük şeyi değerlendirebilecek kişilerden rica edip ihtiyacı olanlara göndermeye çalışıyorum.
0
auroraaurora
(08.12.25)
temizliğine kullanımına gore değişir. avm de ya da giyim magazalarında deneyip begendiğimiz tüm ürünler kullanılmıs giyilmiş ürünler zaten.
0
koela
(08.12.25)
kendi aramızda takas grubumuz var, dönem dönem kıyafet, çanta, ayakkabı vb. alıp veriyoruz. küçümsemem, tuhaf da gelmez, ekonomik kaynaklar da dünya kaynakları da sonsuz değil, en azından bunu yapabiliyor olmayı önemsiyorum. ayrıca tüketim çılgınlığına da görece kapılmamış oluyoruz.
0
Phoebe
(08.12.25)
(12)

Bütün okul hayatı boyunca başarılı olmuş insanlar

pembediken
Sonrasında başarılı ,hayatında doğru kararlar alan, mantıklı düşünüp hareket eden vb. kişiler mı oluyor?
Sonrasında başarılı ,hayatında doğru kararlar alan, mantıklı düşünüp hareket eden vb. kişiler mı oluyor?
0
pembediken
(06.12.25)
Okul başarısı akademik zekanın iyi bi göstergesi ama duygusal zekanın değil. Okul başarısına ek olarak duygusal zekası da fena değilse iyi kararlar alır. Değilse ne olduğunu bile anlamadan kuyuda bulabilir kendini.
0
benim bir gizli bildiğim var
(06.12.25)
Tanı konmamış ADHD'li çocuklar var mesela, planlı programlı düzenli okul yıllarında çok başarılı oluyorlar. Zamanlarını daha serbest düzenleyebilecekleri üniversite ve sonrasında bütün sistem çöküyor, iş hayatında bocalıyorlar.
+2
kobuzchu kiz
(06.12.25)
Kobuzchu kiz +1
Okul hayatım başarılıydı ama iş hayatına girdiğimde en çok bu konuda zorlanmıştım. Özmotivasyon ve zaman yönetimi yeteneklerimi geliştirmek için hala uğraşıyorum.
0
Bruce
(06.12.25)
ortaokul/lise tayfasina bakiyorum da, bu cocuk iyi yerlere gelecek dediklerim cogu ya beyaz yaka kole oldu, ya da bir baltaya sap olamamis sekilde dolasiyorlar.
bundan bir bok olmaz dediklerimin de cogu zengin oldu, patronluk yapiyorlar.
ozetle, akademik basari=para denklemi patlayali cok oldu, bitti o is.
okullar robot yetistiriyor, yetistirdekleri robotlar da kalitesiz isin kotu tarafi.
0
cooperr
(06.12.25)
Okul başarısı kişiden bağımsız bir çok koşula bağlı. Aile ortamı, ekonomik durum, sağlık gibi kişinin elinde olmayan başarı üzerinde etkili birçok değişken var.

Günümüzde okul başarısının ilerideki hiçbir davranışla veya parayla pek ilişkisi kalmadı. Herkes kendine göre bir üniversite veya bölüm bulabiliyor. Türkiye'de bulamayan parasıyla avrupada okuyor.

Benim gördüğüm fazla okul takıntısı gerçek hayattan koparıyor. Adam bir bölüme girmiş iş bulamamış bulma şansı da yok ama halen zorluyor. Bir zanaat edineyim demiyor. Falanca teknisyen veya ticaret yapan okumamış bu aptal falan diyor.
0
michael harddd
(06.12.25)
Evet öyle oluyor. Aksini iddia edenler istisnaları sayıyor/görüyor.
-3
gabe h coud
(06.12.25)
Herkes başarılı olacak diye bir kural yok ama kendi çevreme baktığımda doğru bir önerme olarak görüyorum bunu.okul arkadaşlarımdan başarılı olanların hayatada aynı şekilde devam ettiklerini gördüm.beraber büyüdüğüm iki yakın arkadaşım farklı okullarda başarılı bir eğitim hayatları oldu.birisi ülkedeki en büyük holdinglerden birisinin yönetim kurulunda,diğeri en bilinen bankalardan birisinin gmy pozisyonundan yurtdışına gitti.geriye gm olarak gelmesi bekleniyor.

Ama buradaki başarı kıstasımız kurumsal hayatta bir başarı,iyi maaş gibi gözüküyor.ben buna çok sıcak bakmıyorum.corporate hayatlar çok benlik değil.kıskandığım iki arkadaşım var.birisi lisede dans ediyordu ,hala dans etmeye devam ediyor.diğeride bütün hayatını sporla uğraşarak geçirdi.çok güzel işlere imza atıyor.

Burdan yola çıkıp asıl önemli olan istikrar demeyi tercih ederim.
0
duptıs
(07.12.25)
turkiye'nin en iyi anadolu liselerinden birinde okudum. herkes kendi sosyal sinifindan devam etti. orta ust sinif cocuklari ya yurtdisinda okudu, ya da tr'de guzel kariyerleri oldu. mutevazi ailelerden (ogretmen, memur vs) doktor olanlar kuyrugu dik tuttu, digerleri sallantida. alt siniftan ufak istisnalar disinda bir yol olan gorulmedi.

okulda alinan puanlar ile hayat basarisi arasinda dogrudan bir iliski oldugunu sanmiyorum. sosyal beceriler en az zeka kadar onemli hayatta bir yerlere gelebilmek noktasinda.

zaten siniflara gore insanlarin basarili olma sebebi de bu. ust siniftan geliyorsan ailenin tanidigi ve sana is imkani vs verecek insanlarla dogrudan bir network'un icine doguyorsun. okuldan mezun olunca is bulamazsan babanin tanidigi ayarliyor en kotu bi mulakat. alt siniftan gelen kisi kendi networkunu olusturmak zorunda kaliyor yoksa isi zor.
0
antikadimag
(07.12.25)
Türkiye'de akademik başarının hayatta başarının garantisi olduğuna inanılıyor. Yok öyle bir şey.

Çok basit bir ölçeği var bunun. türkiye'nin en prestijli okullarının en prestijli bölümlerinden mezun olanlara bakın. Koç economics, Boğazisi işletme, hacettepe tıp...

Aynı dönemde aynı sınıftan, aynı not ortalamasıyla mezun olan insanların bile çok farklı yaşamları var.

Aynı bölümden aynı sene mezun 2 doktoru alın mesela.
Doktor a bölüm birincisi,
doktor b ortalama altı bir öğrenci.

Ama notları düşük olan doktor b gider nişantaşı'nda ve dubai'de estetik kliniği açar. Botox yapa yapa porsche alır kendine.

Notları yüksek olan doktor a kredi kartı ekstresine bakıyordur asgariyi mi ödeyeyim, tamamını mı diye.

Bir insanın hayattaki başarısını (maddi, manevi, artık nasıl belirliyorsunuz o başarıyı fark etmez o size kalmış. Ona siz bakarsınız) belirleyen bir sürü faktör var:

-Akademik başarı
-Aile
-Maddi durum
-Kişisel network
-Bilişsel yetenekler
-Duygusal yetenekler
-Öngörü
-Cesaret
-Genel kültür
-İletişim becerileri
-Psikolojik durum
-Kişisel finansman yönetimi

Akademik başarı bunlardan sadece biri. Önemli. Ama tek başına yeterli değil.
+1
anten
(07.12.25)
Hayır bu iş öyle olmuyor. Daha doğrusu böyle bir korelasyon kurmak mutlak bir veri vermez bize.

akademik hayatı çok iyi olup iş hayatında çakılan veya silik sıradan bir tip olan çok insan gördüm. Tam aksi olupta, okuldaki akademik becerileri vasat olup iş hayatında çok başarılı ve parmakla gösterilen kişileri de.

Akademik başarı mutlak iş/hayat başarısını getirmez. Getirmiyor. Biraz da Kendimden biliyorum.
0
ezkaza
(07.12.25)
31 yaşındayım, annemle yaşıyorum, hiçbir başarım yok.

herkes benim gibi değil tabii, istikrarlı bir şekilde hayatta başarılı olup iyi yerlere gelenler de oluyor hatta bunların çoğunluk olduğunu söyleyebiliriz ama okul başarısı dünyadaki en abartılmış şeylerden biri. çünkü en başta günümüzün ekonomik gerçekliğiyle ve iş hayatının dinamikleriyle uyuşmuyor.

adam çok zeki veya çalışkandır, gider manyak bir mühendis olur filan evet iş hayatında da başarılı olur ama özellikle sosyal bilimlerde öyle bir şey yok. zaten bu tür bölümlerde spesifik bir alandaki beceri/eğilim insanı çok fazla öne çıkarabiliyor. ben dilciyim mesela her zaman çok başarılı bir öğrenciydim, lisede arkadaşlarımın b1 ingilizce bildiği yerde ben 8-10 sayfalık hikâye çıkarıyordum, üniversitede başka bir dili öğrendim ve orada da bölümün en iyilerindendim vs. ama sonuçta diploma bile alamadım.

alıp çok iyi yerlere gelen arkadaşlarım da oldu ama ben alsam bile bir şey olmazdım muhtemelen. bilmiyorum yani belki ben yanlış düşünüyorumdur, belki "zaten hiçbi şey başaramadın konuşmak senin ne haddine öküz" dersiniz ama ben okul başarısının gerçekten çok abartılı bir kıstas olduğunu düşünüyorum ya.

tabii bir de başarı kriteriniz nedir, o önemli. kimi insan var bir alanda doktora yapıp kıt kanaat geçiniyor. hiçbir şeyi yoksa "ben bu alanda uzmanım" diyebiliyor. kimisi var ki okulu hocalara daha fazla zorluk çıkarmasın diye ZORLA mezun edilerek bitiriyor, işlek yerde tekel işletiyor. şimdi hangisi başarılı, kime göre ve neye göre?

ilkokulda çok yaramaz, cips vermediği için başka bir arkadaşımızın kafasında o cips paketini parçalayan bir arkadaşım yönetmen olmuş mesela. ben bunu televizyonda adamın klibini izleyince gördüm. ben parmakla gösterilen bir öğrenciydim, bi bok olamadım. çünkü istikrarsızım, çünkü disiplinsizim, çünkü sosyal becerilerim yeteri kadar kuvvetli değil.

benim çok iyi bildiğim birkaç şey vardı, öğrencilik hayatım bu sayede çok rahat geçti ama okuldan çıktığımda ya da okul gerçekten zorlaştığında bunun için bir çözümüm, alternatifim vs. yoktu.

çocuklara disiplinli olmak ve çaba göstermek öğretilmeli bence en başta. zihinsel, fiziksel engeli olmayan her insan yeteri kadar disiplinliyse bir yere varır çünkü. benim gibi kendini rockstar zanneden tek yönlü sığırlar da bir yerde duvara toslar, hayatı boyunca başka hiçbir şey görmediği için ne yapacağını bilemez.

velhasıl okulda başarılı olmuş insanların bir kısmı gerçekten çok donanımlı, zeki, yetenekli kişilerdir ve hayatlarının geri kalanında da başarılı olurlar. bir kısmı ise oyunu kolay modda oynuyormuş gibi takılır, 8-16 yaş arası için "çok güçlü"dür ama ondan sonrası için hiçbir fikri ve donanımı yoktur, onlar çakılır.
0
der meister
(07.12.25)
cok sevdigim bir hocam 4.0 ortalamali insanlar icin "hasta bunlar, insan bir kez olsun kotu gununde olmaz mi?" derdi, onu hatirlatti bana bu soru.
0
banach
(08.12.25)
(4)

30 bin zam hakkindaki dusunceniz nedir

lapaz
?
?
-2
lapaz
(06.12.25)
Kamu israflarından biri. Full özelleşme olsa alırsın adamını verebiliyorsan verirsin istediğin parayı. Böyle olunca halktan alınan kendi yandaşına gidiyor.
0
michael harddd
(06.12.25)
kısmen yerinde buluyorum. kamuda ücretler özel sektöre göre çok düşük kalıyor. bu da vasıflı kişilerin özel sektöre kaymasını neden oluyor.
fiyat dengesini sağlamak önemli ama kamuda bu kadar adam kayırma, yandaş olunca gerçekten işini yapan adamları kaçırıyorlar. sonuçta bu zammı alacak yine yandaş oluyor.
gerçek liyakat esaslı bir düzen olsa bu kadar sorun olmaz.
0
my fault
(06.12.25)
bu işi zammı kademe kademe yapsan sıkıntı olmazdı. uzman kadro gitmesin diye deniyor. cezaevlerinde 1 psikolog 1 shu var o da uzman. e her okulda her branşta belli öğretmenler var. bu zammı kademeli yapmak lazım. uzman kadronun kaçması şimdi mi akıllarına gelmiş. mehmet şimşek şunun farkında bütçenin 3de1 i memur maaşına gidiyor. akp zamanında memur sayısı 5 milyonu geçti. akpden önce 3 milyondu. bu devlete külfet. sen bu kadar memura hakkını vermeden ayarsız zam yaparsan adaletsizlik olur. ama mehmet şimşek şunun farkında değil, millet geçinemiyor. hayatında hiç pazara gitmemiş, hiç fatura ödememiş bu dinci grup anlayamaz bu durumu.

emekli 15 bin alınırken sen uzmana seyyanen 30 bin zam verirsen bu halk gene susar ama bu haksızlıktır.
0
mikahakkinen
(06.12.25)
Benim iş yerindeki yönetici pozisyonundaki kişiler gerçekten o maaş farkını hak ediyorlar ama bu çok yanlış bir hak ediş. Çünkü (ben sanat kurumunda çalışıyorum) şef ve şef yardımcısı sadece sanatla ilgilenmesi gereken insanlar ama uğraştıkları en son şey sanat, o derece çok bürokrasi ve angarya var tepelerinde. Müdürün varlığı ne kadar rahatlatıyor bilemiyorum ama çok fayda olduğunu sanmıyorum, sanat kalitemiz yükselmedi çünkü.

Yani çok haksız bir iş yüklenmesinin karşılığı olarak 30.000 tl haklarıdır ama bu iş yükünü hatta iş tanımını düzenleyen bir madde olması daha öncelikli. Adamlar sabah erkenden gelip çoğu zaman akşam çok geç çıkıyorlar, bizim mesaimizden belki yarım kat fazla çalışıyorlar HER GÜN. Bu ben yaptım oldu tarzı, tepeden inme görev tarzı çok yanlış ama adamlar hak ettiler mi zammı, ettiler.
0
muhayyer divan
(06.12.25)
(15)

sıradan bir burgere 16 dolar vermek normal mi?

istististist
isim yapmış sözde bir homemade burgercide, pek de lezzetli olmayan bir burgere kişi başı 16 dolar vermek normal mi? şu an avrupa'da ya da abd'de kaç dolar bu tür bir ürün? bu tür restoranlar, berbat ürünlerine rağmen, google ve benzeri yerlerde nasıl tam puan alabiliyorlar? ajans çalışması falan mı
isim yapmış sözde bir homemade burgercide, pek de lezzetli olmayan bir burgere kişi başı 16 dolar vermek normal mi?

şu an avrupa'da ya da abd'de kaç dolar bu tür bir ürün?

bu tür restoranlar, berbat ürünlerine rağmen, google ve benzeri yerlerde nasıl tam puan alabiliyorlar? ajans çalışması falan mı oluyor? gerçi bahsettiğim yer, o şehirde yıllardır var olan, çok şubeli bir yer.
0
istististist
(04.12.25)
Tr standardı için fazla, Avrupa için eh işte.
0
adivar
(04.12.25)
Normal değil. Abd için bile çoğu bölgede pahalı denilebilecek bir fiyat.
0
michael harddd
(04.12.25)
five guys bu fiyatlarda sanırım. bence normal değil ama hem avrupada hem trde böyle çok fiyat var.
bence bi hamburger 10 euroyu geçmemeli.
0
jelly bear
(05.12.25)
Covid sonrası fiyat algımız iyice bozulmuş anlaşılan.
Yeme içmenin fiyatı üzerine benzeri başka duyurular da vardı burada.
Örneğin bir kahveye 200-250 TL vermekte anormal bir durum.
Bazı harcamalarınızı, marka veya aylık gelirimizin çokluğu üstünden düşünüyoruz. O da yanlış.
Ayda 100bin de alsak o 16 doları vermek doğru değil.

İşletmeye sorsak kira, işçilerin sigortası , serbest piyasa.. falan diye konuşurlar ama o kazancına göre vergisini gereketiği gibi vermiyorsa ayrıca yasa dışı yoldan kazandıklarını düşünebiliriz .
+1
diyecevaplandı
(05.12.25)
Avrupa’da neresi olduğuna göre değişir.

Bizim burda 15urodan fazla vermem.
İtalya’da 50 euroya kadar çıkabilir.
-4
suicides underground
(05.12.25)
New York’ta dün orta halli bir burgercide burgere $24+tax verdim. çok iyi bir restoranda ise $28+tax ve $38+tax (wagyu bu) arasında değişiyor.

düşüncemi yazayım: eti daha doğru dürüst medium rare pişiremeyen İstanbul mekanları için $16 bence çok.
+1
eileengray
(05.12.25)
gittiğim hemen her yerde hamburger yemeye çalışırım. kopenhag’da gasoline grill’de içeceksiz sadece cheeseburger ve patatese 21 dolar vermiştim geçen yıl. budapeşte’de aynı dönem lucky 7’de içecekle birlikte 14.5 dolar ödemiştim. fakat bunlar sıradan değil şehrin en iyi burgercileri denebilir. bu sene helsinki’de friends & brgrs’ta yedim ama pek butik gibi değil zincir burgerci bi nevi, refill içecekle verdiğim para 15.5 euro. Benim için gasoline gibi deneyim adına gidebileceğim bir yerse 25 usd/eur, ortalama bir burgerciyse 15 usd/eur seviyesi üst sınır oluyor.
0
phoarbix
(05.12.25)
amerika icin uygun bir fiyat. turkiye'de genelde patates de servis ediliyordu degisti mi bilmiyorum. ama seattle'da mahalle burgercisinde burger + patates + tax + mekanda yenilecekse de tip ile en az $25'e gelir zaten.

duz hamburger de tax dahil en ucuzu $15'tir.
0
antikadimag
(05.12.25)
ya bu tarz karsilastirmalar hatali.

turkiye'de isim yapmis bir yerde yedim diyorsun, tadi super olmayabilir zaten orda sen markaya para veriyorsun. turkiye'de kac tane isim yapmis balikciya gittim tadi yavandi.
karakoy'de bir balikci var, iceriye girmeye korkarsin ama o lezzeti baska yerde bulmasi zor. turkiye 2. sinif esnaf lokantasi ulkesi.

obur taraftan yurtdisinda isim yapmis yerler de pahali, ama lezzet her zaman fiyatla ayni orantida olmayabiliyor. ny'de "cooook iyi" denilen bir yere gitmistim, sinitzel soyledim aydinger kagidi gibi bisey geldi, havaya kaldirinca karsi duvar gozukuyordu o kadar inceydi. $50 vermistim o tabaga unutamiyorum o kazigi.

medium rare olayina gelince, o biraz kultur meselesi. bizde pirzola dovulur, et pisirilir aga. amerikalilari biraksan hayvani canliyken servis edecekler, hala sinirleri oynuyorken isiriyorlar, et seven adamim ama heriflerin yedigi eti gorunce istahim kapaniyor.
+1
cooperr
(05.12.25)
yaninda patates, icecek falan olmadan sirf burgere mi? avusturya'da en pahali yerlerde o fiyat. hatta bazen daha ucuz. 12-13 euro'ya canavar gibi burger yiyorsun.
izlanda icin normal. türkiye icin cok.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(05.12.25)
Almanyada bulunduğum şehirde googleda 4.9 almış bir homemade burgercide mesela 160 g sığır etli klasik bir burger (beraberinde hiçbir yan ürün yok) 12 eur.

Gramaj arttıkça (220 g + patates kızartması) fiyat da 20 euroya kadar çıkabiliyor.
0
truf
(05.12.25)
Çok butik iyiyse olabilir ama mcdonaldse 2 3 dolar en fazla.
0
mikahakkinen
(05.12.25)
şaşırdınız mı ya berlinde amsterdamda mcdonalds 15-20€ iyi menüler. çok normal fiyat bunlar artık. 30€ ya burger satan sıradan yerler var amsterdamda yanında azıcık patatesle. berlinde sıradan burgermeister burgerler sadece 7-8€ patates içecekle oluyor 15-20€. nerede yaşıyosunuz 2-3 dolar yazmış mcdonaldsa şaka gibi
0
zozjotejmnk
(05.12.25)
kendi alım gücümüze göre mi değerlendiriyoruz yoksa genel bir standart mı olacak?

şu an benim için tokluğu maksimum 8 saat sürecek herhangi bir yemeğe 16 dolar vermek kesinlikle normal değil ama çok parası olan ve lüks yerlerde yemeye alışmış birisi için sıradan bir öğünde 16 dolar gayet harcanabilir bir para.

mesela ben bazı şeylere çok zengin olsam da para vermek istemem. sırf hak etmediğini düşündüğüm için. bu örnekte hamburger öyle değil ama. şu an vermem. zengin olsam sıradan hamburgere 16 veririm, düşünmeye değer bir meblağ olmaz. ama milyoner de olsam oturup sıradan hamburgere o an mecbur veya alternatifsiz filan değilsem 200 dolar vermem örneğin.
0
der meister
(05.12.25)
@zozjotejmnk insanlar menü fiyatlarindan bahsetmiyor, burger fiyatindan bahsediyor.
foodora'dan baktim simdi, mcdonalds'tan bir cheeseburger alinca 2,10€ gercekten. mikahakkinen'in dediginde yanlis bir sey yok.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(05.12.25)
(9)

Ünalan metrodaki kız çocuğunu gördünüz mü

divergent
Akşam 6 civarında. Uzunçayır metrobüsten metroya geçerken aşağı inip sağa dönüyoruz ya, hemen dönünce yürüyen bantların önünde. 2-3 gündür görüyorum. Yanında kimse de yok, tek. Yere bağdaş kurmuş, sırtını duvara yaslamış. Birde sırt çantası var. Selpakları böyle kule yapmış. Bugün de elinde bi kitap
Akşam 6 civarında. Uzunçayır metrobüsten metroya geçerken aşağı inip sağa dönüyoruz ya, hemen dönünce yürüyen bantların önünde. 2-3 gündür görüyorum. Yanında kimse de yok, tek. Yere bağdaş kurmuş, sırtını duvara yaslamış. Birde sırt çantası var. Selpakları böyle kule yapmış. Bugün de elinde bi kitap vardı. Ödevini yapıyordu sanırım.
0
divergent
(04.12.25)
görmedim, kesin dolandırıcıdır.
+3
deartheodosia
(04.12.25)
dilencilik cok ciddi bir sektore donustu. bu isi meslek olarak yapan aileler boyle teatral, deneysel seylere bayiliyorlar. bu asalaklara para vermeyin. verdikce, acidikca o cocuklar sokaklarda daha fazla kalacaklar.
+6
buenosdias
(05.12.25)
Ben gördüm iki gün önce. Klasik bir öğrenci zannettim. Selpak alacaktım. Almadım sonra.
0
basubadelmevt
(05.12.25)
İstanbulda karşılaştığım dilenci numaraları:

-Çöpten yemek yeme numarası:

Restoran çöplerini yere döküp içinde yemek arıyormuş gibi yaparlar.

-Üşüyorum numarası:

Kalabalık cadde kenarlarına ateş yakıp ellerini ısıtıyor gibi yaparlar. Genelde çocukları koyarlar. Galata Köprüsünde sık sık görürsünüz.

-Hasta - tedavi masrafı numarası:

Toplu taşımada hızlıca crowd funding yaparlar. Ellerinde Nuh nebiden kalma uyduruk bir hasta raporu olur. Kıyafetleri makasla kesilip yoksul görüntüsü verilmiştir.

-Bayılma numarası:

Kalabalık mekanlarda yere düşerler. Sara hastasıyım derler. Başına toplananlardan üç beş koparırlar.

-Ders çalışma numarası:

Aynı senin örneğindeki gibi üstünde okul kıyafetiyle, birbirinden alakasız ders kitaplarını önüne yığarlar.

-Fırça düşürme numarası:

Boyacıdır bunlar. Bilerek fırçasını düşürürler. Sen yerden alıp verirsin. Hay sağolasın gel ayakkabını parlatayım para istemem der. İş bitince bi siftah at der. Yapışır para vermeden bırakmaz.

İşte bütün bu çakallıklara rağmen halkımız ısrarla ve ısrarla bunlara para vermeye devam eder.

(Yurtdışında yapılan numaralar da var. Onları da başka zaman yazarım.)
+5
yurtsuz john
(05.12.25)
Dilencilik bu coğrafyada ciddi bir sektör.

Yüzyıllardır böyle.

Hatta reşat nuri güntekin'in miskinler tekkesi diye bir romanı var, bu işi meslek olarak yapan birinin hatıraları gibi.

Maalesef gerçekten muhtaç durumda olan insanlar da bu durumdan zarar görüyor.
0
anten
(05.12.25)
kırık terazı ile "zabıta terazimi kırdı para kazanamayacağım" diye ağlarlardı. akşam olunca kırıkları toplayıp poşetlerler yarin yine tezgah açarlardı.
0
ground
(05.12.25)
gormedim. bazi seyleri elbette hepimiz biliyoruz fakat bu gibi olaylarda bu tiyatro, bu bir sektor, kesin benden zengindir diyerek hicbir sey olmamis gibi kendimi rahatlatmak da hosuma gitmiyor.
+1
Sour
(05.12.25)
Anlı şanlı devletimiz var. Bize düşmez bu tip sorunları çözmek. Sosyal devletiz tonla vergi ödeniyor. Koskoca devlet bir çocugu bakamıyorsa -ki durmadan millete çocuk yapın diyorlar- bizim elimizden bişey gelmez
+1
michael harddd
(05.12.25)
kızılay'da 10-15 yıldır memleketime dönücem param eksik kaldı diye milletten para toplayan bir teyze vardı. epeydir görmez oldum. 15 yıldır bilet parasını toplayamadı.

yine kızılay'da kızılay avm civarlarında, özellikle biraz serin günlerde ortaya çıkan, duvar dibine çökmüş, üstündeki uzun kazağı dizlerine örtmüş, yalınayak, eli açık vaziyette, üzgün bir suratla sürekli titreyen bir adam var. bunu hala görüyorum. ayakkabılarını oraya bir yere saklıyor, pantolon paçalarını dizine kadar kıvırıyor, kazağın altından görünmesin diye, kazak da iş kıyafeti. oturup birkaç saat titriyor. sonra sakin bir zamanda kalkıyor, paçaları düzeltiyor, ayakkabılarını alıp giyip gidiyor. ilk zamanlar demiştim ulan günlerdir bir çorap alacak kadar bile para toplayamadı mı diye, sonra civardaki tanıdık esnafa sordum, sincan'da apartmanı (evi değil, komple apartmanı) var dediler.

hala kağıt toplama arabasıyla fenalaşıp bayılanlara ayy yazııık diye yardım etmeye çalışan teyzeler var. bu sektör nasıl bitsin, adamlar meslek haline getirmiş.

çöpün başında çöpten yemek toplamış gibi yiyenler, tartının yanında ders kitabı açmış ders çalışanlar...
+1
kibritsuyu
(05.12.25)
(19)

İstanbul Dünyanın en güzel şehri sözüme inanıyor musunuz?

tahirkemalbozoglu
Bu masala inanan var mı gerçekten.Adam onlarca ülke, şehir gezmiş. İstanbul en iyisi, en güzeli diyor. Abi şehirde nefes alacak, yürüyüş yapacak ne park var ne kaldırım var. Her yeri sıkışık , dar, nedir bu İstanbul masalı gerçekten ogrenmek için soruyorum.
Bu masala inanan var mı gerçekten.
Adam onlarca ülke, şehir gezmiş. İstanbul en iyisi, en güzeli diyor. Abi şehirde nefes alacak, yürüyüş yapacak ne park var ne kaldırım var. Her yeri sıkışık , dar, nedir bu İstanbul masalı gerçekten ogrenmek için soruyorum.
-6
tahirkemalbozoglu
(30.11.25)
Istanbul bir turist icin muhtesem bi sehir ama onun disinda yasamak icin cok guzel diyemeyiz evet. Her seyden once bir kere cok kalabalik, korkunc bir trafigi var, bir yerden bir yere gitmek zulum. Belli basli yerler disinda da cok kotu sehirlesme ve ayni zamanda dediginiz gibi yesil alan sikintisi var.

Tum bunlarin yani sira surekli yasayan, aktif, kultur sanat etkinlikleri olan, bogaza sahip, keyifli bir deniz ulasimi olan, tarihi ve kozmopolitligiyle de muhtesem bir sehir.

Bu tarz isler subjektiftir aslinda, cok da fanatik gibi savunmaya gerek yok, bireysel olarak ben de yasamak icin cok uygun bir sehir olarak gormuyor ve size katiliyorum.
+1
bosver nicki
(30.11.25)
Aslında cidden çok güzel bir şehirdir fakat hem toplum halk olarak hem devlet-hükümet olarak senelerdir güzelim şehrin içinden geçtik, geçiyoruz. Sadece Akp özelinde değil, öncesinde de içinden geçilmişti. Akp geldi onlar da içinden geçti, biz halk olarak da içine ettik.

İstanbul'un Roma'dan aşağı kalır yanı yok. Hatta iddia ediyorum, fazlası bile var; Boğaz Köprüsü.

Yabancılar çok seviyor İstanbul'u. Avrupa ülkelerine gittiğimde lokal turlara katılıyorum, İstanbul'dan geldim dediğimde akılları çıkıyor. Güzelim şehrin içine ettik hep birlikte.
+1
put it in your appropriate place
(30.11.25)
Bunu diyen hayatında başka bir yer görmemiştir. Ancak nufusu 5 milyondan az bir istanbul için güzel derdim. Bunun için de 1920 lerde falan olmamız lazım. Full stres, trafik, kişisel alan yok gibi
-1
michael harddd
(30.11.25)
dünyanın en güzel şehri mi bilmiyorum ama senin kötülediğin kadar da değil. baya iyi bir şehir, dünyanın en eğlenceli ve güzel şehirlerinden birisi. böyle oldugu için kalabalık zaten. güzel olup kalabalık olmayan yok ki. new york, londra kalabalık değil mi? ayrıca kalabalık olmayan yerler de var. hafta içi gündüz gezmek baya keyifli. yürüyüş yapacak yer çok var. on tane sayarım şimdi. avrupa yakasında maçka parkı, bebek sahili, istiklal caddesi, gülhane parkı, yenikapı, florya ve yeşilköy sahil şeridi, anadolu yakasında üsküdar sahil, caddebostan sahil, fenerbahçe parkı, bağdat caddesi, maltepe sahil şeridi, ve daha pek çok yer var. şehir içi olarak kadıköy moda taksim beşiktaş nişantaşı. kültürel etkinlik olarak yine zorlu, vadistanbul, pek çok spor salonu konser ve etkinlik alanları ile dolu bir şehir. bu şehri beğenmiyorsan güngörenden dışarı çıkmamış olman lazım
0
abelardo
(30.11.25)
Senin için dünyanın en güzel şehri neresi?
O şehrin bulunduğu ülkenin reddit sub'ına gidip burası dünyanın en güzel şehri bence, katılıyor musunuz diye yerel dilde sor; sen İstanbul için ne kadar negatif düşünüyorsan onlar da o kadar negatif konuşacak.

Dünyanın nefes alması, park etmesi en kolay, parkları yeşili en bol şehrinde(neresiyse fark etmez) İstanbul'un sahip olduğu güzelliklerin hiçbirini bulamayacağını iddia ediyorum.
E demek ki onlar senin için önemli değil bunlar önemli, demek ki İstanbul "sana göre" dünyanın en güzel şehri değil.
Aynı şekilde, başkaları için öyle.

Dünyadaki insanların İstanbul'u neden bu kadar beğendiğini anlayamayacak olmak bana biraz kıt fikirlilik geliyor üzgünüm, o yüzden böyle Bilale anlatır gibi yazdım. Yoksa bu sorunun olması gereken cevabı: sana göre değil ama bazılarına göre öyle.
0
Bruce
(30.11.25)
"gelirin yıllık 200 bin dolardan fazlaysa evet mis gibi şehir. ayda 80-100k tl kazanıp abi istanbul yeaa diyenler özellikle beyaz yaka tayfa bence biraz salak
0
f02561
(30.11.25)
istanbu'da doğdum büyüdüm ve onlarca ülke, yüzlerce şehir gezdim. istanbul'u ilk 10'a bile sokmam. ne yaşanılabilirlik olarak, ne ekonomik olarak, ne sağlık açısından vs. vs.

ama istanbul'u 5-10 gün geçirmiş çok yabancıyla tanıştım. avrupa'lısı, amerika'lısı. çoğundaki izlenim çok başka. yani en sevdiği şehir mi dersin, bi daha gitmek için plan yapanlar mı dersin, heyecanlı heyecanlı fotoğraflarını gösteren mi dersin. batılı bir turist açısından hem bu kadar oryantal ve orta doğu yanı olup hem de bu kadar batıya adapte, modern ve güvenle gezebildikleri çok az yer var.

keza iddia ediyorum, oligarkından arap emirlerine, abd'li milyonerlerden uzak doğunun kilit isimlerine pek çok kişi şu an istanbul'da ve onların gözünden de çok başka bir şehir. çünkü parayla deneyimin bu kadar değişebildiği fazla şehir yok. bu apayrı bi konu.
0
gitdaddy
(30.11.25)
soylenenlere bir sey eklemek istiyorum. istanbul kozmopolit bir sehir degil. istanbul'da yasayanlarin ne kadari yabanci? resmi rakamlara gore bir milyon civari. yani neredeyse %5 civari. birincisi bu cok dusuk bir oran. ikincisi bu %5'in zaten cok buyuk bir bolumu ulkesinden kacmis ama avrupa'ya gidememis siginmacilar ve gocmenler. kucumsemek icin soylemiyorum. fakat kozmopolit sehir boyle olmaz. yani guzel, eglenceli vs. oldugu icin kalabalik diyorsunuz ama yabanci yok denecek kadar az (yani tercih edilen bir sehir degil). ayrica ic gocun nedeni de istanbul'un guzel, eglenceli vs. olmasi degil maddi kaynakli. bunu zaten istanbul'daki carpik kentlesmeden gorebilirsiniz.

ikinci deginmek istedigim konu da dunyanin en guzel sehri diyenlerin kimler oldugu. yani bunu soyleyenlerin cogu turk, yabanci birinden istanbul'un dunyanin en guzel sehri diye bir sey duymadim. evet, guzel sehir cok duydum ama turistik olarak gittiginde cogu yer guzel zaten, nihayetinde sinirli bir sureyle gidiyorsun, turistik yerleri geziyorsun, planin programin oluyor, butcen oluyor vs. elbette bu kaos, carpiklik, tuhaflik yabancilara da otantik, enteresan geliyor.

ucuncusu mesela hangi ranking'te istanbul birinci cikmis bilen var mi? ben bilmiyorum. ayrica soyle bir durum var. bazen en cok ziyaret edilen sehir cikabiliyor. ama bu rankinglerde transfer yolcularinin seyahatleri de eklenebiliyor. soyle ki turk hava yollari'nin bir servisi var, biliyor muydunuz bilmiyorum ama transfer yolcusuysaniz ve ucaklariniz arasinda belirli bir saat farki varsa ucretsiz sehir turuna katilabilirsiniz. ustelik yemek, muze girisleri vs. dahil ucretsiz. bilmiyordunuz degil mi? asagida kaynak verdim. iste bunlar da genelde ziyarete dahil ediliyor. tabii ziyaret etmek en guzel sehir oldugunu dusundukleri icin olmayabilir veya ziyaret sonrasi bu dusuncede olmayabilirler.

kisacasi bu goruse katilmiyorum, ama zevkler ve renkler tartisilmaz tabii.

kaynak: www.turkishairlines.com
0
Sour
(30.11.25)
@bruce

“Dünyanın nefes alması, park etmesi en kolay, parkları yeşili en bol şehrinde(neresiyse fark etmez) İstanbul'un sahip olduğu güzelliklerin hiçbirini bulamayacağını iddia ediyorum.”

Ne alakası var abi. Senin yapılaşman rezaletse, insana verilen değer yerlerdeyse, yapılaşma, ulaşım ve bireysellik vs kimsenin umrunda değil herkes olabildiğince vurdumduymaz ise tarihi alandan yok, geçmişten gelen mirastan filan da kurtaramazsın bu işi. Hoş o da kalmadı da. Yapılan restorasyonlara bak be bi. Her alanda şehrin içine edilmis. Gayet de örnekleri var. Sen becerememissin ve rezil etmissin. Roma, Londra, Viyana, Paris bu şehirlerde hem tarih var hem yaşam var. İnsanca yaşam.
0
🌸tahirkemalbozoglu
(30.11.25)
istanbul büyük ihtimalle dünyanın en güzel şehri. baya da yer gezdim, karşılaştırılabilecek bir yer bulamadım.
0
tchuck
(30.11.25)
bu tamamen bakış açısı, beklenti ve maddiyatla alakalı bir ikilem. çok trafik var, çok kalabalık vs gibi söylemleri dünyanın sayılı metropollerinden biri için söylemenin bir manası yok, zira bütün metropoller böyle. metropolleşmeye çalışan yeni kurulan şehirler de böyle, Dubai vs.. İstanbul'u diğer metropollerle kıyasladığında çok önemli artıları var, bu yadsınamaz bir gerçek. yemeğinden sporuna, denizinden-boğazından kültürel aktivitelerine, tarihinden tut havasına (temizlik demiyorum sıcaklık diyorum), dünyanın her yerine uçuş bulabildiğin harika bir lokasyon ve hava yolu imkanından, uluslararası bir çok işin hubı olmasına bir çok anlamda kıyas götürmez avantajları var. maddi açıdan iyi bir durumda olmayıp, iyi bir semtte yaşamıyorsan, işinle evin arasında mesafe çoksa bunlar her metropolde olduğu gibi problemdir. ama istanbul'da villa hayatı yaşayan da binlerce insan var. Ya da Fenerbahçe'de ev, Kalamış marina'da tekne, caddede ofisi olan bir insanın hayatına kötü diyebilir misin? Böyle bir imkan kaç metropolde var? Çok iyi restoranlar, iyi bir gece hayatı, durmak bilmeyen servis ve hizmet sektörü, bürokrasiyi hızlı hallettirebildiğin bir sosyal hayat.. İstanbul'da ortalamanın üstünde geliri olan insanlar gerçekten çok iyi bir hayat yaşıyor.

ayırca yürüyecek yer yok demek biraz haksızlık olur. evet şehrin eski bölgesi bir miktar dar doğal olarak ve tabii ki Mecidiyeköy Esenyurt vs gerçekleri de var ama iki yakasında da hala mis gibi kilometrelerce sahil var, boğaz da keza öyle, ayrıca ormanları var, tarihi yarımadada yürümenin verdiği keyif var. biraz tek taraflı bir yorum olmuş.

Ayrıca İstanbul'a gelip de beğenmeyen, etkilenmeyen birini görmedim bu güne kadar ki yıllardır uluslararası ticaret alanındayım yüzlerce misafirim oldu. Kendim de 40 ülke gezdim, yüzlerce şehir. Dünyanın en iyi şehri sorusu zor bir soru, bir çok katman var, bunu bilemem. Ama İstanbul kesinlikle bu soruya aday bir şehirdir.
+2
awlmi
(30.11.25)
Yurtdışındayım, bence İstanbul çok güzel.
-1
Kahvedesu
(30.11.25)
O efsane soz: Vatandasi olmasak guzel ulke aslinda. Fonda: www.youtube.com

Bunu diyen yabanciysa kisaca nedenleri:
- Resepsiyonist, garson, hizmet sektoru bir iki hello ceker, guler yuz gosterir hemen tav olurlar. Hizmet sektorunde ustumuze yoktur. Taksicimiz turist musteri icin adam bicaklar gozunu kirpmadan. Bir cok ulke hizmet sektorunde berbat, guler yuz hak getire. Iyy yabanci geldi, bunla mi ugrasicaz, dilimizi konussun, dilimizi niye ogrenmemis diye turist adama multeci, vergimizle gecinen siginmaci muamelesi cekip irkcilik bile yaparlar.
- Yemeklerimiz, mutfagimiz cok buyuk arti. Londra'da Turk restoranlarinda calisan tanidiklarim var. En sevmedikleri Turk musteriydi. Turk musteri cunku o yemegin nasil olmasi gerektigini, kivamini, tadini biliyor. Yabancinin onune ne koysak yiyor, herseyi begeniyor mallar diye dalga geciyorlardi. Cogu ulkenin damak zevki yok, patates kizartmasini, sosisi bile yemek saniyorlar.
- Ulkedeki cinsel aclik nedeniyle yabanci kadin turistler kendini burada Bella Hadid zannediyor. Rahatsiz olan da vardir ama begenilmek, ilgi gormek dunyanin en guzel seyi hele bir de kendi ulkenizde ortalama veyahut ortalama alti bir tipseniz hoslarina gidiyor. Ayni durum erkekler icin de gecerli. En ortalama sarisin batiliyi koy, Kivanc muemelesi gorur yani. Maalesef fizik, guzellik, kendine bakma gibi durumlarda ulke ortalamamiz cok dusuk.
- Haklarinini asla odeyemeyecegimiz sokaktaki kedi, kopek dostlarimizin yaptigi pr. Yabanci zaten sokakta basibos bir kedinin, kpegin oldugunu gorunce mavi ekran veriyor. Sen bunun onune yatip, sev diye kucagina oturursan eriyorlar.
- Bogaz, Tarihi yarimada'nin guzelligi.
- Sehrin canli civil civil hareketli olmasi. Atiyorum bugun pazar, Avrupa'da yaprak kimildamaz. Bizde hafta ici hafta sonu, gecmis erkenmis farketmez sehir yasiyor dersin yani.
- Saglik turizmi, estetik turizminde de ucuyoruz zaten.
- Turk dizileri. Belki de en onemlisi sona kaldi. Ulkeye turisti ceken en buyuk etmen kanimca.
0
freedonia
(30.11.25)
İstanbulun bazı bölgeleri çok güzel doğru turistik gezersen güzel diyebilirsin ama bütüne bakarsan güzel diyemem.
0
basond
(30.11.25)
Turistik olarak istanbul dünyanın en güzel 10 şehri arasında. bunu birçok seyahat dergisi de sık sık listelerde söylüyor.

Ama en güzeli mi? Tartışılır.

Yaşamak içinse yaşam endeksi sıralamalarında epey gerilerde.

Evet turist olarak gelip bir süre kalıp gidenler tabii ki bayılır. Hindistan'a gidenler de bayılıyor ay ne otantik diye. Ama bir de yaşayana sor.

Batılılar istanbul'u otantik ve değişik bulduğu için seviyor. Müslüman ağırlıklı nüfusa sahip şehirler içinde en güvenilir gezebildikleri yer çünkü. Bir de batıda alıştıkları konfor da var. Yani alıştıkları birçok şeyi istanbul'da bulabiliyorlar. Tarihi mirası kuvvetli vs... Bir de ucuz. Batılı turisti cezbedecek her şey var.

Ama bu dediğim 90'lar 2010'larda daha belirgindi. Şimdi biraz daha farklı turist profili de değişti. Biraz hala bir popüleritesi var ama eskisi kadar değil. Biz biraz geçmişin mirasını yiyoruz.

Yani dubai ile istanbul'un yıllık turist sayıları neredeyse kafa kafaya. Dubai dediğin 15 senelik bir şehir. Buradan biraz ders çıkarmak lazım.

Bir defa istanbul sanıldığı kadar kozmopolit değil artık. Zaten öyle bir nüfus çeşitliliği yok. Yani New York'a bakıyorsun, yedi milletten adam bir arada. Bir yanda Çin lokantası, karşısında dönerci, yanında hamburgerci... Otobüse biniyorsun şoför senegalli, taksiye biniyorsun şoför hintli, restorana gidiyorsun garson italyan, şef fransız... Bu çeşitlilik kültürel zenginliktir.

Eskiden global şirketlerin doğu avrupa ya da orta doğu merkez ofisleri buradaydı. Şimdi doğu avrupa merkezleri varşova'ya kayıyor, orta doğu merkezleri dubai'ye.

Kültür sanat arenası da rekabet ettiği şehirler gibi öyle çok parlak değil. Dünya çapında meşhur sahneler yok, hiç olmadı. Galeri ve müze koleksiyonları sınırlı. Yani dünyanın en güzel şehri diyorsak turistik manada, new york'taki müzeleri düşünün, londra'yı, Paris'i bir de istanbul'dakilerin koleksiyonlarını düşünün.

Gastronomi, mutfağımızla çok övünüyoruz ama... Biz kendimizi övüyoruz. Evet güzel mekanlarımız var, güzel bir kültürümüz var. Ama daha birkaç sene öncesine kadar michelin yıldızlı restoran bile yoktu İstanbul'da.

Bilmemkaç kilometre sahilden bahsediyoruz şehirde, ama barcelona'ya bakıyorsun, şehir boydan boya plaj neredeyse. İstanbul'da denize adım atabileceğin yer sınırlı. doğru düzgün deniz ulaşımı bile yok.

Elde sadece bir boğaz manzarası kalıyor.

Yani bütün olası rakiplerle kıyaslayınca... Güzel şehir ama en güzeli mi?
+1
anten
(30.11.25)
Yedi göbek İstanbul Tarabyalıyım ve İstanbul dünyanın en güzel şehri diyen birine tek önerim google mapsden Genoa’da herhangi bir yerin sokak görüntüsüne bakmasıdır..
0
suicides underground
(01.12.25)
istanbul gerçekten taşı toprağı altın eşsiz bir şehir. belediyelere kızıp kenti boklamaya gerek yok. arada metrobüsten cık gozlerini baska yerde aç belki güzelliklerini fark edersin.
-1
koela
(01.12.25)
Gezmesi güzel, yaşaması kötü. Yine de Beşiktaş-Kadıköy vapuruna binince insan iyi ki burada yaşıyorum diyor. Sonra Marmaray'a balık istifi binince severim bu aşkın ızdırabını diyor. Dünyanın en güzel şehri değil bence İstanbul ama nevi şahsına münhasır bir şehir. Benzeri yoktur dünyada bence.
0
peki madem
(01.12.25)
inanıyorum. Acarkent'te yaşıyore.
0
gabe h coud
(01.12.25)
(7)

Dr Martens kullananlara bir soru

Amaranta ursula
Arkadaşlar cümleten iyi geceler,Amaranta ile ayakkabı sorularına hoş geldiniz. Hazır black friday indirimi varken 1461 modelinden almayı düşünüyorum yarın. Ancak hevesle alıp pişman olma korkum var az para da değil hani. 3-4 haftalık mutfak masrafım neredeyse. Yorumlarda sancılı 1 ayın sonunda dünya
Arkadaşlar cümleten iyi geceler,

Amaranta ile ayakkabı sorularına hoş geldiniz.

Hazır black friday indirimi varken 1461 modelinden almayı düşünüyorum yarın. Ancak hevesle alıp pişman olma korkum var az para da değil hani. 3-4 haftalık mutfak masrafım neredeyse. Yorumlarda sancılı 1 ayın sonunda dünyanın en rahat ayakkabısı olma iddiasını vaadediyor. Sahiden de öyle mi? Evladiyelik mi cidden? Kullanan arkadaşlar ne düşünüyor acaba?

Cevaplar için çok teşekkürler şimdiden, tatlı rüyalar.
0
Amaranta ursula
(29.11.25)
en sağlam ayakkabi caterpillar'in o cok klasik work boots denen ayakkabilari. 10 sene tas gibi giyersiniz, üstünde pek kullanildigina dair iz bile olmaz.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(29.11.25)
iyi ayakkabi almak istiyorsan iyi degil onu soyleyeyim. ama tasarimi hosuna gitmisse alabilirsin.

bot bekleme ama. sneaker gibi uretilen bir ayakkabi. sadece goruntusu bot, performansi degil.
+1
antikadimag
(29.11.25)
Sorduğunuz ayakkabı özelinde fikrim yok ama bence bu tür bir üründe iki güzelliğin bir arada olması zor. Hush puppies bir botum vardı, en ufak şekil değişimine uğramaksızın aralıklarla 20 yıl kadar giydim. Ama bu dayanım ve form bütünlüğünü sağladığı için sanırım, külçe gibi ağır ve rahatsızdı.
0
lil siztah
(29.11.25)
Youtube'da takip ettiğim birisi var, ikinci el deri ürünler alıp temizliyor. Tam almayı düşündüğünüz ayakkabıyı nasıl rahat hale getirdiğine dair bir video paylaştı. İngilizce olması sorun olmayacaksa:

www.youtube.com

Belki ilginizi çeker/fikir verir?
0
peki madem
(29.11.25)
Fazla yürüyenlere uygun ayakkabı değil. Evden işe arabayla gidip geliyorsan alınabilir. Sert ve ağır bir ayakkabı
0
michael harddd
(29.11.25)
Yapısı ve tasarımı gereği rahat olması mümkün değil. Rahatlık aranıyorsa Camper ve Ecco ile benzerlerine bakmak lazım.

Ben de 1460 modelini beğeniyorum ancak hem rahatsız hem de gerçek anlamda kışlık modeli yok gibi bir şey.
0
10551037
(29.11.25)
yazın Amerika da 100 dolar civarındaydı.
0
jamswety
(30.11.25)
(9)

Eve gelen dilenci

anten
Demin kapı çaldı, açtım kapıda tuhaf bir kadın vardı. Yanında da ufak bir çocuk vardı. Kadın kapıya yaslanmış halde gibiydi ben açtığımda. Kapıyı dinliyordu bence.Yardım topluyorum abi dedi ama yok dedim kapattım kapıyı.Takip ettim direkt diğer katlara da gidecek mi diye direkt binadan çıktı başka b
Demin kapı çaldı, açtım kapıda tuhaf bir kadın vardı. Yanında da ufak bir çocuk vardı. Kadın kapıya yaslanmış halde gibiydi ben açtığımda. Kapıyı dinliyordu bence.

Yardım topluyorum abi dedi ama yok dedim kapattım kapıyı.
Takip ettim direkt diğer katlara da gidecek mi diye direkt binadan çıktı başka binaya bile uğramadan sokakta yürüyüp gittiler.

bence evi ya da binayı kolaçan ediyordu ama ben mi paranoya yapıyorum? Yoksa paranoyamda haklı mıyım?
+1
anten
(28.11.25)
Varsa o saatteki giriş koridolardaki güvenlik kamera kayıtlarına bakın.
0
diyecevaplandı
(28.11.25)
hırsızlığa gelmişlerdir. klasik hırsız taktiği bu.
+4
cisimcik golgi
(28.11.25)
Peki önümüzdeki günler için bir paranoya yapayım mı?
0
🌸anten
(28.11.25)
oturduğum apartmanda her katta 2 daire var. geçmiş zamanda yangın dedektörü şeklinde bir güvenlik kamerası takmıştım benim kapıyı görecek şekilde. dilencisini de gördüm, para pul almak için gelen ramazan davulcusunu da, apartman arasında duran bisikleti çalmaya çalışırken yakalaım bir defa bi davulcuyu. aynen dediğiniz gibi kapı dinleyen sonra karşısına çıkınca dilenci numarası yapan da gördüm.

geçen su tesisatı yenilendi evin. o zaman o kamerayı söktüm. baktım olmayacak internetten sipariş verdim 2 adet kamera görünümlü kamera taktım. dairenin içine kadar kablosunu çektim ama henüz tadilat sebebiyle bağlantısını yapmadım. emin olun o kameraların orda olması ve daireye kablo girmesi bile çok büyük caydırıcılıktır.
+2
Fodera
(28.11.25)
Guvenlik kamerasi takin. Alarm takin. Kapi kilitlerini kaliteli ozel kilit kullanin. Kilitler mutlaka yeni tip rozetli olsun. Bunlar 2025 yilinda şart artik.
+4
die fetten jahre sind vorbei
(28.11.25)
Hırsız evi yokluyor. Aynısı başıma geldi, öncesinde kapı da çalmadı kedilerim huylanıp kapıya gidince ben de kapıyı açtım. Kadın kapıyı dinliyormuş neredeyse içeri düşecekti. Ne oldu dedim, bilmemkime baktım yanlış ev herhalde dedi kaçarcasına gitti. Aynı gün yan apartmanda öğrenci evine hırsız girmiş kesin bu kadındı. Dolana dolana gidiyor demek hangi evi denk getirirse patlatıyorlar.
+4
koskoca kirpi
(29.11.25)
Sizin şüphelendiğinizi anlamış. O yüzden başka bir yere uğramadan direk bölgeyi terk etmiş gayet akıllıca.
+2
ground
(29.11.25)
maalesef şüpheli bir durum izlemeye çıkmışlar. ben olsam eve kapıdan başka herhangi bir giriş seçeneği yoksa Ezvız Db2 Pro tarzı bir ürünü en kısa sürede takarım. eğer kapı haricinde de giriş seçeneği varsa bi güvenlik sistemi düşünürüm.
0
bravoteam
(29.11.25)
Dilencinin eve gelmesi pek alışılmış durum değil. Bu 90 larda oluyordu bazen ama uzun zamandır böyle bir şey duymadım.
0
michael harddd
(29.11.25)
(2)

Speaking'i nasıl geliştirebiliriz?

akatreil
Kötü bir ingilizcem yok. Reading ve writing konusunda iyiyim mesela ama iş konuşmaya gelince aklımdaki o kelimeyi çıkartamıyorum.englishcentral'den yıllık paket satın aldım. haftada 7 ders, sınırsız da grup dersi. iyi tamam giriyorum çıkıyorum derslere 2-3 haftadır ama... sanki bir plan program eşli
Kötü bir ingilizcem yok. Reading ve writing konusunda iyiyim mesela ama iş konuşmaya gelince aklımdaki o kelimeyi çıkartamıyorum.

englishcentral'den yıllık paket satın aldım. haftada 7 ders, sınırsız da grup dersi. iyi tamam giriyorum çıkıyorum derslere 2-3 haftadır ama... sanki bir plan program eşliğinde gitmiyorum, her defasında günlük dümdüz konuşuyorum bir işe yaramıyor mu acaba diye düşünüyorum.

nasıl bir işleyişe geçebilirim bu konuda sizce?
+1
akatreil
(26.11.25)
Grup dersi dene. Ama iyi grammar kelime bilgisi olmadan zor.
0
arbre
(26.11.25)
Boşuna derse falan para dökme. Ingilizce konuşulan vizesiz ve pahalı olmayan bir ülkede 3-4 ay kal tamamdır.
-1
michael harddd
(26.11.25)
(3)

youtube yorumuna dava açılabilir mi?

michael harddd
birine küfür ve hakaret olmasa da dava konusu olabilecek bir yorum yazmayı düşünüyorum. youtube ip paylaşıyor mu?
birine küfür ve hakaret olmasa da dava konusu olabilecek bir yorum yazmayı düşünüyorum. youtube ip paylaşıyor mu?
0
michael harddd
(23.11.25)
Google Türkiye'de yerleşik bir şirket dosyasıyla evet.
0
anon1m
(23.11.25)
siyasi bir konuydu.
0
🌸michael harddd
(23.11.25)
Evet açılabilir. Ekin Kollama diye bir youtuber dava açmıştı bir hakaretvari yoruma. YouTube'ta ararsan bulursun mevzuyu.
0
yakalayamadığın.ışıklar
(24.11.25)
(11)

polis teşkilatı nasıl kötü şöhretinden kurtuldu?

plastic_angel
işkence, yolsuzluk, faili meçhul ve çete bağlantısı iddialarıyla anılan, halkın korktuğu bir kurumdu. bugün ise büyük oranda profesyonel ve güvenilir. kimse karakola gitmeye çekinmiyor artık. bu değişim nasıl gerçekleşti? akp döneminden sonra değişti bu. türkiye bunu nasıl başardı? mesela bu değişim
işkence, yolsuzluk, faili meçhul ve çete bağlantısı iddialarıyla anılan, halkın korktuğu bir kurumdu. bugün ise büyük oranda profesyonel ve güvenilir. kimse karakola gitmeye çekinmiyor artık. bu değişim nasıl gerçekleşti? akp döneminden sonra değişti bu.
türkiye bunu nasıl başardı? mesela bu değişim gümrük, tapu, nüfusta tam olamadı (kişisel fikrim)
-12
plastic_angel
(21.11.25)
Akp ile birlikte polis devleti olduk, ülke devasa bir yandaş, polis teşkilatı da öyle, haliyle korkacak bir şey kalmadı.
+2
kizil karga
(21.11.25)
z kuşağıyım. polisin kötü şöhretli olduğu bir dönem hatırlamıyorum. bugünkü polisin kötü yanı profesyonel olmamaları.
-10
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(21.11.25)
bahsettiğiniz işkence, kötü muamele işleri darbe zamanları işkenceleri, hortum süleymanlar, Mehmet Ağar polisliği, Metin Göztepenin gözaltında öldürülmesi gibi simgelerle ifade edeceğimiz şeylerse
1- polis her zaman devlet aparatıydı, hala öyle ama o eski kaba dayak tırmak sökme gözaltında kaybetme kadar olan olaylar zaten genel olarak kalmadı. devletin tarzı dğeişti.
cezaevlerinde de döve döve öldürmüyorlar. ilacını vermeyip tahliye etmeyip öldürüyorlar ama elektrik vermiyorlar mesela. (her yer kamera her yer kayıt her yer kanıt çünkü, darbe gibi gezi gibi çok büyük kargaşada gümbürtüye gitmediğin sürece illa ortaya çıkar)
80de 90da ortaya çıkartılamıyordu kolay kolay
devir değişti yani.

2) bir de AB uyum sürecimiz vardı bizim eskiden, açılan fasılların en dişe gelir maddeleri arasında karakolların cezaevlerinin bu eski yapılarının temizlenmesi idi. o zamanlarda hakikaten baya uğraşıldı bu konularla.

3) 95'lerde filan PKK mücadelesi kılıfıyla çok pis şeyi polislere yaptırdılar, şimdi öyle bir PKK mevzusu yok

4) çete bağlantısı kısmında ise bence konu polisin değil çetelerin yapısının değişmiş olması.
eskiden çeteler daha siyasi idi Alaattin Çakıcı filan idi mesela. onlar devletten adam kullanma kendilerinin devletin adamı görme vs vs gibi işlere eğilimli idi. Şimdiki çeteler ise daha az devletten adam kullanıyor (sanırım). Bu polis temizlendiğinden değil, şimdiki çeteler sosyal medyadan tas kafalı tetikçiyle işini yapıyor sonra o arkadaşları gürcistana filan atıyor, polis lazım olmuyor. yoksa polis lazımsa onu da bulur -bence.

5) kuruma mahsus olmayan diğer konularda (yolsuzluk, usulsüzlük) bir farkları yoktur muhtemelen
+2
subcomponent
(21.11.25)
Bunun üç nedeni var.

Birincisi Dünya bir bütün halinde medenileşiyor. Türkiye'de bundan nasibini alıyor. Bunun herhangi bir yönetimle ya da siyasi partiyle alakası yok.
Eskiden anne babalar çocuklarını terbiye etmek için dövermiş. Bir çocuk çırak olarak ustanın yanına verilirken 'eti senin kemiği benim' denirmiş. Eskiden okullarda dayak varmış. Öğretmen dövdü diye evde söylersen bir dayak da evde yermişsin. Eskiden dayak yemeden teskere alabilen mümkün değil olmazmış falan. Yani konu sadece karakol ve polis konusu değil.

İkincisi. İnternetin icadı herkesin ayağını denk almasına sebep oldu. Şimdi herhangi bir yerde olan herhangi bir aşırılık anında sosyal medyanın konusu oluyor. Videolar internete düşüyor. Bu durum muktedirde oto kontrole sebep oldu.

Üçüncüsü. AKP iktidara ilk geldiğinde sebebine burada girmeyeyim de, Avrupa Birliği uyum yasaları konusu üzerine eğildi. Eskinin devlet otoritesi epey yumuşatıldı.
0
Mirket
(21.11.25)
90'larda peki bahsettiğin bu olaylardan nasıl haberdar oluyorduk?

Medyada, haberlerde, gazetelerde bir şekilde gazeteciler haber yapabiliyordu değil mi?

Fıkra bu kadar.

(Bu arada mirket in yazdıklarina da katiliyorum ama esas meseleyi atlamayalim)
+2
makbur
(21.11.25)
akp sayesinde kurtuldu. bugün yolsuzluk var, enflasyon kontrolden çıkmış falan diyemiyorsak nedeni biraz da polis devletinden korkmak.

türkiye bir devlet ülkesi. yol yap, körü yap; bunları yaparken de biraz çukkala ülkesi yani. polis bu açıdan bir güvence oluyor.
-2
michael harddd
(22.11.25)
polis teskilati buyuk oranda profesyonel ve guvenilir mi? mhp genel merkezinden mi yaziyorsunuz yahu boyle seyleri, akpliler bile boyle dusunmuyordur lol
+1
ghilleinthemist
(22.11.25)
Dünya bütün halinde medenileşmiyor. Bizde değişim oldu. Yaşı yeten ve dünyanı gezen herkes fark eder.

2002'deki iktidar değişikliğini müteakip ilk yıllarda Türkiye'de agresif değişiklikler oldu. Sonra genetik kodlarımız ağır bastı ve yeni statüko oluştu.
0
yadigar
(22.11.25)
90'lara gore degisen sey arabalar, baska bir numara yok.

sene olmus 2025, bizim polisler hala bos beles dolasirken cakarlarin yakilmamasi gerektigini ogrenemedi, cakari "hos gorunuyor" diye yakiyorlar. yaw sizin devriye atarken gorunmemeniz gerekmiyor mu? 2 km oteden isiklari goren zaten bir is ustundeyse birakir kacar.
0
cooperr
(22.11.25)
eskiden kamera yoktu. cezaevlerinde neden dayak yok? her yer kamera, hükümlüye vurduğun an meslekten ihraca kadar gidiyor. polis teşkilatında düzelme falan yok. mobbing ve baskıdan geçen sene intihar eden en az 10 polis var.
0
mikahakkinen
(22.11.25)
Ben hatırlıyorum. AB uyum yasalarıyla ve internetin gelip kameranın yaygınlaşmasıyla çok şey değişti. Eskiden karakol mahkeme gibiydi. Hem yargı hem ceza infaz kurumu. AB sürecinde kısa zamanda değişim oldu

O zamanlar mahkeme kararıyla ehliyetimi geri almaya emniyet müdürlüğüne gitmiştim orada oturan memur ehliyeti teslim ederken "al buna da itiraz et" diye yeni bir ceza daha yazdı. AB yasalarından önce olsa belki döverdi.

Bu arada polis, doktor, tamirci, politikacı hepsi de toplumun aynası. Kimse gökten gelmiyor toplumun içinden çıkıyor
+1
hebanon
(22.11.25)
(10)

Bumble'da erkekler için ne tarz fotolar iş yapıyor?

norules
Arabada çekilen fotoğraflar ve Gym fotoları olumlunun aksine olumsuz etki yaratıyor sanırım. Zira kadınların profillerinde sık sık "Bıktım o çıplak vücutlarınıza denk gelmekten", "Tamam araban var kardeş, anladık" vs. tarzı yazılara denk geliyorum da.Peki Bumble ve Bumble türü mecralarda bir erkek i
Arabada çekilen fotoğraflar ve Gym fotoları olumlunun aksine olumsuz etki yaratıyor sanırım. Zira kadınların profillerinde sık sık "Bıktım o çıplak vücutlarınıza denk gelmekten", "Tamam araban var kardeş, anladık" vs. tarzı yazılara denk geliyorum da.

Peki Bumble ve Bumble türü mecralarda bir erkek için ne tarz, "nerede çekilen" fotoğrafların iş yaptığını düşünüyorsunuz?
0
norules
(19.11.25)
erkek-kadin iliskisinde son deger verecegin sey kadinlarin yorumlari olsun. bu tur uygulamalar hayatin yansimasi biraz, sex sells money talks
+2
gule gule
(19.11.25)
En az reyting alan programlar belgesellerdir ama sorsan herkes belgesel izliyordur, abuk Türk dizilerini ve surviverı herkes ya market televizyonunda ya da misafirlikte gördüğü kadarıyla anlatır.

Yorumlara inanma ve @gule gule'ye kulak ver.
0
Mirket
(19.11.25)
Gym veya araba fotosuna gelen kişi yarın öbür gün hasta olur da fitliğin giderse ya da iflas edersen de araban altında olmazsa gidecek kişidir.

amacın sadece seks değilse (evet bumble sadece seks aranan bir yer değildir bkz: 'bumble subreddit' evlenenler uzun süreli ilişkisi olanlar) bu tarz fotoları koymaktan kaçın.

sürekli selfie de olmasın bir sosyalliğin olduğu belli olan ya da spor olacaksa bile spor salonu aynasında olmayan bir spor fotosu olsun.

eyyorlamam bu kadar
+2
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(19.11.25)
adabı vardır show off'un. o söylenenler butun fotoları araba veya butun fotoğrafları gymden olanlara diyorlar. 5 fotoğraf koyacaksan atıyorum, biri gymden olsun, biri arabalı, biri şık bir mekandan (selfie değil), biri bir aktiviteden, biri selfie. böyle dağıt işte. o şikayet edenler de arabalı erkekleri sağa kaydırıyor. sen kadınların dediklerine bakma. yaptıklarına bak.
0
fyodor fyodorovic
(19.11.25)
Fotoğraftan ziyade kariyer, para, iş-güç mevzuları iş yapıyor. İyi kariyer, tek yaşadığın ev ve biraz da tip iş yapıyor.

Bumble ve türevlerindeki temel beklenti buluşmada masrafları çekebilecek misin çekemeycek misin olay bu. Seks bağlamında da kendi yerin yoksa zaten 10-0 geridesin

Sen foto kasarken başkası şu saatte gel boğazda yemek yiyelim diyor. Bu açıdan bak
0
michael harddd
(19.11.25)
Kariyerli olduğunu gösterecek fotoğraflar +1
0
gabe h coud
(19.11.25)
seneler once calistigim isyerinde bir hatun vardi evlilik caginda, proje olarak adam aradi baya planli programli. eli yuzu duzgun birseydi, kafasida calisan bir tipti. ne istedigini bilen hatunlardan. tinder'a daldi, datelere basladi. biz de isyeri olarak sureci takip ettik, anlatiyordu cunku.. sosyal kelebekti biraz.

beyaz yaka kariyerleri adamlarla yedi icti gezdi tozdu. yagiz delikanlilar, yakisikli, six pack cart curt. foto falan da gosteriyordu arada.

en sonunda sectigi adam kariyeri falan olmayan, tipi mehh olan, gym ile isi olmayan, ama bok gibi parasi olan bir elemandi. simdi altinda son model cayenne ile mutlu mesut yasiyor. en son konustugumda alplere kayaga gidecez falan diyordu.

para royal flushdir yaw. yemisim kariyerini, sporunu, kasini, hobisini...
+1
cooperr
(20.11.25)
benim kadın arkadaşlarım genelde en az bir tane arkadaşlarla olan fotoğraf olsun istiyorlar, mümkünse ekipte kadın da olsun. "sosyalleşebiliyor, kadınlarla arkadaş da olabiliyor." mesajını veriyor. gym fotoları yine neyse ama arabalı fotoları olanları da direkt eliyorlar (gym'de genelde kasıntı pozlar yerine daha sakin, sempatik verilen pozlar işliyor). nasıl bir kitleye hitap etmeye çalıştığına göre değişir tabii.
+1
knight of cydonia
(20.11.25)
Kariyerli olan birinin bumble de ne işi var aq, ben de buna ayar oluyorum. Bu kadar mı bitiksiniz.
0
olaylar olaylar
(20.11.25)
Soruya cevap olarak düşünmek lazım. Adam zengin olsa zaten ne tarz fotolar iş yapar demez asdfhsd onun için bunlar yalan, asıl iş zenginlikte demenin soru sahibine faydası nedir. En güzel cevap sosyal ortamda çekilmiş fotoğraf bence de. Kızlı erkekli olması en iyisi.
+4
gabe h coud
(20.11.25)
(11)

Midye yiyip zehirlendiniz mi hiç?

makbur
Sözlükte baya tartışılıyor ve büyük bir hayretle izliyorum. Lise üniversite döneminde tam böyle çok afedersiniz hayvan gibi içip sictigimiz zamanlarda midye aşırı tüketirdik. Hatta bira içince direkt canım midye dolma çekmeye başlardi (pislik pisligi çeker minvalinde :)) fakat normal zamanda kesinli
Sözlükte baya tartışılıyor ve büyük bir hayretle izliyorum.

Lise üniversite döneminde tam böyle çok afedersiniz hayvan gibi içip sictigimiz zamanlarda midye aşırı tüketirdik. Hatta bira içince direkt canım midye dolma çekmeye başlardi (pislik pisligi çeker minvalinde :)) fakat normal zamanda kesinlikle canım istemezdi.

Yeme de şu şekilde olurdu, bir mekanda alkol alınır çıkışında da seyyar midyeciye rastlanıp adamla pazarlık yapılır ve tepsinin tamamı yenir :)) -nadiren şampiyon vs gibi yerlerde de yerdik-

Uzun zamandır yemiyorum ama baglayacagim yer, ben hiçbir zaman midyeden veya kokorecten zehirlenmedim.

Eminönü sahilde balık ekmek, Beyazıtta balık, sonra ne bilim tavuk dönerdi; şu an bildiğin disarda yemeye korkulacak her şeyi bolca tüketirdik..

Biz mi çok sansliydik zaman mi daha iyiydi vallahi bilemedim..
0
makbur
(19.11.25)
3 5 yilda bir midye yerdim. Cok da severim. Bir yaz ayvalikta midyeden zehirlendim ama boyle bir sey hic yasamamistim. Ölmek uzere oldugumu hissettim. Doktora gitmekten bile geri duran biri olarak sevgilime ambulansi ara dedim. Beynim ve elim kolum arasindaki iletim durmus gibiydi. Elimi kaldirmak istiyorum ama Beynim bu emri elime iletemiyodu.

Sonrasinda bi daha asla midye yemedim
+2
üğpoıuy
(19.11.25)
ben değil.

ama annem 2 sene önce ölüyordu. ölümün kıyısndan döndü. (gerçekten bu arada, mecaz değil)
1 sene önce de bir arkadaşım ölmedi, ama 3-4 defa hastanelik oldu. 15 günden fazla sürdü midye zehirlenmesinden kurtuluşu.

ben de 2 senedir hiçbir şekilde yemiyorum bu yüzden.
annem ölümden dönerken acildeki doktor, gıda zehirlenmesi ölümlerinin 3'te 2'sinin midyeden olduğunu da söylemişti bize.
+1
tchuck
(19.11.25)
eskiden dürüstlük daha ön plandaydı, insanlar yanlış iş yapmaktan korkardı şimdi yozlaşmışlık her sektörde, eski ile şimdiyi kıyaslamak yanlış olur. esnaf krizde yazarkasa falan fırlatıyordu hey gidi hey. restoran sahibi tanıdığım var çorbayı bile çalışana dağıtır ertesi gün tekrar yaparlardı, şimdi o çorbayı bitene kadar satıyorlar

midye ve kokoreç yolumun üzerinde 2 ayda 1 net yiyorum, kumpirde aynı şekilde bu kadar olaydan sonra daha almam sanırım, izmir çeşmede kumsalda gelen seyyar midyeciden senelerce yedik o da güneş altında bekliyordu saatlerce ama günlük olunca zehirlemiyordu sanırım işte esnaf esnaftı eskiden.
+1
eja
(19.11.25)
+bazi yiyecekleri bilmedigim yerden kesinlikle yemem. kokorec ve midye bunlara dahil.
+tavuk ise mumkun oldugu kadar disarda yememeye calisiyorum, yine eger cok cok tanidik bir yer degilse.
+yogun olarak turist avlayan yerlerden uzak durmaya calisirim.
+istanbul'da kazan dibi yedigim yer farklidir, lahmacun yedigim yer baskadir, balik icin birkac yere guvenirim, tavuk suyuna corba icecegim yer bile belli.
+bu mekanlarin hicbiri luks yerler degil, cogu esnaf lokantasi klasmaninda yerler.
+motoru bozdugum oldu ama benim bunyem hassas zaten. zehirlenip hastanelik oldugum hic olmadi.
+2
cooperr
(19.11.25)
Direkt zehirlenmedim ama ishal olmuştum. Sanki vucudum o yediklerimi atmak istiyordu bir an önce. Ondan sonra bir daha yemedim
+1
basubadelmevt
(19.11.25)
Bedava verseler yemeyecegim leş bir yiyeceği dışarıda da yememiş oluyorum
-3
artıküyeolmakistiyorum
(19.11.25)
bilindik bir avm'de öğle arası midye yiyen 8 iş arkadaşım hastanelik oldu.
ben de gayet iyi bir restorandaki isli midye'den zehirlendim. o günden beri yemem 3 sene oldu.
kardeşim de portekizde yediği oyster'dan felaket zehirlendi, hastane de kabul etmedi filan baya kötüydü.
+1
awlmi
(19.11.25)
Lise-üniversite zamanı midye ben de çok yerdim.

Bir kez midye ve karidesli makarna yemiştim, zehirlendim. Midye kabuklarıyla pişirilmişti. Ürtiker (kurdeşen) hastalığı geçirdim vücudumda kızarma ve kabarma oldu. Bu olay y.dışında yaşandı.

Çok severim ama uzun yıllardır midye hiç yemiyorum, karides de çok çok nadir. Midyenin kendisi sağlıksız bir besin olduğu gibi seyyar satıcılar acaba hangi koşullarda hazırlıyor hayal gücünüze bırakıyorum.
+1
Lethe
(19.11.25)
senelerce nerdeyse her hafta sonu yedim. ama hepsi aynı yerde balık pazarındaki golden kokoreç'te. hiç bişi olmamıştı. 5-6 senedir yemiyorum ama.
+1
spirit crusher
(19.11.25)
midyedeki zehirlenmesine benzer zehirlenmeyi vedat milor yaşamıştı. mideyede zehirlenme pirinçte sıkıntı olmadığı sürece, vücuttaki birikimle olur. kokoreçten zehirlenme zor gibi çünkü yüksek ısıda pişen bir şey ve dokunun öldüğü bir ürün. . eflasyonun bu kadar yüksek olduğu ülkelerde malzeme kalitesi düşer, satıcılar zaten dünden ucuz ve kalitesiz ürüne gönüllü.

yani enflasyon her şeyin suçlusu gibi görünse de, vicdan asıl suçlu olan.
+1
mikahakkinen
(19.11.25)
Midye gibi riskli yiyeceklerden uzak duruyorum. Midyeyi geçtim çok ucuz yerlerden çorba bile içmem. Önceki günden kalan yemekleri satıyor bir çok lokanta, restoran.
0
michael harddd
(19.11.25)
(13)

iibf okuyanlar şimdi ne iş yapıyorlar

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
işsizlik yaşıyor, hayatı sorguluyorlar mı? fiyakalı yerlere gelebildiler mi?
işsizlik yaşıyor, hayatı sorguluyorlar mı? fiyakalı yerlere gelebildiler mi?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(15.11.25)
big four sonrası fmcg sektöründeyim. memnunum
+1
pelovann
(15.11.25)
iibf üstüne mimarlık okudum. hayatımın en kötü kararıydı iibf.
+1
archmeister8
(15.11.25)
yazılımcıyım.

bir arkadaşım iyi bir holdingde ik müdürü,
bir diğeri büyük bir bankada şube müdürü,
bir diğeri bir firmada satış bölge müdürü,
bir arkadaşım kabin amiri,
bir tanesi dijital pazarlama yöneticisi,

okuldan, çok yakın olmadığım arkadaşlarım da genelde iyi yerlerde.
bir tanesi 2-3 tane perakende firmasında finans müdürü oldu,
bir diğeri önce devlette gümrük memuruydu sonra bizim unicorn startuplarından birine tedarik müdürü mü öyle bişey oldu,

böyle yani.
çevremde "hiçbir şey olamamış" veya "herhangi biri olmuş" biri yok nerdeyse herkes bir şekilde başarılı oldu. %90'ı da iibf ile alakalı yerlerde. %10'u da alakasız yerlerde.
+1
tchuck
(15.11.25)
Siber güvenlikçi olan gördüm. İyi kazanıyor. IIBF çoğu fen edebiyat bölümünden daha iyi iş imkanı sunuyor. Tam özel sektör bölümü.
+2
michael harddd
(15.11.25)
Uzman yardımcısı oldum
+1
fildirfildir
(15.11.25)
Pazarlamacıyım. İşimden de hayatımdan da memnunum.
+1
etna
(15.11.25)
İibf'e bağlı Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi okudum. 8-5 kurumsal firmada çalışıyorum. Paraya yatkılığım olmadığından ve mezun olduğumda iş sorumluğumun para olmasını istememeden dolayı İktisat okumak istemedim.
+1
put it in your appropriate place
(15.11.25)
bir tek ben iş bulamadım sanırım:)
+1
nothing in my way
(15.11.25)
Anadolu da bir üniversitede İşletme okudum, pazarlama ve satış alanında uzmanlaștım. Bankada çalıştım, 8 yıl içinde müdür yardımcısı oldum, kovuldum. 13 yıl bisiklet sporu mağazacılık yaptım, şimdi kendi dükkanımı açtım, bisiklet teknik servisi yapıyorum.

İİBF fakültesi tam bir kendini bulma ve geliştirme okulu, kişi yatkın olduğu noktayı büküp orayı geliştirirse önünde kimse duramaz.
+1
mahsus mahal
(16.11.25)
bence bu sorunun cevabını son 10 yılın mezunları ve öncesi diye ayırmak lazım. böyle baktığınızda göreceksiniz ki eskiler zaten koşullar uygun olduğu için iyi yerlere gelmiş, yenilere ise hiç girmek istemiyorum :D
+2
biravekahve
(16.11.25)
2017’de fen edebiyattan, 2019’da da iibf yükseğinden mezun oldum.

bist30’daki şirketlerden birinde agile coach’luk yapıyorum. öncesinde de bir süre Proje Yöneticisi geçmişim var aynı şirkette.
+1
a darkness coming
(16.11.25)
bence olaya 10 yıl öncesi, 10 yıl sonrası bakmaya da gerek yok.

bizim zamanımızda 50bininci adam yeniden öss'ye hazırlanırdı, 50bininci insan ,50bininci olduğunu söylemeye utanırdı.

şuan 500bininci adam bile üniversiteye giriyor.

bence ilk 30-35 bine girmemiş biri nsanın akademik hayattan bir beklentisi yoktur, olmamalıdır da. (istisnalar kaideyi bozmayacak)

bizler o dönemin ortalama üniversitelerinden mezunuz, ama ben 30bininciydim. şuan ortalama üniversiteler 150binle falan alıyor :) sonra herkes neden işsiziz diye ğalıyor. işsizsiniz çünkü başarısızsınız aslında, 150bininci olduğun bir sınavla girdiğin üniversite seni sadece "herhangi biri" yapar.

demem o ki; bence yılı nbir önemi yok. "hangi üniversiteden" mezun olduğunuzla alakası var.
+2
tchuck
(16.11.25)
duz turkce isletme okudum, 20-25 bin siralama ile girdim sagda solda soylemeye utaniyordum vaktinde, son baktigimda 70 bin civarina dusmus idi, simdi 100 bin vardir. haliyle tchuck'in soyledigine +1 diyorum.

rota olarak: turkiye'de big4 -> yurt disi big 4 -> global bir sp100 sirketi (ilk 50'de) rotasini izledim.

sonrasinda da "yuksek unvan ama daha kucuk sirket" yaklasimi ile bir CAC40 (fransanin S&P40'i imis) ~50 milyar dolar civari geliri olan bir sirkete gectim.

sonraki hedefim birkac yil icerisinde daha da kucuk bir sirkete CFO gecmek, olur mu gorecegiz.

gunun sonunda kagit uzerinde "fiyakali yerler"e geldigimi dusunuyorum ama tamamen iluzyon ve ye kurkum ye. gunluk hayatimda bana gercekten bir artisi yok. neticede herkes "mesai bitse de eve gitsem" derdinde.
+1
adrianapole
(16.11.25)
(11)

NewYork'ta bir Uganda'lı

WithWorth
Uganda'da doğup 7 yaşında göç edip, genç yaşında `NewYork` belediye başkanı olmak.Obama'nın siyahi başkanlığından sonra bu.Bu abd'de demokrasinin hem halk (oy verenler) hem yönetim nezdinde gerçekten bazı eşikleri aştığını göstermiyor mu ? Hiç değilse buna işaret etmiyor mu ? Adam müslümanmış bir de
Uganda'da doğup 7 yaşında göç edip, genç yaşında NewYork belediye başkanı olmak.
Obama'nın siyahi başkanlığından sonra bu.
Bu abd'de demokrasinin hem halk (oy verenler) hem yönetim nezdinde gerçekten bazı eşikleri aştığını göstermiyor mu ? Hiç değilse buna işaret etmiyor mu ? Adam müslümanmış bir de.
11 Eylül'den sonra; fanatizme gidip tüm müslümanlara etiket yapıştırmamış demek halk ?
Yada muhalif taraf "11 Eylül teröristini başa mı getireceksiniz ?" diye karşı siyaset yapmamış.
Çünkü halkta bu karşı siyaset tutmayacak...
Yada "O afrikalı; bizden değil" dememiş.
Ne diyorsunuz ?
-1
WithWorth
(15.11.25)
Abd'de bizdeki gibi seçilmeni engelleyecek siyasi bir baskı yok, adam zamanında taksiciler için açlık grevi yapmış mesela bu tip eylemler kitleleri arkana alabilmene neden olabiliyor, buna benzer başka aktivist eylemleri de olmuştur muhakak, adamlar bunları unutmuyor zamanı gelince bu müslüman bu zenci bu Afrikalı demeden karşılığını veriyor.
0
kizil karga
(15.11.25)
@kizik karga "adamlar bunları unutmuyor" cümleniz çok vurucu.
+1
🌸WithWorth
(15.11.25)
Beyaz Müslüman olsaydı seçilmezdi bence. Siyasiler tersine ABD'nin parçası.
-2
arbre
(15.11.25)
Amerikada seçilen adamlar, derin devletin adamıdır, figürdür.
Derin devlet ne derse onu yaparlar. O an vitrine onu koymak gerekmiştir. Onu koymuşlardır.
Adamın rengi, dini, nerede doğduğu ehemmiyet kesbetmez.
-2
Mirket
(15.11.25)
Abd'de dindarlık devlete bağlılıkla özdeşleştirilen bir özellik. Dinsizim, ateistim deseydi seçilemezdi. Siyah olmak, müslüman olmak amerikan değerlerine göre zararlı özellikler değil. Siyahlık-beyazlık konusu çoktan aşıldı.

Mamdani müslüman kimliğiyle lgbt barlardan oy topladı. Ne kadar practising müslüman durup düşünmek lazım. Örneğin lgbt haramdır dese kaç kişi oy verirdi?
0
michael harddd
(15.11.25)
diversity bias,

newyork'ta belediye başkanı olmak çok matah bir şey değil, herşeyden sorumlusun bir sürü dava açılıyor ve herkesi mutlu etmek zorundasın. istediğini de yapamazsın.

o sebeple sadece x insanlar artık seçimlerde
-3
duyurukullanıcısı
(15.11.25)
Mamdani aslında kendi içinde oldukça inançlı Şii bir Müslüman ama arkadaşların da dediği gibi gay barlara gitti, translarla kampanya yaptı yani din bakış açısıyla ayrıştırma yapmadı.

Ayrıca kimliğini inkar etmese de siyaseti daha çok sınıf üzerinden yaptı. Tabii ki Türkiye'deki sosyalistler beğenmiyor ama yine de ABD şartlarında "Ben sosyalistim" diyerek kampanya yaptı ve kazandı. Taksiciler dışında kirasını ödeyemediği için evinden çıkmak zorunda kalan kişilere gönüllü destek verdi, partisi (dsa, democratic socialists of america) içinde yıllardır örgütlü ve babası Marksist bir akademisyen annesi de yine sol görüşlü bir yönetmen.

Kesin derin devlet var demek kolay, gerçekten olabilir de tabii ve kendisini yüceltmeye ya da Mamdani kazandı diye kışın ABD'ye devrim geliyor demeye gerek yok ama yine de bir sene önce adaylığını açıkladığında %1 tanınan biri olarak başarılı bir kampanya süreci ve halkçı vaatlerle dünyanın en önemli şehrinin belediye başkanı oldu, saygı duyulması lazım.

Ha bu arada rakipleri 11 eylülden girdi, şeriat getirmek istediğinden çıktı, sakalını photoshopla gürleştirip algı oyunları yaptı, her türlü pisliği yaptılar. ABD bu siyasi pislik konusunda bizden daha kötü olabilir hiç eksik kalmıyorlar en azından
+1
nundu
(15.11.25)
türkiyeyle kıyaslamak çok yanlış. amerika zaten başlı başına göçmen ülkesi. önce ki başkanlarında çoğu göçmen kökenli.
bir de seçine katılım oranlarına bakmak lazım. bizdeki gibi %90 üstü bir katılım yok. hatta orada her seçin de gidip kendin seçmen kaydı yaptırman lazım ancak öyle oy kullana biliyorsun.
kaldı ki bu adamda radikal islamcı değil şii. tam istedikleri kıvamda.
popülist söylemler ve trump karşıtlığı ile kazandı. bizimkiyle tek ortak noktası bu olsa gerek.
+1
my fault
(15.11.25)
mamdani new york’ta kazandı; başka bir şehirde (demokratların kemikleşmiş yapısından bu kadar kopmuş) bir aday kazanamazdı. New York’ta zengin olan her mahalle (west village mesela, sadece Wall Street tayfanın yaşadığı yerler değil) cuomo’ya verdi. bu seçim sonucu sisteme toplu bir cevap değil yani.

demokratlar içinde aşırı dinozor bir establishment var (gürsel tekin vari). çok da göründükleri gibi progressive değiller. Zamanında Bernie yerine Hillary’nin aday gösterilmesi onların da kafa yapısını gösteriyor. trump bile demokrat cuomo’yu destekledi. aynı paranın iki yüzüler.

Okuduğum bir yazı zohran’ın da aslında sistemin bir parçası olduğunu (polise olan vurgusu vs.) anlatıyordu. yola çıktığı vaatlerini bayağı bir ehlileştirmesinden bahsediyordu. linki tekrar bulursam buraya koyarım.

yani aslında pek bir şey değişmedi, bu yüzden çok umut verici değil. tek umut veren şey, grassrootsun gücünü elbet bir zaman gösterebileceği inancı.
+1
eileengray
(15.11.25)
ABD deki kutuplaşmanın argümanları, anlayış ve kültürü ile bizdekiler çok farklı .
Bizde kömür ve makarna bile artık siyasi manada anlamlandırılıyor.
Spaghetti dağıtılsaydı durum belki biraz farklı olabilirdi.

Suriye iç savaşı 2011 bahar zamanı başladı . O tarihten bu zamana gelen milyonlarca göçmene rağmen bu zamana kadar içlerinde bir tane tanınmış youtuber görmedim. Oysa göçmenlere kıyasla yoğunluk olarak sınırlı sayıdaki Koreli, Japon vs. youtuber gördük.

Çevremde Suriyeli de oldukça fazla.
Ucuza işçi olarak istihdam haricinde hiç bir yerden toplumun içinden biraz sıyrılarak görünen bir noktada olmaları için gerçek anlamda destek görmediler. Hatta hastanelerde görev alan göçmen asıllı sağlık personellerini bile görmek istemedik. (Zencilerin de giremeyeceği kamu binaları bir zamanlar ABD de bulunurdu)
Haliyle siyasette yer almaları da asla düşünülemezdi.
Konu geniş o nedenle ne kadar tezatlar içerisinde olduğumuzu biraz anlatmak istedim burada

Mamdani'nin ise arkasında temelde küreselcilerin olduğu ve onların kontrolünde olarak konuşmalarında "her şeyi " vaad eden biri.
Trump, onun seçilmesi halinde eyaleti bazı maddi yaptırımlarla tehdit etmişti.
Mamdani'nin seçilmesinin (geçmişine de bakarak) dünyanın geri kalan kısmına da bir mesaj olduğunu düşünüyorum .
Devşirme yoluyla dış arenada kazanım sağlama bir nevi .
Benzeri belediye başkanlığı hikayesi ingilterede de var.
0
diyecevaplandı
(15.11.25)
New York da bildiriyorum. new yorkun Amerikanı geri kalanı ile uzaktan yakından alakası yok. demokrat adayı olarak ny da kazanir ama baska demokrat bir sehirde kazanamaz. ny amerika degil kısacası
0
oscar
(16.11.25)
(10)

Bumble kullanıcılarına birkaç soru

jonas
Sorularım sadece erkek kullanıcılara. Ve başka dating appler için değil, tamamen Bumble özelinde.1. Premium üye misiniz, Boost gibi özelliklerden faydalanıyor musunuz? Yoksa dümdüz standart üye olarak mı takılmaktasınız?2. Haftada ortalama kaç like, eşleşme alıyorsunuz?3. Objektif bir bakış açısıyla
Sorularım sadece erkek kullanıcılara. Ve başka dating appler için değil, tamamen Bumble özelinde.

1. Premium üye misiniz, Boost gibi özelliklerden faydalanıyor musunuz? Yoksa dümdüz standart üye olarak mı takılmaktasınız?
2. Haftada ortalama kaç like, eşleşme alıyorsunuz?
3. Objektif bir bakış açısıyla bakmaya çalıştığınızda tipinize 10 üzerinden kaç verirsiniz?
+1
jonas
(14.11.25)
boşuna analiz kasıyorsunuz. tan sağtürk gibi bir tipin yoksa tr sınırları içinde bu app'ler sadece escort bulmanı sağlar.
0
HellKeePer
(14.11.25)
hell haklı %20lik kesim kadınlarınların hepsini aralarında dönüyor. çirkin şişman kadınlar bile yüzlerce eşleşme alıyor. türkiye'de işe yaramaz.
+1
hold the door
(14.11.25)
valla ben normal bir insanım. öyle aşırı bi yakışıklılığım yok ama tipim kötü de değil, meraklısına iyi diyelim.

bumble’da kullandığım dönemde rahat 5-6 match alıyordum en kötü
+1
asap raki
(14.11.25)
Kısaca şöyle diyeyim; meslek yazınca eşleşme yağıyor. O bölümü boş bırakınca pek eşleşme gelmiyor.
Çoğu kadında algoritma bu adam beni gezdirir mi yedirir içirir mi diye işliyor.

edit: Bu arada 2-3 tane belli belirsiz fotoğraf eklemiştim. Çok eğlenceli ve boyumun kaç olduğu falan hiç belli olmuyordu. (uzun ve eğlenceliyim ehihih)
+1
michael harddd
(14.11.25)
1- Evet
2- Sıfır
3- yani 5-6 veririm ama ikinci maddeden ötürü sıfır herhalde
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(14.11.25)
1. 5 sene önce 3-5 ay boyunca premium üye oldum. Birini bulunca hesabımı kapattım. Artık değilim.
2. O zaman farklıydı, kadın daha çoktu ve ciddi sayıda eşleşme alıyordum. Ortalama üstü erkekler alıyordu, meslek de çok önemliydi.
3. Nasıl objektif bakalım :) 8-9 veririm herhalde.
0
gabe h coud
(14.11.25)
uzmanından selamlar :) bir dönem o bataklıktaydım. epey mazide kaldı şimdi. Ben de kendimi pek yakışıklı bulmam saçımı ve avrupai bir tipim olduğu için överler. Kılığıma kıyafetime hiç dikkat etmem. O yüzden moda ikonu gibi fotolarım yoktu.

çooook match alıyordum. Bir dönem boost falan yapmıştım gaza gelip gerçekten yetişemediğim dönemleri hatırlıyorum. Çok güzel iyi insanlar tanıdım 3-4 kızla buluşup yakın arkadaş olduğum insanlar dahi oldu. Şanslıydım belki de bilmiyorum ruh hastalarına hiç denk gelmedim zaten birkaç mesajda anlaşılıyor sonra uzuyordum.

Düz bir fotoğrafım vardı 1-2 tane de hobilerim sırasında "habersiz" çekilenler. Okul yurtdışı yazıyordu belki onun etkisi vardı ama meslek yazmıyordu. Bir de bölge etkili bence Şişli beşiktaş nişantaşı yağıyor. Gerçi aynı bölgede kuzenim bazı arkadaşlarım falan da bakıyordu hiç matchleşemiyordu.
Dubai'de denemiştim sadece escort var :D Almanya'da da pek şansım olmadı. (nasıl avrupai tipimiz varsa artık :D)
+1
croswell
(14.11.25)
Ciğere uzanamayıp ağlayanlar konuşmuş.

Hayatımda toplam tinder bumble falan 1 ay kullanmamışımdır. Kurup 1 hafta seri dateleşip kadınımı alıp çıkıyordum. Kendime saygım ve filtrelerimin iyi olması önemliydi tabii.

2 kısa 2 uzun ilişki çıktı bana bumbledan, 3 sene önce tanıştığım insanla da bu sene evlendik :) bunun dışında birkaç yakın arkadaşımla buradan tanıştık baştan belliydi direkt arkadaş olarak ilerledik


Sorulara cevaplar:

Premium tabii ki kullandım. Benim vaktim değerli olduğu için, boş boş kaydırmak yerine beni beğenenler arasından seçim yapmak isterim. O konuda iyi oluyordu.

Günde 2 3 match geliyordu. Ortalama tipim olduğunu düşünüyorum ama kadınlar öyle düşünmüyorlar sanırım neyse. Sanırım boyumun 193 olması fotolarımın eğlenceli olması büyük artıydı
-6
aguen
(14.11.25)
1- evet, aylık 100 lira ödüyordum bir ara.
2- haftada 15-20 arası alıyordum, yeni üye olduğumda haftada 30-40'a kadar çıkıyordu.
3- 7.5
0
eurhka
(14.11.25)
yani kadınım ve hiç bumble, tinder deneyimim olmadı ama çevremden duyduğum kadarıyla kadınlar (bazı) buluşup güzel restoranlarda yiyip içmek için kullanıyor. çoğunluğu eskorttur zaten. düzgün insan sayısı yüzdesi düşüktür gibi düşünüyorum.
-2
deartheodosia
(14.11.25)
(5)

Makale yazmak istiyorum ama

cemallamec
Öncelikle akademisyen değilim ama araştırmaya dayanan (mesela x kişinin hayatının detaylı bir makalesi, edebi kişiliği, eserlerinin yayımı vb.) bir makale yazmak istiyorum (tez değil) ve bunu nerelerde yayımlayabilirim kendi adımla. İnsanlar o kişiyi arayınca benim makaleme güvenip kaynak olarak bil
Öncelikle akademisyen değilim ama araştırmaya dayanan (mesela x kişinin hayatının detaylı bir makalesi, edebi kişiliği, eserlerinin yayımı vb.) bir makale yazmak istiyorum (tez değil) ve bunu nerelerde yayımlayabilirim kendi adımla. İnsanlar o kişiyi arayınca benim makaleme güvenip kaynak olarak bile kullanabilsin.
0
cemallamec
(07.11.25)
"x kişisi", çok çok özellikli biri değilse veya daha önce var olan bilgilerin dışında yeni, kimsenin bilmediği bilgilere erişmediyseniz, hiçbir ciddi akademik dergide o tarz bir makale yayınlatamazsınız.

sizin düşündüğünüz gibi insanların sizin çalışmanızı kaynak olarak kullanabilecekleri bir metin yayınlatmak istiyorsanız kitap bölümü olarak yayınlatma seçeneklerine bakmanızı tavsiye ederim.

google'da akademik kitap bölümü yayınlatma diye aratırsanız pekçok seçenek çıkacaktır karşınıza. en ucuzunu seçip herhangi biriyle bağlantıya geçin. hemen hepsi aynı zaten.
+1
yemrem
(07.11.25)
Hazırladıktan sonra (hali hazırda öğrencisi, çalışanı yahut hocası olduğunuz okulunuz yoksa) çalıştığınız kurum adına da (işyeri mail adresinizle) yayınlayabilirsiniz. Okul olması şart değil. Enstitü olur, müze olur, laboratuvar olur, kamu kurumu olur, ar/ge yahut kültürel departmanları olan özel firma olur.

Eğer alakasız bir işiniz varsa yahut çalışmıyorsanız bir alanda makale verecek kadar yetkin olmanız sürpriz olur. Ama mümkün. Şahsi adresiniz ve e-mailiniz ile yazarsınız.

Tamamlanınca, konu ile alakalı yayın yapan hakemli/hakemsiz dergi ve sitelere gönderip uygun görürlerse yayınlanmasını talep edersiniz. Yayına değer bulurlarsa en az bir tanesi yayınlar zaten. O zaman veritabablarına girmiş olacağından, araşturmacılar tarafından alıntı yapılır, kaynak olarak gösterilebilir.

Tabii isterseniz kendi kişisel sitenizde, blogunuzda yahut medium.com gibi bir sitede de yayınlayabilirsiniz. Yahut kitap bölümü olabilecek kadar zenginse, derleme/antoloji çalışması yapanlara gönderebilirsiniz. Tez, kitap olabilecek yeterlilikteyse, akademik/akademik olmayan yayınevlerine basılması için önerebilir, yahut basım masraflarını karşılayıp, bir dağıtıcı ile anlaşıp kendiniz de yayınlayabilirsiniz. Bu durumda da kaynak gösterilip alıntı yapılabilir.

Eğer herhangi bir doğal bilimler yahut sosyal bilimler alanının gelişmesine katkı sağlayacağına inandığınız bir çalışmanız varsa, yapın. Akademisyen olmanız gerekmiyor.

Bir de şöyle bir yöntem olabilir. Alanında uzman bir akademisyen hoca ile iletişime geçip, çalışmanızdan bahsedin. Taslağınızı yollayın. Akademik öğrenci olmamanıza rağmen danışmanlığını rica edin. Hem danışmanınız olur. Hem de makaleniz hazır olunca, yayınlanması hususunda önayak olur size. Duruma ve katkıya göre makalenin 2. yazarı yahut 1. yazarı olarak da hocanızın ismi eklenir.
+2
thunder thunder thunder thundercats
(07.11.25)
Bir makale yazıp yayınlamak için akademisyen olmanıza gerek yok aslında. Ancak en azından o mesleğe sahip olmanız işlerinizi kolaylaştırırdı, ancak bu da zorunlu değil. Esas önemli olan hakemlerin yazdıklarınızı metot açısından tutarlı bulması. Tarih boyunca alanı dışında makalesi büyük ses getirmiş insanlara örnekler var. Buna rağmen bu senaryo büyük ölçüde yalnızca "teknik olarak mümkün."

Örneğin şu konu üstüne düşünün, bunu irdelememi art niyetli olarak ele almayın lütfen, öyle bir niyetle konuşmuyorum, sadece bir noktayı somutlaştırmaya çalışıyorum.

Bir kişinin hayatı ve eserlerini irdeleyen bir makale yazmak istiyorsunuz. Arzunuz bunun hem dergi hem de şahsınız açısından güvenilir bir imaj çizmesi. Ne var ki siz bu makaleyi yazmak isteyen kişi olarak güvenilir kaynakların hangileri olduğuna emin değilsiniz. Normal şartlarda bir konuda makale yazmak isteyen birinin o konuda bu tip detaylara daha en baştan hakim olması beklenirdi. Bu durumda akademisyen olmadığınızı vurgulayabilirsiniz, olmanız da beklenmiyor zaten, sadece yetkin olmanız gerekiyor ve bu yetkinliği bu konuda makale yazmaya niyetlenmeden önce edinmiş olmalısınız.

Demek istediğim, bu aslında hiç sorulmaması gereken bir soru. Siz bu sorunun cevabını öğrenip bir makale yazıp bu dergiye gönderirseniz bunun kabul edilmesi çok düşük bir ihtimal olur. Sizin bu sorunun cevabını zaten bu makaleyi yazmaya yetecek yetkinliğe ulaşırken yaptığınız okumalardan edinmiş olmanız gerekiyor.

En basitinden sorduğunuz soruya cevap verebilecek yeterli veri yok. Çünkü bu edebiyatçının alanı, çağı, içerisinde bulunduğu sanatsal akım ve temsilcisi olduğu kültür gibi sorunun cevabını etkileyecek veriler sorunuzda yok.

Cevabımın agresif görünmesinden çekiniyorum. Onun için tekrar vurgulamak isterim; yapmak istediğim şey, odağınızı bu sorudan çekerek, sizi, yazmak istediğiniz şeyleri gerekli normlara uygun biçimde yazmaya, sonra bu konuyu düşünmeye yöneltmekti. İstediğiniz güvenilirlik ancak böyle mümkün olabilir, bu arzunuz da ancak böyle gerçeğe dönüşebilir.
+1
akhenaten
(07.11.25)
www.ssrn.com da yayınlayabilirsin. Daha sonra bir hakemli dergiye gönderebilirsin veya SSRN'de kalabilir.

Yayınladıktan sonra bir google scholar profili aç. Aldığın atıflarla akademik saygınlık elde edersin. Makalelerini ingilizce yazmalısın. İngilizce yazmak diğer ülkelerdeki araştırmacıların senin yayınlarına atıf yapmalarını sağlar.

Makale yayınlamak için PhD derecesine veya akademik kadroya ihtiyacın yok. Makale yayınlamak > makalesiz PhD derecesinden diyebiliriz. Yayın yapmak ve atıf toplamak akademik saygınlığın en büyük göstergesi.

Hiçbir hocaya makaleni gönderme. Tam halini kimseye gönderme. Senin günlerce verdiğin emeği fikrini çalarak hiç edebilirler. Makalelerin beğenilirse zaten atıf alır ve akademik teklifler alırsın.
-1
michael harddd
(07.11.25)
dergipark.org.tr dergipark'a bağımsız araştırmacı olarak üye olabilir, uygun dergiyi seçtiktenen sonra gönderim yapabilirsin.
0
renegade
(08.11.25)
(12)

Ticaret veya zanaat neden ilgi görmüyor sizce?

michael harddd
Bu devirde masabaşı iş kovalamak için saçma sapan bölümler okunurken neden insanlar zanaate veya ticarete yönelmiyor küçük yaşlarda?
Bu devirde masabaşı iş kovalamak için saçma sapan bölümler okunurken neden insanlar zanaate veya ticarete yönelmiyor küçük yaşlarda?
0
michael harddd
(05.11.25)
Sermaye gerekiyor. Örneğin, Bir berber dükkanı açabilmek için dükkan kiralaman gerek, mobilyalar, malzemeler vs. derken başlangıç maliyeti çok yüksek oluyor.

Belirli bir süre zararına çalışması gerekecek, o sıra geçinebilecek mi mesela?

Ayrıca “küçük tatlı bir şirin kafe”cileri hatırlatırım.
0
substituent
(05.11.25)
cunku boomerlar cocuklarin kulagina "diplomaa diplomaaaaa" diye sayiklayip durdu ve durmaya devam ediyor.
+2
cooperr
(05.11.25)
isyeri sahibi olursan,
günde en az 12 saat calisirsin,
maaşlı iş yerinde ise toplasan 6 saat çalişmazsin.
+2
designer
(05.11.25)
Zanaat ve ticaret bir girişim, cesaret işi. Yığının tercihi ise diplomalı garanti iş.
Aradaki fark bu bence. Yığın risk almak istemiyor. esasen bu devirde salt diploma peşinde koşmak en büyük risk farkında değil pek çoğu. Diplomayı alıp iş bulmaya çalıştığında farkediyorlar geç olarak.
+1
ezkaza
(05.11.25)
Çırak bulamıyorum diyen bir ticaret ve zenaat erbabı mı var? İlgi görmediği çıkarımını nasıl yaptık?
+2
Mirket
(05.11.25)
Hangi maaşlı işte 6 saat çalışılıyor hemen gidelim oraya. Özel sektörde 12 saat çalışanlar var.

@mirket Çok var.
0
🌸michael harddd
(05.11.25)
michael harddd +1

hakkaten ya. her işi kendi işiniz gibi sanıyorsunuz:)
0
nothing in my way
(05.11.25)
Çünkü her yere apartman şeklinde üniversite açıldı ve baraj kaldırıldı. Üniversite sınavında sıfır çeksen bile yerleşiyorsun. Yerleşince (dandik üniversitelerde, iki yıllık okusan bile) kendini üstün gören psikolojiye giriyorsun. Üniversiteler azaltılsa, sınav zorlaştırılsa, kontenjanlar düşürülse durum farklı olur
+1
cemallamec
(06.11.25)
yurt dışındaki gibi liselerde farklı dersler önerilmeli; mesela çeşitli atölyelerin, farklı üretim pratiklerinin dersleri olabilir. öğrenciler de kendi ilgi alanlarını keşfetme imkanı bulur böylece. tabii türkiye'de liseleri böyle kurumları çevirmek için gereken altyapıyı sağlamak imkansız. lisedeki opsiyonlar çeşitlenirse insanların farklı alanlara teşvik edileceğini düşünüyorum. eş zamanlı olarak, üniversite sınavı da evrilmeli.

zanaat ve ticaret aileden gelen bir durum olmadıkça kurması ve tutunması çok güç alanlar. bir işin sermayesinin ve operasyonlarının sizin sorumluluğunuzda olmasıyla beyaz yaka olarak koca operasyonun sadece bir üyesi olarak çalışmak çok eş durumlar değil. sermaye olsa bile risk alma cesareti herkeste yok.

gerçek michael hardt ne derdi acaba
0
eileengray
(06.11.25)
Yani bir kere çevrende sana bu yolu gösterecek yoksa bir insanın zanaat ya da ticaret ile alakası olması o kadar kolay değil.
Misal benim ailemde bunda olan bir kişi bile yok.
Ve benim bu işi yapan arkadaşlarımın hepsi de ailesi tarafından bu ortamlara sokulmuş kişiler. Misal babası inşaat yapmis; o da kendi insaat yaptı.
Babası ticaret yapıyordu; kendi de yaptı.

Bir de bu işlerin çoğunun genel çalışma ortami, en azından baslarda, çok sa güzel değil. Yani herkes araba tamiri der ne bileyim elektrikçi der; vallaha biz daha yeni yazlığı komple yaptırdık misal. Usta yanında iki kişi ile geldi. Vallaha sabahtan akşama kadar çalıştılar, cumartesi de çalıştılar pazar da çalıştılar.
Türkiye'de çoğu insan bu meslekleri yapan başarılı kişilerin hayatını görüyor da hiçbir şekilde haftasonu bile calisanlari, günde kac saat çalıştığı bile belli olmadan calisanlari, vücut ile yapılan işin kisiye bindirdigi yükü düşünmüyor.
Bir de ticaretin finansal riski var, zanaatin de farklı riskleri. Misal daha yeni elektrik ile alakalı eğitim aldım. Eğitim sırasında kazalarla alakalı şeyler okudum, bir sürü elektrik tesisatı yaparken ölen ya da yaralanan insan örnekleri. Benim misal ofiste çalışırken tek riskim takılıp düşmek ya da kahve falan dökmek yani.
Bir de yani bundan 15 sene önce bu meslekleri kimse önemsemiyordu çünkü ofis işleri yeteri kadar para kazanıyordu. Şu an kazanmiyor. Ofis isleri gene insan gibi para kazansa gene kimse onemsemez. Bir de tabi herkes el isine yönelirse supply vs demand olayından onun da gelirinin dusecegi olayi var.
0
logisticsmanager
(06.11.25)
klimalı ofiste excell doldurup mynet okey oynayarak 250k kaldırmak varken kim neden komik fiyatlara hayvan gibi çalışsın. benim zanaatim var ben de çalışmıyorum. ayrıca kapital lazım +1.
+1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(06.11.25)
''eskiden başkasının işinde cumartesi günü bile çalışıyordum. şimdi kendi işimi yapıyorum, artık pazar günleri bile çalışıyorum.''
0
elorelia
(06.11.25)
(6)

istatistik ve r'yi kim kullanıyor?

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
akademisyenler dışında bir işine yarayan var mı?
akademisyenler dışında bir işine yarayan var mı?
-4
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(04.11.25)
r hangi endüstride kullanılıyor tam olarak? phyton ile data analizleyen abiler şu anda bizimle bu odadalar mı?
0
🌸Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(04.11.25)
istatistik her yerde kullaniliyor. yani bir esnaf bir sene boyunca her ay ortalama ne kadar mal alip sattim derken de istatistik kullaniyor, herhangi bir sirket bilanco takibi yaparken de. serbest calisansan bile (mesela yatirimci gibi istatistik kullaniyorsun veya yorumluyorsun). r'in ne kadar kullanildigini bilmiyorum.
0
Sour
(04.11.25)
hani nerede bu standart sapma, varyans, kovaryans hesaplayan, chi kareye, t testine takla attıran esnaf? verilerini csv olarak export ediyor ve yıl sonu anewliz de yapıyor mu? kim bunlar, nerede hangi title ileiş yapıyorlar? istatistik nedir, neye denir bilmiyor gibi mi görünüyorum?
-2
🌸Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(04.11.25)
Ben kullanıyorum. Kara Murat da benim.
0
michael harddd
(04.11.25)
@Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
birincisi sizi tanimiyorum, istatistigi bilip bilmediginizi bilmiyorum, sorunuzdan da bilip bilmediginiz anlasilmiyor, daha da otesi naif bir soru gibi duruyor. sorunuza tekrar bakin, "akademi disinda isine yarayan var mi" naif bir soru degil mi?

ikincisi, ikinci girdiginiz entry'den istatistigi bilip bilmemenizden ote bakis acinizin sinirli oldugunu soyleyebilirim. istatistik bu saydiklarinizdan ibaret degil. bir esnafin ileri duzey istatistige neden ihtiyaci olsun ki? zaten girdigim entry'de descriptive istatistik oldugunu belirttim. eger sorunuz "ileri duzey" istatistikse (ki bence bu saydiklariniz ileri duzey degil) akademi disinda ozel sektorde kullanilir. endustri duzeyinde degil sirket ve pozisyon duzeyinde bakilmali. kabacasi is istatistikle alakaliysa python veya r bilmesinin pek onemi yok, bunlardan birini bilmesi yeterli. gozle gorulur duzeyde sektorel olan r veya python degil matlab.

ucuncusu esnaflarin alim satimlarini bir excel dosyasinda tutmasi bana absurt gelmiyor. cogu manuel olarak tutuyordur diye tahmin ediyorum ama. neden bir title'a ihtiyaclari olsun?

dorduncusu ilk yazdigim yorum sizin caninizi sikmis ama niyetim kucumsemek degildi (birincisi bolumune bakin). buna bir tepki olarak ne kadar cok bildiginizi gostermek icin teknik keyword'ler verip tuhaf bir saldirganlik ortaya koymussunuz. bence hayatta bu kadar sinirli olmayin, nihayetinde hic tanimadiginiz, anonim biri, anonim bir ortamda istatistik bilmediginizi dusundu ve buna gore cevap yazdi, abartilacak bir sey olmamali.
+4
Sour
(04.11.25)
Asıl gerçek anlamda bir akademisyenlerin işine yaramıyordur belki de :) Veri analistleri ve veri bilimciler şirketlerde karar alma süreçlerinde yoğun olarak kullanıyor. İstatistiğin kullanılmadığı bir alan yok bence. Alışveriş sepetine eklenmek üzere öneriler, Spotify veya YouTube Music in beğenebileceğini düşündüğü parçalar, önüne düşen reelslar vs vs hepsinin yolu istatistikten geçiyor.
+1
huzurlarinizda huzursuzluk
(04.11.25)
(15)

Türk insanı neden böyle

messina123
insanların ahlaksızlığını aklım almıyor artık. Hep mi böylelerdi?Olay şu, dün az sayıda kahve makinesi 20 bin liradan 9900’e düştü. Alıp ürün gelmeden sahibindene 2 katına yüklemişler.https://x.com/neonatalog/status/1985057198381121598?s=46
insanların ahlaksızlığını aklım almıyor artık. Hep mi böylelerdi?

Olay şu, dün az sayıda kahve makinesi 20 bin liradan 9900’e düştü. Alıp ürün gelmeden sahibindene 2 katına yüklemişler.

x.com
-1
messina123
(03.11.25)
Türk insanı hep böyleydi. Böyle olmasa başımızdakiler kafalarına göre vergi alamazlardı, Türk insanı kimliğiyle bütünleşen bir halk değil maalesef, bana dokunmayan yılan bin yaşasın modunda, inanır mısınız bu hep böyleymiş ben de fark edince şaşırmıştım.
+4
olaylar olaylar
(03.11.25)
yapilani onaylamasam da burada bir ahlaksizlik goremedim ben, kimseye ozel kontenjan acilip hak yenmemis. insanlar da kendi capinda firsat degerlendiriyor. turk insani diye genellemek asil ahlaksizlik.
-2
gule gule
(03.11.25)
Serbest piyasa. Almak zorunda değilsin, kimse değil.
-5
michael harddd
(03.11.25)
fırsat görmüşler para kazanıyorlar. dünyada tüm milletler bunu yapıyor. evet, hoş değil ama ahlaksızlık demek de istemem. en azından yalan söylemiyorlar.

bence asıl ahlaksızlık her yeri çarık çürük kazalı boyalı arabayı "nokta hata yok, her yeri oporijinal" diye satmak.
0
co2s2
(03.11.25)
burada bir ahlaksızlık göremedim ben, ahlaksızlık havaalanı saldırısından sonra taksi ücretlerini katlamaktır, pandemide dezenfektan/maske fiyatlarını katlamaktır, depremden sonra çadır satmaktır.
+6
mutekebbir
(03.11.25)
bu tarz durumlarin serbest piyasa arkasina saklanmasina da bayiliyorum. bu bir aklama mi ki? sokakta yasayan bir evsiz de, is bulamayip intihar eden genc de, hastane veya ilac masraflarini karsilayamayip olen kisi de serbest piyasa kurbani. ne diyelim? serbest piyasa abi, cok da takma, normaldir falan mi diyelim? biraz ne soylediklerinizi anlamya calisin yahu, oturun bir uzun uzun dusunun fikir beyan etmeden once. yapilan ahlaksizlara, icler acisi durumlara kendi capinizda "entelektuel" bir kilif bulmaya calismayin. cok sey gozukuyorsunuz...

edit:
(bkz: ahi evran)
(bkz: ahilik)
+6
Sour
(03.11.25)
Değerlendirme yaparken bu arkadaşların bu işlemi yaparken risk aldığını fark ediyoruz değil mi? Örneğin satamayabilir de. Ya da yeni bir ürün piyasaya çıkabilir. Ya da ürünün fiyatı düşebilir...
0
osssy
(03.11.25)
Yapılan serbest piyasa koşullarında normalleştirilse de etik değil. Bu bağlamda Alev Alatlı’nın bir konuşması tam da bu tür (ufak ya da büyük) olaylara çok güzel bir örnek. Kendisinin verdiği tüm örnekler buradaki arkadaşlara göre de hiç sorun teşkil etmiyor o zaman. Ne de olsa özgür irade, serbest piyasa, ekonomik şartlar vs vs diye her şeyi aklayabiliriz.

youtu.be
-1
m e b
(03.11.25)
türk insanının ahlaksızlıgı normalleştirdiği verilen cevaplardan belli.

bu yapılan ahlaksızlıktır, serbest piyasa ile ilişkilendirilemez. bu yapılan karaborsacılıktır. karaborsacılık suçtur. serbest piyasada yeri yoktur. karaborsacının risk alması bu ahlaksızlığı ve suçu ortadan kaldırmaz. duyuruya verilen bu cevaplar akıl tutulması ve insanımızın ahlaksızlığı normalleştirdiğinin apaçık kanıtı
0
abelardo
(03.11.25)
ben ahlaksızlık olarak değerlendirmedim. ucuza almış, istediği fiyata satabilir, alan kişiyi bağlar, satamazsa elinde patlar.

şu ahlaksızlık olabilir, devrilen bir tırdaki domatesleri sahibinin rızası olmadan alıp satmak ya da kullanmak ahlaksızlık. birinin zor durumundan fayda çıkartmak büyük ahlaksızlık.

philips latte go yüklü tır devriliyor, sen şoföre yardım etmeyi bırakıp, 112 yı aramayı es geçip üç beş kahve makinesi alıp çok ucuz bir fiyata satarsan bu ahlakızlık...
0
exlibris
(03.11.25)
bunun etik olup olmadigi o anlik duruma ve urunun ne olduguna gore degisir.

pandeminin en cilgin attigi donemlerde islak mendil kalmamisti piyasada, bir komsu nerden bulduysa bir kamyon dolusu alip stoklamis, internet uzerinden sacma sapan fiyatlara satti. bu bence etik degildi, zira insanlarin ihtiyaci olan bir seyi alip stoklayip karaborsaya sokuyorsun.

obur taraftan bu adamlar hayati onem tasimayan bir urunu ucuza denk getirmis, 2 tane almis, birini kendi kullanacak oburunu satacak, kendi makinasinin parasini cikartacak diyelim. buna ben en fazla "uyaniklik" derim gecerim. cunku ne kahve makinasina kiran girdi, ne kahve icmese olecek durumdayiz, ne de kahve makinalari karaborsaya dustu.

son olarak, karaborsa her ulkede ve millette var. her dandik seyi donup dolasip kendi irkina baglamak da herhalde sadece bizde olan garip bir hastalik.
+1
cooperr
(04.11.25)
Bu karaborsa değil arkadaşlar. İçinde bulunduğumuz sistemi iyi tanıyalım. Yasadışı piyasalar karaborsa oluyor.
0
osssy
(04.11.25)
bunun adi stokculuk ve ahlaksizligin dik alasi. adam ister bir tane alir, ister 300 tane ama amaci belli: indirimdeki ürünü zamani gelince yüksek fiyata satmak.
bu esnada indirimdeki ürün stogunu azalttigi icin insanlar indirimden faydalanamiyorlar.
adam ticaret yapiyor ve risk ticarette hep vardir. riskinin olmasi yapilanin ahlaksizca oldugu gercegini degistirmiyor.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.11.25)
bunların hepsi yoksulluktan. normalde 8-10 tane kahve makinası alacak sermayeyi toparlamak bizim ülkemizdeki kadar uzun sürmemeliydi. insanlar 10 bin liraya 10 gün çalıştıkları için buradaki fırsatı gole çevirmek zorunda hissediyor olabilirler.

1 seansı minimum 3-4 bin TL olan , 1 günde en az 10-15 bin TL kazanan bir psikolog , bir hukuk müşaviri, yada işletmesi saniye başı para basan bir tacir bu işlere tenezzül etmez zaten. yada bu kadar survival modda yaşanmayan bir sosyal devlete tabi olsaydık, bu kadar çok "maddi garanti" yaratma çabamız da olmazdı diye düşünüyorum.

ticari şirketler bu hareketlerin çok daha büyüklerini kapı arkasından yapıyor zaten, yani binlerce kahve makinasını belki de perakende satış fiyatının 3'te 1'ine kadar düşürüp toptan bir şirkete satabiliyor. Onlar da ilk perakende fiyatın takribi yarısına düşürüp satışa icap ediyor. vatandaş da bunu toplayıp %20 fiyat kırarak satmaya çalışıyor. Belki de yıl başında makinanın yenisi tanıtılacak ve mağazalardan kaldırılacak ürünler bile olabilir. 20.000 TL'ye yepyeni özelliklerle donatılmış bir kahve makinası tanıtıldığında zaten diğerleri 18 bin TL'den satılabilirliğini kaybedektir.
0
loch ness
(04.11.25)
aç gözlülük başka bir şey değil.
0
Başka
(04.11.25)
(19)

Bir süreliğine bir yerlere gitmek isteseniz nereye giderdiniz?

whatdreamsnevercome
avrupa amerika asya falan farketmez.üstümde bir bunalmışlık var. şuan bulundugum yerden tamamen bağımsız bir yere gitmek istiyorum 2-3 haftalığına. türkiye içi de olur aslında ama öyle değil yani, tamamen kopmuş olmak istiyorum. belki japonya, belki bilmiyorum başka bir yerler.turistik bir yer görme
avrupa amerika asya falan farketmez.

üstümde bir bunalmışlık var. şuan bulundugum yerden tamamen bağımsız bir yere gitmek istiyorum 2-3 haftalığına. türkiye içi de olur aslında ama öyle değil yani, tamamen kopmuş olmak istiyorum. belki japonya, belki bilmiyorum başka bir yerler.

turistik bir yer görmek vs. gibi bir amacım da yok. hatta gitmeden önce çok bir şey araştırmadan gitsem daha bile iyi olur belki bi sıfırlanırım.

siz nereye giderdiniz böyle bir durum içinde olsanız?
bu kişiden kişiye değişen bir şeydir tabi ki ama, yine de sormak istedim.
0
whatdreamsnevercome
(03.11.25)
Ben bir ara bu sebeple Artvin Arhavi'de bir tanıdığın köyüne gittim. Bayağı tarlada bahçede çalışıp insanlarla vakit geçirdim.
+3
Amaranta ursula
(03.11.25)
Bhutan geçti gönlümden.
0
auroraaurora
(03.11.25)
"Belki Japonya" dediğin için direkt Japonya demek geldi aklıma aşırı merak ediyorum, durumum müsait olsa düşünmem oraya giderim.
Bunun haricinde şu an içinde bulunduğum koşullarda kendim için cevap verecek olursam, böyle kafa dinlemek için düşünmeden kalkıp gideceğim yer Sinop olurdu.
0
mutekebbir
(03.11.25)
Madeira
0
gabe h coud
(03.11.25)
las vegas
0
hold the door
(03.11.25)
rusya - yekaterinburg. daha kuzey şehirlerine de gidebilirsin.

ilginç bir memleket rusya
0
yurtsuz john
(03.11.25)
Bled kasabası. Sessiz sedasız bir kasaba. Göl muazzam. Lübliyana'dan bir saat uzaklıkta otobüsle. Lübliyana da sessiz sedasız bir şehir.
0
Ovic
(03.11.25)
tayland

kültür değişimi iyi gelir.
0
co2s2
(03.11.25)
Ben olsam kafama yatan bir latin amerika ülkesini seçerdim. Vize falan uğraşmadan al valizini git gibisinden
0
michael harddd
(03.11.25)
Ben senin yerinde olsam dünyanın en izole airbnb evleri gibi bir araştırma yapıp öyle giderim. Madem turistik amacın yok, çok enteresan yerlerde, seni bambaşka bir ortamda hissettirecek evlerde kalmak daha efekti bir çözüm olur.

Nevada'da çölün ortasında klas bir ev vardı, ya da Amazon ormanlarında yeşilin içinde cam bir ev. Nordiklerde brutalist soğuk evler ya da.
0
Bruce
(03.11.25)
2-3 hafta dendiği için amerika ya da japonya. tayland da olabilir.

avrupa da güzel olur aslında ama havalar soğudu. yine de soğukla bi derdiniz yoksa büyük bi avrupa gezisi de olur.

izole olmak istiyorsan isviçre ve iskoçya öneririm.
0
jelly bear
(03.11.25)
fazla uzaga gitmeye gerek yok.
sengen varsa yunan adalarina gec, adadan adaya feribotla gezersin sikildikca.
mis gibi..
0
cooperr
(03.11.25)
boyle bir durumda olsam bir kere bir metropole gitmezdim. yani japonya demissiniz ama fazlasiyla kalabalik, kaotik, surekli bir aksiyon, civil civil ortam vs. kafa dinlemelik yer degil. bu tarz yerlere gitmek spor gibi oluyor. hele kisin gitmek daha da zor. ben tayland, endonezya (bali) veya vietnam diyorum. yani guneydogu asya ulkeleri. benim de ihtiyacim var.
0
Sour
(03.11.25)
Bir süreliğine bir yere gideceğim zaman kullanacağım parayla bir yere gitmem, araba alırım. Para kalıyorsa anneme yakın bir yerlerde şöyle 1 hafta 10 gün tek başıma zaman geçiririm, bol yeşillik ormanlık sulak alan filan.
0
muhayyer divan
(03.11.25)
Cok populer degil ama Mostar'in asagilarinda Počitelj diye bir yer var. Oralar veya civarlari olabilir. Biraz asagilara gitsen hava da isinir mis gibi.
0
mbond
(03.11.25)
Benim gitmek istediğim üç yer var:
Puerto Williams, Pontianak ve Longyearbyen.

Kabaca, biri dünyanın en kuzeyinde, diğeri en güneyinde, öteki de en ortasında bulunan üç yerleşim yeri. Madem kaçacaksınız, en uzağa kaçın…
0
yadigar
(04.11.25)
Birçok kişi asya, rusya gibi yerlerden örnekler vermiş. Seyahat amacınızın dinlenmek ve kafaca bir şeylerden uzaklaşmak olduğu anlaşılıyor. Asya ülkeleri gibi bir yerden bir yere gitmek için planlama gerektiren veya rusya gibi kredi kartı bile kullanılamayan bir yere gitmek sizi dinlendirmekten çok yoracaktır. Ben olsam dil sıkıntısı yaşamayacağım (en azından ingilizce bilinen) ama bir yerden bir yere gitmek için de ne bileyim sherpalara ihtiyaç duyulan, alpacalara binilen veya bambu ormanlarında kayıklarla seyahat edilen bir yere değil efendi gibi tramvay, otobüs, flixbus bulabileceğim bir yere giderdim.

iskoçya bir seçenek, daha yumuşak bir hava için portekiz veya endülüs ispanyası olabilir. sicilya veya sardinya olabilir. illa daha uzak ve egzotik olacaksa nispeten sakin japon şehirleri veya yeni zelanda olabilir.
+1
phoarbix
(04.11.25)
@phoarbix soyle nedenini bir mantik zeminine oturtarak aciklayan insanlara hasret kalmisiz.
0
Sour
(04.11.25)
bruce'in fikri hosuma gitti ama benim cok yoruldugum ve tamamen uzaklasmak istedigim donemlerde basvurdugum yontem, muhtesem 2 tane tur sirketi var kullandigim (yabanci) oradan istedigim ulkeyi secip istedigim uygun bir tarihte olan turla gidiyorum. para ve butceden bahsetmediginiz icin yazdim bunu. o turlardan birini secer giderdim, cok keyifli, gencler, her sey ayarlanmis, acayip kafa insanlar, parmaginizi oynatmaniz geremiyor ve tamamen uzaklasiyorsunuz. tercihim elbette sicak diyarlar olurdu ama patagonia da tam istediginiz tarz bir sey olabilir hiking seviyorsaniz.
0
kassiopeia
(04.11.25)
(2)

usa teknolojik aletler

duyurukullanıcısı
lazer scan yapan drone, veya high sensorlü aletler için falan nereye bakmam lazım?bir arkadaşım usa'a gitti ne istersin dedi. böyle bir şey getirirse iyi olur.
lazer scan yapan drone, veya high sensorlü aletler için falan nereye bakmam lazım?

bir arkadaşım usa'a gitti ne istersin dedi. böyle bir şey getirirse iyi olur.
0
duyurukullanıcısı
(29.10.25)
bestbuy, ebay ve bhphotovideo'ya da bakabilirsiniz.
0
brkylmz
(29.10.25)
bestbuy ve amazon çeşitli markaları bir arada bulabileceğiniz siteler ve güzel indirimler de olabiliyor bazen.

bunlar dışında ürünün kendi web sitesi olabilir.
0
michael harddd
(29.10.25)
(7)

Telefona imei attırdıktan sonra ortaya çıkan tuhaf durumlar

michael harddd
Geçen hafta telefonuma imei attırdım. Atan kişi pc me bağlanıp uzaktan yaptı. Bu işten kısa bir süre sonra kredi kartımdan izinsiz bir harcama yapılma girişimi oldu. Neyse ki ödeme onaylanmamış. Bugün de paycell den kod gelip duruyor. Paycell nedir bilmiyorum bile. Imei atan kişi cihaza bir şeyler y
Geçen hafta telefonuma imei attırdım. Atan kişi pc me bağlanıp uzaktan yaptı. Bu işten kısa bir süre sonra kredi kartımdan izinsiz bir harcama yapılma girişimi oldu. Neyse ki ödeme onaylanmamış.
Bugün de paycell den kod gelip duruyor. Paycell nedir bilmiyorum bile.

Imei atan kişi cihaza bir şeyler yerleştirmiş olabilir mi?
0
michael harddd
(21.10.25)
olabilir, root atıldıysa birçok şey yapmış olabilir
0
pislick0
(21.10.25)
root ne demek?
0
🌸michael harddd
(21.10.25)
Rootlama, bir android cihazın işletim sisteminin kök dosya dizinlerine erişme ve düzenleme işlemidir. Her türlü değişikliği yapmanızı sağlar. Silemediğiniz sistem dosyalarını , telefon ile gelen silinemeyen programları silmenizi sağlar. Bu işlem sonrası keylogger gibi şeyler yüklenmiş olabilir bilmiyorum.

bazen imei atmak için root gerekiyor özellikle xiaomide filan.

bazı banka uygulamarı da çalışmıyor olabilir root kaynaklı olarak
0
pislick0
(21.10.25)
imei işlemi için cihaza root atılması gerekiyor. yani telefonunuz her türlü erişime açık hale geliyor. root atıldı mı zaten her türlü zararlı yazılımı telefonunuza gömebilir.
0
limonlu eksi
(21.10.25)
peki şu saaatten sonra ne yapılabilir? imei atacak kişiyi de zor bulmuştuk
0
🌸michael harddd
(21.10.25)
imei için root gerekli değil. öyle bir şart yok. bootloader kilidi açık olsa yeter. açık değilse de açılır 1 dklık iş. ikisi farklı şeyler.
bilgisayarına yüklediği programlara bak dftpro chimera gibi şeyler varsa bilinen adıyla yazılımla imei yapılmıştır. telefonu sıfırlarsan imei %99.8 uçar.
ekranda ne yaptığını takip etmediysen ya da takip etsen bile bir fikrin olacak kadar hakim değilsen uygulamalara arada bir şeyler yüklemiş olabilir.
0
Efoody
(21.10.25)
root var mı diye kontrol edin, varsa internetten root kaldırma diye aratın.

root yetkilerini kaldırdıktan sonra erişim engellenecektir büyük ihtimalle

ancak şimdiye kadar hangi verilere ulaşıldı allah bilir.

telefon marka modeli nedir
0
pislick0
(22.10.25)
(6)

abd vizesi

gurur
2012'de 10 yıllık almıştım.abd'ye 3 kez gittim döndüm, kısa sürelerler her biri 10 gün.şimdi yenilesen diyorum. vize biteli epey oldu 3 sene.her şey değişmiş.vize randevsu nasıl alınıyor, alınabiliyor mu?eşim ve çocuğum var benden kaynaklı yeşil pasaportları var. vize alımında sıkıntı olur mu?maddi
2012'de 10 yıllık almıştım.

abd'ye 3 kez gittim döndüm, kısa sürelerler her biri 10 gün.

şimdi yenilesen diyorum. vize biteli epey oldu 3 sene.

her şey değişmiş.

vize randevsu nasıl alınıyor, alınabiliyor mu?

eşim ve çocuğum var benden kaynaklı yeşil pasaportları var. vize alımında sıkıntı olur mu?

maddi olarak sıkıntımız yok, abd'de kalma gerekçemiz yok iltica gibi, arada bi özler gibi oluyorum gitsem mi oluyorum, kısa özetleyebilecek olan var mı süreci
0
gurur
(03.10.25)
1 sene beklersin. Acelen yoksa başvur bekle. Geçmişteki 3 ziyaret olumlu değeerlendirilir. Çok yüksek ihtimalle vize alırsın
0
michael harddd
(03.10.25)
Nasıl yapılıyor bilmiyorum ama senin beklemen gerekmiyor.bizim süreler bitmişti,kurye,posta birşeyle pasaportları gönderdik yenisi basıldı geldi.
0
duptıs
(03.10.25)
mülakatsız vize alabilme yakın zamanda kaldırıldı
0
michael harddd
(03.10.25)
yakın zamana rahatlıkla randevu alınabiliyor. mülakatsız vize kalkmadı ama vizenin bitiminden 12 aya düşürüldü. yani sizin her türlü mülakata girmeniz gerekecek. dün istanbul ve ankara ekim ve kasım randevusu açtı baya. böyle ara ara açıyorlar. kontrol edip öne çekmek mümkün.
0
jelly bear
(03.10.25)
Sıfırdan vize alacaksın en az 1 sene bekleme olacak
0
basond
(03.10.25)
(2)

Yurtdisindan Turkiye’ye geri yerlesmek

Npnp
MerhabaAile, akraba iliskim yok gibi arkadasim da hic yok. Dislanmis bi tipim eski erkek arkadaşlarim haric.Yaklasik bes senedir Turkiye’ye hic gelmedim. Size danismak istedim sahiden akli basinda bir danisabilecegim kişi yok.Daha once de ayni bu durm basima gelmisti ve Turkiye’ye dondugume pisman o
Merhaba
Aile, akraba iliskim yok gibi arkadasim da hic yok. Dislanmis bi tipim eski erkek arkadaşlarim haric.
Yaklasik bes senedir Turkiye’ye hic gelmedim. Size danismak istedim sahiden akli basinda bir danisabilecegim kişi yok.
Daha once de ayni bu durm basima gelmisti ve Turkiye’ye dondugume pisman olmustum. O zaman gencce idim ve tutkularum hayallerim vardi ama.
Simdi 43 yasimdayim. Turkiye için rahat , yasamakta oldugum yer NYC icin idare eder bi sabit gelirim var.
Kadinim. Suan bi tutkum hayatta itici lokomotif bi durtum arzum yok.
Ama huzurlu ve mutlu mutmainim. Uktem yok.
Burada ucretsiz iyi bi saglik sigortam var. Arkadasim yok. Muslumanim, yeni kapandim ama zor geliyor. Disari cikasim yok onceden sporsever aktif ugrasan biriydim.
Uzattim cok. Mustakil bi ev kiralamak ya da teras kat evde kirada yasamak niyetim. Mugla veya Izmir veya Kas Kalkan sahile yakin köylerde. Bana sakince tavsiye veya onay verebilir misiniz? Gecen Balikesir Toki ya da Denizli ya da Aksaray illerinde modern temiz teras katlar buldum cok ekonomik. Arada library, semt pazari, kultur doga turlari ya da umreye giderim ve hayat boyle gider neticelenir diye tasarladim. Daha once green cardimi yakmistim evlendihim kisi ile uymamaktan simdi ise turist visa ile gelip asylum basvurdum. Yani usa’den cikarsam bi daha heri donemicem. Burda biraz anksiyetem basladi belki yaş belki yalnizlik. Ilac ya da yasal musekkin kullanmak istemiyorum. Yalnizlik cok komforlu geliyor. Ne tavsiye edersiniz? Politik degilim kabalik beni yipratiyor. Gencken buradan bir konu hakkinda cok mantikli destek almistim ve uygulamistim. Boyle. Keske iş, para kazanmak, zengin olmak hirsim olsaydingenckenki gibi. Ama suan yuzde yuz yok bu talebim. Sevgiler, saygilar. Iyi ki varsiniz.
0
Npnp
(02.10.25)
Bir egeli olarak yazayım. Egede gizemli bir yer kalmadı her yer artık keşfedildi. İzmir çok kalabalık artık ilçeleri vs de çok yorucu. Aydında yaşıyorum. Kuşadası kışın sakin yazın hareketli, izmir aydın arası yaşanabilecek en mantıklı yer. Denizli merkez izmir ve aydına göre muhafazakar kapalı birine daha uygun. Servergazi semtinde oturursanız semt pazarı vb daha rahat. İlçe sorarsanız Denizlinin tek yaşanabilir ilçesi Buldan ama nüfusu en fazla 30 40 bin. Muğla ilçeleri size daha uygun. Marmaris veya Datça ama 2side kışın ölü olur yazın çok kalabalık. Bence Türkiyede 2 yaşanılabilir şehir var Eskişehir ve Çanakkale. Nycden sonra her yer köy unutmayın.
0
mikahakkinen
(02.10.25)
Ben vize durumlarından ötürü abd'den döndüm. ABD'de Akademideydim. ABD standartlarına göre iyi gelirim yoktu ama mutluydum.

Ege bölgesinde yaşıyorum diyeceğim ama aslında yaşayamıyorum. Trafik, cehalet, 100 USD lik ürüne 200 USD ödemek zorunda olmak beni psikolojik açıdan her gün yıpratıyor.

İltica bekleyen çok Türk tanıdım. Çoğunun ilticalık bir nedeni bile yok. İlticadan olumlu bir sonuç falan da beklemiyorlar. Bu yol yol değil bence. Sizin oradaki belirsizlik durumu sıkıntılı. Green falan olsa kesinlikle dönme derdim. Hayatını boşa harcadığını hissediyorsan, verimli değilsen dön. Ben kalıcı olamayacağımı hissettiğim an işi fazla uzatmak istemedim çünkü her geçen gün orayı terk etmek daha da zor olacak senin için.
0
michael harddd
(03.10.25)
(13)

yurtdışına taşınmış kimseler

alice in potatoland
Mesleğiniz nedir?Şu an ne iş yapıyorsunuz?Büyük bir firmada mı yoksa ufak bir büroda mı çalışıyorsunuz?Okuyorsanız, eş zamanlı çalışıyor musunuz?Ve ne okuyorsunuz?Çok soru oldu farkındayım ama biraz bizim duyurucuların neler yaptığını, eğitimli kesimin nasıl gittiğini ve gidince kendi mesleklerini y
Mesleğiniz nedir?
Şu an ne iş yapıyorsunuz?
Büyük bir firmada mı yoksa ufak bir büroda mı çalışıyorsunuz?
Okuyorsanız, eş zamanlı çalışıyor musunuz?
Ve ne okuyorsunuz?

Çok soru oldu farkındayım ama biraz bizim duyurucuların neler yaptığını, eğitimli kesimin nasıl gittiğini ve gidince kendi mesleklerini yapıp yapamadıklarını çözmeye çalışıyorum.
0
alice in potatoland
(08.09.25)
ben ilk geldigimde tam zamanli calisiyordum. daha sonra mastera basladim. su an bitirmek üzereyim. tekrar tam zamanli calismaya gececegim.

finans uzmani galiba meslegimin adi. financial controller/analyst rollerinde calistim.
dil bilerek geldim ben. finansta dil cok önemli.
0
sonsuz
(08.09.25)
Meslek: Endüstri Mühendisi
Yaptığım İş: Maliyet ve Değer Mühendisliği
Firma: Avrupa'nın en büyüklerinden biri.
Okul: Okumuyom ben ya!
0
himmet dayi
(08.09.25)
makine muhendisligi okudum, hatta yuksek lisansini da yapip tez asamasinda biraktim. ama hic makine muhendisligi yapmadim.

savunma sanayiinde proje yonetiminde calistiktan sonra amerika'ya mba icin geldim. amerika'da buyuk bir firmada proje yoneticisi olarak calisiyorum. su meshur olanlardan birinde.
0
antikadimag
(08.09.25)
F1 öğrenci vizesiyle grubhub yapmak enfes bir olaymış. Şimdi millet bunları ciddiye alıp bende yapacağım diye oradan buradan girer ülkelere. Türklerin son 4-5 senedir sınırdan girip öğrenci vizesiyle girip abd oturumu olan kişilerden hesap kiralayarak yaptıkları bir olay bu. Bu yüzden ABD karıştı ve hakkıyla göç etmek isteyen nitelikli kişiler ülkeden ayrılmak zorunda kalıyorlar. Bu yapılan Türkiye'nin overstay oranını yükselterek vize almayı zorlaştıran saçma bir davranış. Bu yüzden yakında zamanda abd ye girişte 10-15 bin USD bond (rehin para) isteyecekler vize için.
0
michael harddd
(08.09.25)
Turkiye'nin iyi 3-4 universitesinden birinde isletme okudum ve kamu yonetimi yandali yaptim.
Kanada'ya 10+ sene once yuksek lisans ogrencisi olarak geldim. Yukaridakilere benzer bir alanda okudum. Burada yuksek lisans yapmak gerek gocmenlik gerekse network isini cok rahatlastirdi.
Epey buyuk bir firmada calisiyorum altyapi uzerine su an.
0
hot potato
(08.09.25)
Bilgisayar öğretmenliği mezunuyum.
Application Specialist diye geçiyor ama yazılımcılık gibi bir iş.
Büyük bir firma, ama bir sürü irili ufaklı firmadan oluşuyor. Şirketin çalışanlarının %99'unun ne yaptığı hakkında fikrim yok.
Okumuyorum.

Eğitimli kesim olarak kendi çabamla iş bulup gelmedim, bu anlamda tam sizin hedef kitle değil. Eş durumundan.
0
mbond
(08.09.25)
insaat muh., okul islerini birakali 15 sene oldu.
kucuk bir start-up da calisiyorum, part time denebilir, haftada 25 saat kadar.
arta kalan zamanda emlak/flip isleri yapmaya calisiyorum, zira muhendislikten sikildim.
becerebilirsem full-time emlak isine gececem.
0
cooperr
(08.09.25)
ben "ye kurkum ye" yaklasimini kullandim, ve turkiye'de yaptigim is ile ayni isi yapiyorum.

Meslek: turkiye'de iken muhasebe denetimi yapiyordum, big 4 sirketlerden birisinde. global sirketin tr merkezinden sirket araciligi ile abd'ye geldim.

su an: bir adet S&P100 sirketinde finans direktoru olarak calisiyorum, daha cok teknik memolar vb yaziyoruz, finansal raporlama yapiyoruz.

buyuk/kucuk firma: buyuk firma (2024 geliri 120 milyar dolardan fazla), "ye kurkum ye" deyisim buradan geliyor, hep buyuk firmalarda kalmaya gayret ettim, abd'ye geldikten sonra da daima fortune 500 sirketlerinde calistim ki yarin obur gun "bu yabanci" diyerek eleyemesinler, "bu kadar buyuk yerde calismis bir mulakat yapalim bari" desinler diye.

okul: marmara isletme ama bitireli cok oldu.
0
adrianapole
(08.09.25)
frontend yazılımcıyım. büyük ölçekli bir firmada full-time remote çalışıyorum. ama asıl eşimin işi dolayısıyla geldik. ben sonradan iş buldum.
0
sir gawain
(08.09.25)
telekomünikasyon mühendisiyim (itü). türkiye’de telekom şirketlerine yazılım satan bir şirkette çalışıyordum (operatör değil), yazılımın hem arka plan mühendislik/tasarımında hem de müşteriye kurulumunda çalıştım, dünyanın her yerinden çeşit çeşit operatörle muhattap oldum.

kanadaya işi gücü bırakıp göçmen olarak geldim, sonra 3 büyük operatörden birinde şebeke tasarımında çalışmaya başladım. şimdi şebeke planlama ve optimizasyonu için yapay zeka modelleri geliştiriyorum. türkiyede mezun olalı 11 sene olmuş, okumadım sonra.
0
taurina
(09.09.25)
makina mühendisiyim
1. seviye teknik destek
uluslararası bir otomobil firmasının taşeronunun taşeronuyum, şirket yine kağıt üstünde uluslararası
home office çalışıyorum
okumuyorum
belki mba yaparım
nasıl gittim? operasyonlar arası tayin oldum.
türkiye'de de aynı işi yapıyordum.
uzun dönem oturum alınca ve daha iyi iş bulursam değiştirmeyi düşünüyorum.
çünkü bu paraya o iş yapılmıyor.
0
rain when i die
(09.09.25)
yazilim, buyuk.
0
lemmiwinks
(09.09.25)
IT alanindayim 7 yildir yurtdisinda yasiyorum.
Buyuk sirket. Tr’de de bu sirketteydim.
0
kaputt
(09.09.25)
(11)

gozluk kullandikca goz daha da kotu oluyor mu?

mr.goodcat
40 yaslara yaklastim. Kontrolde 0,5 miyop 1 astigmat cikti. Gozluk yazildi. Gunluk hayatta bir sikinti cekmiyorum. Sadece arada basim agriyor ama bunun gozle ilgili olup olmadigini bilmiyorum. Cunku bir baglantisi olmuyor. Masabasi is yapip bilgisardayim hep. Gozluk takarsam sanki gozum ilerde daha
40 yaslara yaklastim. Kontrolde 0,5 miyop 1 astigmat cikti. Gozluk yazildi. Gunluk hayatta bir sikinti cekmiyorum. Sadece arada basim agriyor ama bunun gozle ilgili olup olmadigini bilmiyorum. Cunku bir baglantisi olmuyor.

Masabasi is yapip bilgisardayim hep.

Gozluk takarsam sanki gozum ilerde daha da kotu olacak vs gibi dusunuyorum.

Ne yapmali? Tavsiye eder misiniz?
0
mr.goodcat
(04.09.25)
40 yaşlara kadar anca miyop 0.5, astigmat 1 derece çıkmış. "ilerde daha da kötü" olarak düşündüğünüz felaket senaryosu nedir?

"arada basim agriyor ama bunun gozle ilgili olup olmadigini bilmiyorum" sırf şu kuşkunuzu gidermek için bile denenir bence.
0
tnz
(04.09.25)
Başkasını bilmem ama benim gözlük takınca ilerledi. 0.75, 0.50 ile başladım şuan 2.00-2.25.

Numaralar 1 veya daha düşükse gözlüksüz idare etmeyi dene. Zaten 1.5 ten sonra mecbur gözlük kullancaksın
0
michael harddd
(04.09.25)
Göz derecesini artırıyor+1
0.75 ile başladığım yola 4.50 ile devam ediyorum. Yine artardı numaram ama bu kadar kısa sürede değil, yaklaşık 8 yıl gibi bir sürede bu kadar ilerledi.
Fark eder mi bilmiyorum ama ilk 4 yıl sadece lens kullandım evde bile, sanırım ondan bu kadar ilerledi. En azından evdeyken veya çalışmıyorken çıkarsam iyi olurmuş.
0
hayalhayal
(04.09.25)
Gözlük kullanmak kesinlikle olumsuz bir etki yapmaz. Göz zaten gittikçe bozulacak kullansanız da kullanmasanız da. hatta kullanmamanız bunu hızlandırabilir. Defalarca araştırdım sonuç bu
0
ground
(04.09.25)
9 yıldır kullanıyorum, bende hiç ilerleme olmadı. Tek olumsuz yani şu; kullanılmadığı dönemlerde baş ağrısı ve odaklanma güçlüğü.
0
nyist_
(04.09.25)
bu konuda egitim almis bir hekim yerine buradaki rastgele insanlarin fikirlerini merak ediyorsunuz yani.

o zaman ben gozunuze guclu bir lazer tutmayi oneriyorum. bu tip ufak bozukluklari gozluksuz ve kalici olarak duzeltmek mumkun, gozluge gerek yok.
0
ghilleinthemist
(04.09.25)
@ghilleinthemist çok naif bir düşünce.

ilk kez uzağı göremeyip göz doktoruna gittiğimde, gözlük yazdı işte 0.50 miyop. ve dedi ki, sadece araba sürerkenki gibi kullanman gerektiğinde tak yoksa artar göz numaran. tamam hocam dedim.

3-5 yıl sonra gözlüğümü yenilemek için gittim, gözlük yazması lazımmış yine doktorun bi fiyat indirimi için falan. neyse 0.75 miyop olmuşum. yazdı. hocam dedim ben bunu ara sıra takayım değil mi? olur mu yaww hep takacaksın, bi tak bi takma olur mu daha çok artar öyle numaran dedi.

ikisi de uzman göz doktoruydu.
0
gitdaddy
(05.09.25)
goz gozluge alisinca sanki daha hizli ilerliyormus etkisi veriyor.
ayni soruyu benim doktora sordugumda gozluk kullan ya da kullanma, ilerleme hizina bir etkisi olmaz demisti.

40li yaslara yaklastiysan ve cok okuma yapiyorsan ya da cok bilgisyaar onunde isen artik yavas yavas gozluk takmaya baslaman gerekecektir, yaslaniyorsun coco.
0
cooperr
(05.09.25)
@tnz +1
15 yaşımdan beri gözlük kullanıyorum, 40'ı geçtim, miyop numaram hiç ilerlemedi. Bundan sonra yakını görme yavaş yavaş bozulacak, onun da gözlükle ilgisi yok :)
0
kobuzchu kiz
(05.09.25)
gözlük takılmazsa gözünüz büyür. yani taktıkça küçüleceği veya düzeleceği falan nerden çıktı ya. 10 seneden fazladır gözlük kullanıyorum. 1.75 miyoptum son 2 sene de miyop 1.50'ye düştü. yaştan dolayı 0.5 astigmat var. yaş 40. yaşlandıkça görme bozulması artar. neden babalarınız analarınız yakın gözlüğü vs netlik gözlüğü kullanıyor.
zaten 40 yaşlardan sonra her sağlıklı insanın gözleri bozulmaya başlıyor. ister tak ister takma.

@ghilleinthemist +1 yani göz doktoruna gittiğinizde bu soruları sorsanız size yalan mı söyleyecek? buradaki arkadaşlar takmasan düzelir dese doktordan daha mı geçerli?
0
mikahakkinen
(05.09.25)
Bence tamamen şans ve genetik. Eğer genetiğiniz yatkınsa gözlük takmak çevremdeki örneklerden gördüğüm kadarıyla daha çok ilerletiyor evet.

Yerinizde bu numaralarda olsam kesinkes takmazdım.

Bana da bu civarda numaralarda miyop gözlüğü yazdılar. Gözümü daha da ilerlettiğini hissedip bıraktım. Bir nevi tembelleştiriyor gözlük gözleri bence. Bilgisayar için şuan 0 numara numarasız sadece mavi ışık filtresi olan gözlük kullanıyorum. Tavsiye ederim. Bir de telefon bilgisayarı sarı turuncu modda kullanın. O da gözünüzü çok rahatlatır.
0
psmstc
(05.09.25)
(5)

Astarı yırtılan spor ayakkabı

michael harddd
Nike air max'ın arkası 6 ayda dağıldı. Tamir edilecek gibi de değil. 6 ayda böyle oldu diye götürsem aldığım yere değişim yaparlar mı?
Nike air max'ın arkası 6 ayda dağıldı. Tamir edilecek gibi de değil. 6 ayda böyle oldu diye götürsem aldığım yere değişim yaparlar mı?
0
michael harddd
(04.09.25)
düz tabanlık var mı, değişimde çıkaracakları zorluk aldığın yere göre değişir
0
nahtoderfahrung
(04.09.25)
düz taban değilim.
0
🌸michael harddd
(04.09.25)
aldığım yere göre değişir +1, bir kere 3 ay sonra yırtılan nike'ımı hem yenisiyle değiştirdiler hem de üstüne ayakkabı indirime girdiği için hediye çeki verdiler. ama başka bir seferinde 1 ay sonra yırtılan ayakkabıyı önce incelemeye götürdüler sonra da bizlik bir şey yok istiyorsanız yeni ayakkabı alın dediler.

değiştiren flo değiştirmeyen deichmann'dı
0
nolmus yani
(04.09.25)
İyi bir Lostra eskisinden daha iyi yapabilir o astarı.
Oldu da marka olumsuz dönerse diye lostrayı önermek istedim. Temiz.co tavsiye ederim.
0
ezkaza
(04.09.25)
Benim de nike ayakkabımın astarı yırtıldı topuk kısmındaki plastik parça ayağımı yara yaptı beş altı ay sonra. Deichmana götürdüm sözde incelemeye gitti ve kullanıcı hatası denildi ne yapmış olabilirim bilmiyorum. Lostraya verdim çiftinin astarını 500 liraya değiştirdi.
0
hernezıkkımsa
(05.09.25)
(9)

Diz ağrısına ne yapmalı?

yadigar
Tüm tuşlara basıyorum şu sıralar.Günlük glukozamin-kondoritin-msm-zerdeçal hapı kullanıyorum. Sabah aç karna bir çay kaşığı bamya tohumu yutuyorum. Kemikli ilik suyu yaptım, her gün yemeğe katıyorum. Günlük bakır takviyesi alıyorum. Kuyruk yağı ile masaj yapıyorum. Kuşburnu ile zeytin yaprağı demley
Tüm tuşlara basıyorum şu sıralar.
Günlük glukozamin-kondoritin-msm-zerdeçal hapı kullanıyorum. Sabah aç karna bir çay kaşığı bamya tohumu yutuyorum. Kemikli ilik suyu yaptım, her gün yemeğe katıyorum. Günlük bakır takviyesi alıyorum. Kuyruk yağı ile masaj yapıyorum. Kuşburnu ile zeytin yaprağı demleyip içiyorum. Birinden biri fayda eder umuduyla...

Varsa tavsiyeniz, üzerime atın. Bir ay içinde geçmezse kuzu kuzu doktora gideceğim. O bir ay içinde kilo da veriyorum mümkün mertebe...
0
yadigar
(04.09.25)
Doktora gitmezseniz bu çözümler sadece anlık ve geçici çözümler olur. eğer ağrı geçmiyorsa demek ki yeterli tedaviyi veremiyorsunuz veya dizin ağrımasına neden olan hareketi yapmaya devam ediyorsunuz. Sorunun ne olduğunu da anca doktor söyler. O yüzden siz yine de bir doktora gidin.
Ek olarak (doktora gitmiş biri olarak) artroflex kullandım ben bir süre, özellikle squat vs dizime ağrı yaptığı için, ağrılarımı azaltmıştı. Ama sizin sorunun ne olduğunu bilmediğimiz için işe yarar mı onu da bilemeyiz tabii.
0
mor oje
(04.09.25)
Yani bunların hiçbirinin aslında bir faydası yok fark yaratacak türden, doktor işini halledene kadar ortası delikli ortopedik dizlikler var günlük yaşantında onu kullan eklemlerini izole eder ağrı sızı işini bir nebze hafifletir, sonra dizine bi baktır romatizma mı var kireçlenme mi var diz sıvın mı azalmış iltihaplanma mı olmuş ne olmuş ne olmuş, ona göre bi tedavi uygulanmır, eklem sorunları ne yazık ki sıkıntılı bir süreç.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(04.09.25)
Ortopedi ve romatolojiye gidip tahlilleri yaptırın ve MR çektirin. Rahatsız edici düzeyde ağrı varsa bir sorun var demektir.

Hareket ettikçe olan bir ağrı değilse romatizmal olma ihtimali yüksek. Belde tutulmalar falan da varsa romatizmal olma ihtimali daha fazla.

Önce bir durumu anlamak lazım. Mekanik ağrı ve romatizmal ağrının tedavisi farklı. Diz ağrısında son sözü söyleyen MR ve kan tahlilleri oluyor
0
michael harddd
(04.09.25)
Menüsküs yırtılmışsa Doktorsuz geçmez o ama çok da üzülme laparaskopik cerrahi ile halloluyor. Eklem rahatsızlıklarında bilinçli spor ile etraf kasların güçlendirilmesi ile ekleme binen yükün kaslara aktarılmasın sağlanması güzel bir yöntemdir ama, dizdeki sorunun ne olduğunu bilmeden kalkışmak, kaş yapalım derken göz çıkarmakla sonuçlanabilir.

Bence şimdiden bir ortopedik muayeneden geç. MR sırası söylediğin tarihe ancak gelir.

Geçmiş olsun.
0
Mirket
(04.09.25)
Çörek otu yağı
0
coca cola
(05.09.25)
Doktora gitmeden hallolmuyor.
Dizlik gibi şeyleri doktor tavsiyesi olmadan kullanmayın, yarardan çok zarar verirsiniz.

Doktora gidin, derdiniz neymiş öğrenin. Konservatif tedavi istiyorsanız ona göre konuşursunuz.
0
kuehles blondes
(05.09.25)
3 kez dizden ameliyat olmuş birisi olarak sana tek önerim doktora gitmem. diz öyle kendini tamir edebilen bir bölge değil. kas ağrısımı diz kapağı ağrısı mı onu bir anla önce.
0
mikahakkinen
(05.09.25)
ağrının nedenini doktor söyleyebilir. ve bu sebebe uygun fizik tedavi verecektir.
kafana göre otlar-yağlar-msms alarak diz ağrısını tedavi edemezsin.

çeşitli diz egzersizleri var heryede bulabilirsin. bunları bir dene 2-3 devam et ağrılarında iyileşme olursa sürdürürsün.
0
orpheus
(05.09.25)
kanka doktora git.
egzersiz iyi gelir.
ama böyle beslenmen de iyiymiş.
0
OgutucuRecep
(05.09.25)
(7)

Avrupa vize veriyor mu?

vonkhar
Merhaba. Güncel durumu çok detaylı bilemiyorum, ancak sanırım süreç artık epey zor bir halde. Böyle bir seyahat planım yoktu, ancak Radiohead uzun zaman sonra turne açıklayınca sormak istedim.Sorum şu; en geç aralık ayı ortasında bir Schengen sahibi olma ihtimalim matematiksel olarak var mı? Yoksa h
Merhaba.
Güncel durumu çok detaylı bilemiyorum, ancak sanırım süreç artık epey zor bir halde.
Böyle bir seyahat planım yoktu, ancak Radiohead uzun zaman sonra turne açıklayınca sormak istedim.
Sorum şu; en geç aralık ayı ortasında bir Schengen sahibi olma ihtimalim matematiksel olarak var mı?
Yoksa hiç girişmeyeyim.
Öncesinde alınmış bir vizem yok. Etkisi olur bilmiyorum kamu personeliyim, tr’de taşınmazlarım var.
Teşekkür ederim.
0
vonkhar
(03.09.25)
veriyor. %20 ret oranı var.

hiç vize almamış arkadaşım aldı geçen. çevremde son zamanda ret görmedim.
0
jelly bear
(03.09.25)
veriyordur ya jelly bear'in dediği gibi en yüksek ret oranına sahip ülkeler için bile bu yüzde 30'u geçmiyor diye biliyorum. evet zorlaştığı bariz ama öyle asla çıkmaz, artık türkleri defterden sildiler gibi bir durum yok.
0
der meister
(03.09.25)
Bir ihtimal, kısa süreli verirler.

Dikkat edilmesi gereken; evraklar tam ve güncel olması.
0
put it in your appropriate place
(03.09.25)
Aslında asıl merak ettiğim nokta bu sürecin ne kadar sürdüğü. Çünkü ihtiyacım olan son tarih aralık ortası. Şayet yetişmesi mümkün değilse vakit kaybetmek istemem.
0
🌸vonkhar
(03.09.25)
Bu ay ve ekim ayı içerisinde başvurusunuz her türlü yetişir. Kasımın ilk haftası da mümkün dahil ederim. İkinci haftasından emin değilim. Üçüncü haftasıyla birlikte yetişmesi zorlar.


Tamamen şahşı görüşüm. Kendi adıma hep 5 hafta öncesinden başvuruyorum. Seyahat tarihim 15 Aralıksa işte 5 hafta öncesinden başvurumu yapıyorum.

Tavsiyem; randevu slotlara her gün bakmanız yöndedir.
0
put it in your appropriate place
(03.09.25)
bence zor. hangi ülkeden alacaksınız bilmiyorum ama eşimin annesini almanya'ya getirmek için 3 aydır randevu sırasında bekliyoruz. daha randevu gelecek de vizeye başvuracak. bu aralar çevremizde kim varsa 3 aydan önce randevu gelmiyor.
0
sir gawain
(04.09.25)
VFS'de randevu yok. Ben tatil için vize almayı deniyorum ama randevu bile yok.
0
michael harddd
(04.09.25)
(16)

İstanbul'da yaşayıp 100-150 bin bandında maaş alan insanlar

sekizdokuzon
Nasıl bir hayat yaşıyorlar? Nasil evlerde kalıp nelere para harcıyorlar? Birikimlerini ne yönde yapıyorlar?Bana bugün ederimin bu bantta olduğu bilgisi verildi. Açıkcasi bu yeni statuyle ne yapacağımı bilemiyorum.Teşekkürler.
Nasıl bir hayat yaşıyorlar? Nasil evlerde kalıp nelere para harcıyorlar? Birikimlerini ne yönde yapıyorlar?

Bana bugün ederimin bu bantta olduğu bilgisi verildi. Açıkcasi bu yeni statuyle ne yapacağımı bilemiyorum.

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(03.09.25)
Hocam lavuk gibi gözükmek istemem ama 100k. istanbul'da büyük para değil. Zaten azcık popüler bi semtte metro veya marmaray yakınında yeni bir binada oturayım desen 50 k kiraya gider. Kalan 50 k da aidat, faturalar, mutfak masraf dedin mi cebe kalan parayla öyle ahım şahım birikim yapılmaz.
Dip Not: 100 k kazanmıyorum, 100 k ya bok atmıyorum
0
ebeş
(03.09.25)
nadir görülen bir tür hakkında belgesel girişi gibi olmuş sorular asdjkjkdfkj. yönetici pozisyonundaki bir kısım beyaz yaka, doktor, hakim vb alıyor işte bu paraları. babadan kalmadıysa hiçbiri yalıda villada yaşayamaz. sosyal olarak aşırı kısıtlı davranmak zorunda kalmazlar. döner dürümün yanına ikinci içeceği söyleyebilecek zenginliğe sahiplerdir diyebiliriz. ya geçmiş ya da gelecek yaz tatilinin/yurtdışı seyahatinin taksitlerini ödüyor olurlar genelde. kredi kartını patlatmadığı ay kenara 1, çok tasarruflu biriyse 2 yarım altın atabilirler.

yeni statün hayırlı olsun
0
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(03.09.25)
Alt sınırdan bu aralıktaki birisi olarak yazayım. 1+1 evde yaşıyorum. Herhangi bir birikimim yok. Kredi kartı patlamış durumda. Bu ayki ödemem 85k mesela. Bu yaz biri memleketim mersinde 2 gün, diğeri de ayvalıkta 2 gün tatil yaptım. Aralıkta 4 günlük kıbrıs planım var. 2025 senesinde yurtdışında 5 gün geçirdim. 3’ü almanya 2’si pragda. Uçak biletlerini cebimden ödemedim. Almanya otel masrafı da bana ait değil. Prag masrafı bana ait sadece. Durum bu
0
messina123
(03.09.25)
Bana bağlı müdür 150k kazanıyor. Kağıthane’de yaşıyor. Bekar. Konserlere, maçlara, dışarıda yemeye içmeye, tatile para harcıyor. Arabası var.
0
gabe h coud
(03.09.25)
Bu statüyü kim neye göre size bildirdi, devlet mi, muhasebe servisi mi, bu dilime girdin de gelir vergisi kesintisi bu kadar olacak diye?
0
mahsus mahal
(03.09.25)
Valla ben 100 kazanıyorum ev arkadaşlarıyla yaşıyorum. Oradan da bi 20 falan geliyor ekstradan. Birikim doğru düzgün yok kenarda biraz altın var o kadar; yüklü bir kredi borcum var onu ödüyorum cepte para kalmıyor. Kredi kartı borçları, biradere harçlık, biraderin okul parası vs derken ay sonunu bile zor getiriyorum.
0
vedatchilipeppers
(03.09.25)
Yeri çok güzel ancak ziyadesiyle eski bir binanın 2+1 dairesinde kirada tek başıma yaşıyorum. Eski kiracı olduğum için kiram makul düzeyde ancak çıkmam gerektiğinde aynı mahallede oturamam büyük ihtimal. Evim arabam yok, zaten ehliyetim de yok. Birikim konusunda faiz ve döviz şeklinde asgarinin de altında kafa yorulmuş hamleler yapıyorum. Genel olarak harcamalarım düşüktür. Evden çok çıkmam. Borcum yok, ailemin hali vakti yerinde onlara destek olmam gerekmiyor, bu avantajlar önemli bence. Öyle yani.
0
peki madem
(03.09.25)
50-60bin kiraya vereceğiniz bir ortamda 100bin lira para mı?
0
co2s2
(03.09.25)
anadolunun orta büyüklükteki bir şehrinde yaşıyorum. 100k'nın bir tık altında kazanıyorum. lüks harcamalarım olmamasına rağmen ay sonunu zor getiriyorum. daha fazla maaşa, istanbuldan iş teklifi gelmesine rağmen geçinememe endişesiyle kabul etmedim.
0
yemrem
(03.09.25)
Evi kendisinin olan biri gözünün önüne bakar harcamalarında saçmalamazsa çok güzel geçinir. Evi kira olan biri için maaşının %30unu geçmeyecek bir kira ödemesi tavsiye edilir. Barınma önemli bir durum
0
marsabil
(03.09.25)
30-35 bin bandında bir eve çık, kredi kartı kullanmazsan da paran iyi kötü birikir dedi bizim patron. Ne bileyim yemeğini kendin yapar, dışarıda çok para harcamazsan fena para değil deniyor. 10 sene öncesinin orta sınıfı gibi bir şey olmuşum sanırım, o da giriş seviyesi. Bu zamana kadar hep fasfakir olduğun için bu parayı çok sanma, kontrolü elden bırakma dendi. Burada yazılanlar da söylenenleri doğruluyor. Teşekkürler cevaplar için.
0
🌸sekizdokuzon
(03.09.25)
100K istanbul'da para değil. Istanbul asgari geçimi 60 000 tl den başlıyor zaten. Biraz düzgün yaşayan, arabası olan birikim yapamaz
0
michael harddd
(03.09.25)
Ya bir dakika, sikizdokuzon son yazdığın cevaba göre konuşalım o halde. Sen buradakilere bakma, vallahi bakma. 100k paraya kötü diyorlar ha. Yetmez diyorlar. 35k kiraya ver. Her güne en az 2k kalıyor. İyi para. 65k yarısı masrafların olsun. 30k kalır. Yarısını hafta sonu ye. 15k kalır. Yılda 180k birikim demek. Veya daha az harca yılda 300k kadar birikime yaklaşabilirsin. O yüzden bu parayla hayat zor olur deme lan. Millet 22k'ya çalışıyor. 30kya mesaili çalışıyor fabrikalarda yine de ev geçindiriyorlar. Sen zaten 30-40 arası maaş alıyordun, bir şekilde dönüyordun. Buradakilere bakma. Buradakiler gerçekten ilginç, gece telefonlarını kapatıp yatan insanlar. Sevgilim, anam babam kardeşim o şu bu arar mı düşünmeden acil durumları öngöremeyen yatışçılar.
0
Shepard
(03.09.25)
100 mu 150 mi? 100 alan kardesim surunuyor, aile evinde yasiyor, yilin yarisi partiliyor ama. 150 alan diger yakinim guzel lokasyon guzel evde, ickisi, sigarasi, kumariyla birikimsiz ortalama bir hayat suruyor. tam bir beyaz hareketi olarak afrika kabileleri gezmek gibi aktivitelere ayirabiliyor. biraz yasam tarzina bagli deneyimsiz kenara para atarak da bir sey yapabilirsin, surekli aktivite yapip bazi ihtiyaclarini karsilayamayadabilirsin. birikime ihtiyac yoksa ideal para, dedigin gibi eskisinin orta sinifi. luks yine luks ama seni ortalamayla oyalayabilecek bir butce
0
ala09
(03.09.25)
$ipird yine agirligini koymus olaya :D

zengin degilsin coco, zenginmis gibi yapmadigin surece tek tabanca isen yeter.
0
cooperr
(03.09.25)
Aile evinde ya da kendi evinde yaşayanlara çok gibi gözükebilir ama 100k çok para değil. İyi denmeyecek bir semtte kirada oturuyorum. Evim olmadığı için kendimi rahat hissetmiyorum, sürekli bir miktarını tutmaya çalışıyorum, parayı gönül rahatlığıyla yiyemeyince de refaha ermiş gibi hissetmiyorsun. Halbuki evim olsa, ben bu paranın altından girip üstünden çıksam. Bak o zaman cidden tatmin eder.
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(03.09.25)
(3)

Schengen vizesi için aracı firma önerisi

michael harddd
Anladığım kadarıyla iş aracının aracına düşmüş durumda. Hizmet alıp memnun kaldığınız bir vize acentası var mı?
Anladığım kadarıyla iş aracının aracına düşmüş durumda. Hizmet alıp memnun kaldığınız bir vize acentası var mı?
0
michael harddd
(31.08.25)
en güzeli kendin halletmek
0
jelly bear
(31.08.25)
randevu bulmak imkansız. aracı firmalar botlarla topluyor
0
🌸michael harddd
(31.08.25)
imkansız değil ararsan bulunuyor.
0
jelly bear
(31.08.25)
(18)

Böyle bir şey hiç başınıza geldi mi

encokbenisevinnolur
Özet: instagramdan bir kızla tanıştım, kız beyaz tenli siyah saçlı fotoğraflarında bir buluştuk rihanna'nin bir tık altı esmer.Olay: yüzüne vurmadım da çok gülesim geldi bir de güzel kız, tabi ikinci buluşma olmadı ben de topukladim erkenden. Sorun esmer olması değil de bu ne düzey bir sahtekarlıkti
Özet: instagramdan bir kızla tanıştım, kız beyaz tenli siyah saçlı fotoğraflarında bir buluştuk rihanna'nin bir tık altı esmer.

Olay: yüzüne vurmadım da çok gülesim geldi bir de güzel kız, tabi ikinci buluşma olmadı ben de topukladim erkenden. Sorun esmer olması değil de bu ne düzey bir sahtekarlıktir abi, hadi kilo boy için açı ve filtre hilelerine alışmıştık da ben bununla ilk defa karşılaşıyorum. Hani inanamadım bu kadar da olmamali diye, buluşma bittikten sonra telefonun parlaklık ayarıyla falan oynadım, yok tam olarak beyazlatmis kız kendini.

Hiç başınıza geldi mi böyle bir şey?
Yaygın olmamasını ummak istiyorum aslında şok oldum çünkü.
0
encokbenisevinnolur
(30.08.25)
İnternette insanlar kendilerini olduklarından farklı mi lanse ediyormuş, şok oldum
0
sekizdokuzon
(30.08.25)
Yok onu demiyorum, ten rengini fotograflarinda degistiren ve kendini o şekilde tanıtan biriyle ilk defa karşılaştım ve şok oldum. Benzerini yaşayan oldu mu?
0
🌸encokbenisevinnolur
(30.08.25)
Ten rengi değil ama kilosunu değiştiren olmuştu. Hem de seneleeeeer seneleeer önce böyle filteler akıllı telefonlar falan olmadığı bir dönemde. Photoshop marifeti ile :) O kadar profesyonel çalışmıştı ki inanamamıştım gerçek halini görünce :)
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(30.08.25)
Aynı durumun erkek versiyonu arkadaşımın başına geçen hafta geldi.
Çocuk fotoğraflarda sarışın görünüyormuş. Geldiğinde esmer, ten rengl sarışınlıkla ve hiç fotoğraflarla alakası olmayan birisi çıkmış. Yüzüne vurdum dedi ve bence de söylenmeli öylelerine ya da oturmadan ortam terkedilmeli.
0
hain kostokk
(30.08.25)
Türkiye‘de hindistandan hallice bir güzellik anlayisi var.
Sasilacak bir durum degil.
0
sonsuz
(30.08.25)
Basima böyle bir sey gelmedi. Matchlestigim herkes kendisi 10sa, appte kendini 5 gösteriyordu. Fotoda kahverengi gözlü olup mavi gözlüler denk geldi. Arkasi belirsiz yerlerden foto cektirip dünyayi gezenler denk geldi.

Tutup da eiffel in önünde foto koyanlari matchlersen fotosop cikar tabii.

Genel olarak bende öyleyimdir. O yüzden tutup da sacma sapan kisilerle bulusmadim.
0
sonsuz
(30.08.25)
@sonsuz: buluştuğum kişi tam senin gibi konuşuyordu insanlar hakkında. Alakasız şeyleri birbirine bağlayıp birilerini ezmeye calisiyordu ve sonra ustune kendini ovuyordu. ben espri anlayışı böyle gibi düşünüp eglenmistim başta meğer sahtekarligini gizlemek icin gerçeklerin temsilcisi pozu kesiyormus.
0
🌸encokbenisevinnolur
(30.08.25)
erkeklerde de boy ve yas yalani var. yani 2 sene onceki fotografi koyuyor ama arada 20 sene var gibi çökmüş haliyle cikiyor karsimiza. 175 diyor 165 cikiyor sanki hic ortaya cikmayacakmis gibi. bir zamanlar yasaniyordu yani.
0
ala09
(30.08.25)
Online dating de naiflige yer yok maalesef, kurt olacaksın, radarların sürekli açık olacak. Aşırı yorucu bir aktivite, keşke yapmak zorunda kalmasak. Geçmiş olsun.
0
sekizdokuzon
(30.08.25)
@encok, poz keseni ayirt edemedigin basina gelenlerden belli oluyor :) bana ne salca oluyorsun? bu harikulade gözlemlerini matchlerinde kullan bari de iyi kötü birini bul.

sanki ben herhangi bir fotomu paylasmisim da ona göre bir poz kesecegim ya da gercek olani gösterecegim. bekar siniri diye bir sey var valla.
0
sonsuz
(30.08.25)
@ala09+1
Erkekler de boy konusunda çok yalan söylüyorlar bence. Hani 3-5 cm ok da 10cm yalan söylemezsin yani.
0
Amaranta ursula
(30.08.25)
Mağduru suçlamak huydur bizde, samimi fikrimi sorarsan buna şok olman bayağı tatlı bir şey. Herkes de anasının gözü olmasın boşver
0
sekizdokuzon
(30.08.25)
@sonsuz: niye salça olunmuş gibi hissettin ki? Dikkat ettiysen senin gibi konuşuyor insanlar hakkinda dedim, senin tipkinin aynısı demedim. Aslında cevabın araciliginla bahsettiğim insan profili ile ilgili bir şey farkettim, okuyan olursa da isine yarar diye buraya da ekledim.

Son sözü söyleyen olmak istiyorsan öyle kalabilir yine de, bir daha bir şey yazmam söz ^^
0
🌸encokbenisevinnolur
(30.08.25)
Bu tarz uygulama hiç kullanmadım ama kullanmama sebebim bu zaten, kimin gerçeği yansıttığını bilemem. Kimse bilemez, uygulama bilgi vermez.

Bildiğin nitelikli dolandırıcılık olmuş bu, iyi etmişsin topuklamışsın.
0
muhayyer divan
(30.08.25)
@encok, yok ben ne dedim ki aliniyorsun falan diye kelime oyunlari yapmak icin kullanacagin manipülatif politik zekani fotosop ne ai ne nasil ayirt edebiliyoruzu ögrenmeye harca abi de bi dahakine bu kadar hayal kirikligine ugrama :)
0
sonsuz
(30.08.25)
Evet. Sözlükte gencecik durduğu fotoğraflar paylaşan, flört döneminde de süt gibi bembeyaz tenli ve çok genç duran fotoğraflar paylaşan biriyle gerçek hayatta tanıştığımda şok olmuştum. Fotoğrafların hepsi fotoşopluymuş. Dikkat etmemişim. Tatildeyim dediği fotoğraflarda bile kendi dışında arka planda tatil yeri fotoğrafı eklemiş. Gerçekte yüzü gözü kırışık, esmer, yaşlı bir kadın vardı karşımda. Tanıştığımızda ilk sözü; ne oldu fotoğraflarımdan farklı mı görünüyorum, şaşırmış duruyorsun, olmuştu. Hayır, olur mu, ne alaka diyip ghostlamıştım ilk görüşme sonrasında.
0
gabe h coud
(30.08.25)
Erkeklerde ama boy ile alakali yalanlar cikiyor ya :( 3-5 cm degil ama epey bi boy farkindan bahsediyorum. Niye boyle bi sey yapiyorlar ki? Kisa boylu erkeklerde bi kompleks var bence.
Neyse ten rengi konusunda beni bi kisi olumlu anlamda yaniltmisti. Hic fotografi, sosyal medyasi falan yoktu dunyayi gezen birisiydi. Bi tane net olmayan ve esmer gibi duran fotografini gordum.
İs cikisi bulustuk. Adam sarisin, uzun boylu, cok yakisikli birisi cikmisti. Bi insan kendisini 5 lik gibi gosterip bu kadar 10 cikabilir demistim. :)
Sozluktendi bu arada...
0
sey mi dostum
(31.08.25)
Benzeri başıma geldi. Kilosu fotoğraflarda göründüğünden çok fazla olan kadınlar denk geldi.

Online ortamlarda erkeğin kendi ayarında birini bulması zor oluyor. İş veya okul ortamında ilgi görmeyen kadınlar online datingle ego tatmin edip bir şeyler ısmarlatıyorlar.
0
michael harddd
(31.08.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.